19 Mart 2025 tarihinde yaşanan gözaltı ve tutuklamaların üzerinden geçen bir yılı "demokrasiye yönelen tehditlerin gölgesinde bir sene" olarak tanımlayan Antalya Barosu, bu sürecin sadece bir siyasetçiyi değil, temel hak ve özgürlüklerin tamamını hedef aldığını savundu. Baro yönetimi, anayasal güvencelerin açıkça devre dışı bırakıldığını vurguladı.
"Anayasasızlaştırma" Süreci ve Toplumsal Baskı
Yapılan açıklamada, yargının tarafsızlığını yitirdiği ve yasaların özüne aykırı biçimde kullanıldığı bir döneme girildiği ifade edildi. Saraçhane olayları sonrası gelişen demokratik itirazların orantısız güçle bastırıldığı hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi:
"Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, hukuki dayanaktan yoksun soruşturmalarla engellenmiştir. Sanatçılardan gazetecilere, öğrencilerden meslektaşlarımıza kadar toplumun geniş kesimleri üzerinde kurulan bu baskı iklimi, ifade özgürlüğünün fiilen askıya alındığının somut göstergesidir."
Antalya’daki Gençlere Baro Kalkanı: "Bu Kentin Bir Barosu Var"
Sürecin Antalya’daki yansımalarına da değinen Baro, kentte demokratik haklarını kullanan başta üniversite öğrencileri olmak üzere birçok yurttaşın haksız gözaltı ve tutuklamalara maruz kaldığını belirtti. Antalya Barosu, bu zorlu süreçte meslektaşlarının gönüllü katılımıyla adliye ve kolluk birimlerinde etkin bir savunma gerçekleştirdiğini vurgulayarak, "Hiçbir yurttaşımız savunmasız bırakılmadı" mesajını verdi.
Yargıdaki "Ödüllendirme" Mekanizmasına Eleştiri
Açıklamanın en dikkat çekici bölümlerinden biri de, 19 Mart sürecindeki soruşturmaları yürüten yargı mensuplarının idari görevlere getirilmesine yönelik eleştiriler oldu. Baro, bu durumu "kuvvetler ayrılığı ilkesine vurulan bir darbe" olarak nitelendirdi:
"Muhalefete ve sivil topluma yönelik davalarda yer alan yargı mensuplarının Adalet Bakanlığı bünyesine getirilmesi, kamuoyundaki endişelerin ne denli haklı olduğunu ortaya koymuştur. Siyasi davaların bürokratik ödüllendirme mekanizmasına dönüştüğü bir düzende hiçbir yurttaşın hakkı güvende değildir."
Antalya Barosu, açıklamasını hukuk devleti mücadelesini kararlılıkla sürdüreceği sözüyle noktalayarak, Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmadığı bir düzene karşı sessiz kalmayacaklarını duyurdu.