Bursa’da Balıkçı Adem Amca ve Yaren Leylek’in dostluğunu dünyaya duyuran doğa fotoğrafçısı Alper Tüydeş, Antalya’da doğaseverlerle bir araya geldi. "Havadan, Sudan ve Kuştan Sohbetler" etkinliğinde konuşan Tüydeş, özellikle küresel iklim krizi ve yanlış ağaçlandırma politikalarının su kaynakları üzerindeki yıkıcı etkisine dikkat çekti. Antalya sahillerinin ve Torosların göç rotası üzerindeki önemine değinen gözlemci, doğanın "böbrekleri" sayılan bataklıkların korunması gerektiğini vurguladı.

"Okaliptüs Bu Ülkenin Ağacı Değil"
Geçmişte sıtma ile mücadele ve bataklık kurutma amacıyla dikilen okaliptüs ağaçlarının günümüzde su hırsızına dönüştüğünü belirten Alper Tüydeş, "Antalya bölgesinde de o kadar güçlü ağaçların geliş sebebi zaten bu bataklık kurutması için. Günümüzde su kaynakları azalıyor diyorsak radikal bir karar alıp, okaliptüs ağaçlarının hepsini köklememiz gerekiyor. Bu ülkenin ağacı değil. Zamanında bataklıkları kurutmak için getirilmiş ve şu an kendi başına yayılmaya devam ediyorlar. Gediz Deltası kuruyor diye ağlıyorlar ama orada okaliptüslerden oluşan devasa bir orman var” şeklinde açıklama yaptı.

Bataklıklar Doğanın Dinlenme Tesisidir
Bataklıkların "pis kokulu yerler" olduğu algısının yanlış olduğunu ifade eden Tüydeş, bu alanların canlı çeşitliliği için kritik önemde olduğunu söyledi. Sulak alanların karbon salınımını ormanlardan daha fazla tuttuğunu hatırlatan Tüydeş, "Bataklıklar aslında tatlı su kaynaklarının filtre merkezleridir. Göç döneminde leylekler, pelikanlar ve kartallar için birer dinlenme tesisi gibidir. Ancak biz göl ve dere kıyılarını derinleştirerek bu kuşların beslenme alanlarını yok ediyoruz. Kuşların ayaklarının batmayacağı derinlikteki sularda avlanması gerekiyor; suları derinleştirip havuza çevirdiğimizde yaban hayatına iyilik değil, kötülük yapıyoruz." dedi.

"Şehircilik Doğadan Yana Olmalı"
Okaliptüslerin her gün kilolarca su çekerek yer altı kaynaklarını kuruttuğunu işaret eden Tüydeş, çözümün planlı şehircilikten geçtiğini belirtti. Sadece ağaçların kesilmesinin yeterli olmayacağını, tarımsal faaliyetlerin de yeniden düzenlenmesi gerektiğini söyleyen Tüydeş; "Bizler gözlemciyiz ama bu işi teknik ve akademik uzmanlarla ele alıp azalan su kaynaklarımızı korumalıyız. Bir yerden başlanmalı," diyerek yetkililere seslendi.
Türkiye'nin 10 Yıllık Su Haritası Netleşti: 141 Eylemli 2026-2035 Ulusal Su Planı
Antalya’da İklim Dengesi Değişiyor
Antalya’da Kritik Çevre Zirvesi: Sulak Alanlar İçin Doğa Temelli Çözümler