Türkiye'nin dört bir yanında binlerce insanı tuzağa düşüren sanal dolandırıcılık çeteleri, operasyonlarını Antalya'ya taşımaya başladı. Kentte peş peşe patlak veren siber vurgun vakalarının ardından gazetemiz vatandaşı bilgilendirmek ve olası dolandırıcılıkların önüne geçmek amacıyla Antalya Barosu ve Siber Suçlarla Şube Müdürlüğü yetkililerle görüştü.

Hesap Sahipleri Doğrudan Şüpheli
Dijital dolandırıcılık şebekelerinin tuzağına düşerek maddi kazanç amaçlı banka hesaplarını başkalarına devredenler ağır yaptırımlarla karşı karşıya kalıyor. Konunun hukuki ve güvenlik boyutunu ele alan Antalya Barosu ile emniyet birimleri, sanal dünyada atılan her adımın iz bıraktığını ve hesap sahiplerinin doğrudan şüpheli konumuna düştüğünü bildirdi.
Hukuki Süreç: Hesap Sahipleri Suça İştirakten Yargılanıyor
Antalya Barosu Genel Sekreteri Çevik Köken, adli soruşturmalarda tespit edilen ilk kişilerin banka hesabı veya telefon hattı sahipleri olduğunu aktardı. Türk Ceza Kanunu kapsamında bu eylemlerin "nitelikli dolandırıcılık" başlığı altında değerlendirildiğini belirten Köken, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen bu suçlarda kişi başı 4 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası talep edildiğini ifade etti.
Hesabını Kullandıranlar Yandı: Yabancı Hatlarla Siber Tuzak
Köken'in paylaştığı bilgilere göre, asıl faillerin bulunamadığı dosyalarda, hesaplarını kullandıran bireyler mevcut duruma göre "yardım eden" sıfatıyla yargılanıyor. Şüphelilerin iz kaybettirmek amacıyla 0850'li numaraların yanı sıra Tayland ve Almanya gibi ülkelerden alınan yabancı hatları da kullandığı belirtildi. Köken, hukuki mağduriyet yaşanmaması adına vatandaşların telefonda herhangi bir onaya onay vermemeleri ve arayan kurumu kendilerinin geri arayarak teyit etmeleri gerektiğini kaydetti.

Siberden Uyarı: Hedefte Gençler Var
Hukuki sürecin yanı sıra olayın operasyonel boyutunu inceleyen Antalya İl Emniyet Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, şebekelerin özellikle 18-19 yaş aralığındaki gençleri ve ekonomik sıkıntı çeken kişileri hedef aldığını belirledi. İncelenen olaylara göre şüpheliler, Instagram ve Telegram platformları üzerinden yüksek kazanç vaat eden ilanlar vererek banka hesaplarını ve mobil bankacılık şifrelerini temin ediyor. Toplanan paralar, takibi zorlaştırmak amacıyla peş peşe farklı hesaplara aktarılıyor ve son aşamada ATM cihazlarından çekiliyor ya da kripto varlık borsaları üzerinden soğuk cüzdanlara transfer ediliyor.

Sesle Hipnoz İddiaları ve Alınması Gereken Önlemler
Emniyet yetkilileri, sanal ortamda oluşturulan dijital ayak izinin siber polisler tarafından adım adım takip edilebildiğini ve hesabını kullandıran kişilerin mağdur değil, suça iştirak eden şüpheliler olarak yasal işleme tabi tutulduğunu bildirdi.
Şüphelilerin mağdurları telefonda "sesle hipnoz" yaptığı yönündeki iddialara da değinilen siber suçlar açıklamalarında, bu durumun tıbbi bir geçerliliği olmadığı; eylemin hedef kişilerin psikolojik zafiyetlerini kullanan sosyal mühendislik taktiklerinden ibaret olduğu kaydedildi. Yetkililer güvenlik tedbiri olarak; e-Devlet, kimlik ve mobil bankacılık şifrelerinin üçüncü kişilerle paylaşılmaması ile telefonda kendisini savcı veya polis olarak tanıtarak para talep edenlere kesinlikle itibar edilmemesi gerektiğini hatırlattı.
Barodan ve Siber Suçlardan Ortak Uyarı
Olası hukuki mağduriyetlerin önüne geçilebilmesi için yasal adımları hatırlatan Köken, vatandaşların telefonda duydukları hiçbir talebe veya işleme onay vermemesi, şüpheli durumlarda telefonu kapatarak ilgili kurumu bizzat arayıp durumu teyit etmesi gerektiğini vurguladı. Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü yetkilileri ise kamu görevlilerinin telefonda asla para veya şifre talep etmeyeceğinin altını çizerek; kimlik, e-Devlet ve mobil bankacılık bilgilerinin en yakın çevre de dahil olmak üzere hiçbir üçüncü şahısla kesinlikle paylaşılmaması gerektiğini kaydetti.