Antalya Barosu, İstanbul Barosu yönetimine yönelik açılan davanın karar celsesine katılım sağlayarak yargı sürecine ilişkin güçlü mesajlar verdi. Baro Başkanı Avukat Ali Çağdaş Bozaner, Silivri’de görülen duruşmada hazır bulundu.
İstanbul Barosu Yönetimine Yönelik Dava
İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında açılan dava, baronun kamusal açıklamaları, mesleki faaliyetleri ve savunma hakkına ilişkin tutumları nedeniyle başlatıldı. İddianamede, baro yönetiminin yaptığı bazı açıklamaların ve eylemlerin “görev sınırlarını aştığı” ileri sürülerek cezai sorumluluk isnat edildi.

Baro yönetimi ise suçlamaların Anayasa ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü, savunma hakkı ve baroların kamusal niteliği kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurguluyor. Savunmalarda, baroların yalnızca meslek örgütü değil, aynı zamanda hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını korumakla yükümlü anayasal kurumlar olduğu ifade edildi.
Antalya Barosu'ndan İstanbul'a Destek
Antalya Barosu’ndan Emperyalizm Tepkisi: Bu Bir Hukuk Darbesidir
Antalya Barosu Harekete Geçti: Görev Başındaki Avukata Silahlı Saldırı
Antalya Barosu’ndan Muhittin Böcek İçin Tahliye Çağrısı!
Karar Celsesinin İlk Gününde Savunmalar Alındı
İstanbul 26’ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan ve Silivri’de görülen davanın karar celsesinin birkaç gün sürmesi bekleniyor. İlk gün gerçekleştirilen duruşmada, İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri kapsamlı savunmalarını sundu. Savunmalarda, davanın baroların kurumsal bağımsızlığına yönelik bir yargısal müdahale niteliği taşıdığı görüşü dile getirildi.
Silivri Cezaevi’nde Ziyaret
Duruşma arasında baro başkanları, Silivri Cezaevi’nde bulunan Ekrem İmamoğlu, Zeydan Karalar, Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay ile görüştü. Ziyaretlerin dayanışma ve hukuki destek amacı taşıdığı belirtildi.
“Savunmaya Müdahale, Topluma Gözdağıdır”
Antalya Barosu tarafından yapılan açıklamada, barolara ve savunma makamına yönelik yargı eliyle gerçekleştirilen müdahalelerin yalnızca meslek örgütlerini hedef almadığı ifade edildi. Açıklamada, bu tür davaların toplumu susturma ve yurttaşlar üzerinde baskı oluşturma amacı taşıdığı vurgulandı.