Bakan Tekin’in açıklaması hakkında suç duyurusunda bulunan Eğitim-İş Sendikası’nın yanı sıra CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı’da Bakan Tekin’i istifaya davet etti. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği’de Bakan Tekin’e tepki gösterirken, konuyla ilgili görüşülen emekli Diplomat Gürsel Demirok ise, “Gençlik çok büyük tehdit altında. Geleceğimiz korumak için elimizden ne gelirse yapalım” ifadelerini kullandı. Bakan Tekin’in açıklamasına velilerde isyan ederken, eğitimin gericileştirilmemesi için mücadele edeceklerini kaydetti. Sendikalar, siyasi partiler ve veliler bakanlığın tarikat ve cemaatlerle yaptığı protokollerin iptal edilmesini istedi. 

AÇIK SUÇ

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin hakkında suç duyurusunda bulunan Eğitim-İş, Bakan Tekin hakkında gerekenin yapılması gerektiğini belirtti. Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar açıklamasında, “Konuşma içeriğinden de açıkça anlaşılacağı üzere Milli Eğitim Bakanlığınca tarikat ve cemaatlerle protokol yapıldığı, en az 10 tane mevcut protokol olduğu ve protokol yapılmaya da devam edileceği, bizzat bakan tarafından ikrar edilmiştir.  Söz konusu açıklamalar  ve yapılan uygulamaların itirafı ve de yapılmaya devam edileceğine  dair ifadeler açıkça suç ikrarıdır. Bu ifadeler, gerek Anayasa gerekse de 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda "Laik Devlet ilkesinin" gereği olarak laik eğitim sistemi esası adeta yerle bir edildiğinin, bizzat Milli Eğitim Bakanı tarafından tarikat ve cemaatlerin  milli eğitim sisteminin bir parçası haline getirildiğinin  ve bunlara imtiyaz  tanındığının  itirafı olarak açıkça meydan okur şekilde ilan edilmiştir” dedi.

TARİKATLAR DEVLETE SIZDI

Sadık Acar, “Ülkenin neredeyse en büyük taşra teşkilatı ağına ve de en çok personeline sahip olan Bakanın başında olduğu Milli Eğitim Bakanlığı'nın bunca kamu kaynağı sarf etmesine karşın tam olarak hangi kamu hizmetini ne gerekçeyle yerine getirememektedir ki; başkaca  tarikat ve cemaatlerin  ilave olarak desteğine ihtiyaç duymaktadır.          15 Temmuz hain darbe girişiminin daha hafızalarda taze olduğu şu dönemde, tarikat ve cemaatlerin  devletin kurumlarına sızmasının oluşturduğu milli  güvenlik tehdidi ortadayken Bakanın tarikat ve cemaatleri  devletin içinde faaliyet göstermesine olanak sağladığına yönelik itirafı açıkça suç ikrarıdır. Bu nedenlerden dolayı Eğitim-İş olarak Bakan Yusuf TEKİN hakkında sendikamızca suç duyurusunda bulunulmuştur. Bakanın bu ifadesiyle, terörle mücadelede hayatları pahasına görev yapan kamu görevlileri dahil hiçe sayılarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti yok farz edilerek  terörle mücadeleyi kim olduğu belirsiz bu tarikat ve cemaatlerin  yerine getirdiği iddia edilmektedir” dedi.                                  

EĞİTİMİN TEMEL İLKELERİNDEN UZAKLAŞILDI

Yusuf Tekin'in, “Tarikat ve cemaatlerle protokol yapmaya devam edeceğiz” diyerek, yıllardır eğitim sistemi üzerinden sürdürülen “eğitimde dinselleşme” uygulamalarını bakanlık politikası olarak sürdüreceklerini itiraf ettiğini bildirdi. Bakan Tekin'in, eğitim sistemini yıllardır kuşatan tarikat ve cemaatleri, “sivil toplum örgütü” (STK) olarak tanımlandığına işaret eden CHP Antalya İl Başkanı Nail Kamacı, "İktidarın 12 Eylül rejiminden miras aldığı eğitim sisteminin gericileştirilmesi yaklaşımı, eğitim sistemi içine yerleştirdiği dini vakıf ve cemaatler tarafından okullar, yurtlar, kurslar vb. üzerinden doğrudan iktidar desteğiyle tıpkı bir örümcek ağı gibi 21 yılda bütün eğitim sistemini kuşatmıştır. Eğitim sistemi evrensel değerler temelinde biçimlendirilmelidir. Toplumda ve okullarda bütün din ve inançtan insanlar, eşit koşullarda yaşamak ve aynı kurallara uymak durumundadır. Laiklik, herhangi bir gruba ya da mezhebe dinsel ayrıcalık ve üstünlük tanınmaması, farklı inançlardaki insanlar arasında eşitliğin sağlanmasının temel koşuludur. Bunun gerçekleşmesi için MEB başta olmak üzere, tüm devlet kurumlarının farklı din, mezhep ve inançlara eşit mesafede durması ve ayrımcılık yapmaması gerekirken Geçen 21 yıl içinde, eğitim biliminin en temel ilkeleri ve öğrencilerin gelişim süreçleri yok sayılarak hayata geçirilen eğitimde bilimsel yaklaşım yerine inanç temelli adımlar, öğrenciler ve veliler üzerinde yoğun psikolojik baskı oluşturmaya başlamıştır. Milli Eğitim Bakanlığı makamında bulunan kişi laik Türkiye Cumhuriyeti’ne, laik eğitim sistemine karşı açıkça savaş açmıştır. Laisizmi, çağdaş eğitimi terörizmle bir tutarak çağdaşlık, evrensellik ve Cumhuriyet düşmanlığını ilan etmiştir. Böyle bir kişi Milli Eğitim Bakanlığı gibi ülkemizin ve en değerli varlıklarımız olan çocuklarımızın yaşamları ile ilgili bu kadar önemli bir makamda bir saniye bile kalamaz. Milli Eğitim Bakanı derhal istifa etmeli ve hükümet, eğitim politikasını Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine uygun biçimde, çağdaş, demokratik bilimsel bakış açısıyla ve fırsat eşitliği temelinde yeniden düzenlemelidir” dedi.

Muratpaşa’da Sular Durulmuyor Muratpaşa’da Sular Durulmuyor

LAİKLİĞE AYKIRI

Emekli Diplomat Gürsel Demirok ise, “Milli Eğitim Bakanlığı'nın tarikat ve cemaatlerle imzaladığı protokoller, kamuoyunda büyük tepkilere neden olmaktadır. Bakan, çocukların dağa çıkmasını önlemek amacıyla yapılan bu anlaşmalara olan devam kararını savunsa da, liseli gençler bu duruma şiddetli bir şekilde karşı çıkmaktadır. Türkiye Liseliler Birliği tarafından yapılan bir video açıklamada, Bakanlığın "Hayat Boyu Öğrenme Projesi" kapsamında tarikat ve cemaatlerle imzalanan protokoller sert bir dille eleştirilmekte ve protokollerin iptali için imza kampanyası başlatılmıştır.
Bakan, protokollerin gerekçesini güvenlikle ilgili olduğunu belirtirken, liseli gençler ve Türkiye Liseliler Birliği, bu açıklamayı kabul etmemekte ve eleştirilerini sürdürmektedir. Öğrenci birlikleri, Bakanlığın tarikat ve cemaatlerle işbirliğini, öğrenci güvenliği ve eğitim kalitesi açısından tehlikeli bulmaktadır. Öte yandan, Bakan, çocukların dağa çıkmasını engelleme amacının güvenlikle ilgili olduğunu vurgular. Ancak, geçmişteki örnekler göstermektedir ki, bu tür yapılanmaların milli güvenliği tehdit edebileceği konusunda güvenlik kurumlarının uyarıları dikkate alınmalıdır. Örneğin, FETÖ terör örgütü, Meclis'e yönelik bir saldırı düzenledikten sonra MGK tarafından terör örgütü olarak ilan edilmiştir. Bu nedenle, güvenlik kurumlarının benzer yapılanmaların tehlikelerine dair uyarılarının dikkate alınması, gelecekte olası tehditleri engellemek adına önemlidir. Bu durum Cumhuriyet’e ve laikliğe aykırıdır” diye konuştu.

TOPLUMDA GERİLİM ARTTI

TÜKD Genel Merkezi’nden yapılan açıklamada Bakan Tekin’e tepki gösterildi. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği tarafından yayınlanan kınama yazısında; Milli Eğitim Bakanı Tekin'in okullardaki eğitim programlarının tarikatlarla yapılan protokollerle şekillendirildiğine ve bu uygulamanın devam ettirileceğine dair itiraf niteliğindeki açıklamasının esef verici ve bir o kadar da ürkütücü olduğu vurgulandı. MEB ile dini Vakıf ve cemaatler arasında yapılan protokollerle; okullarda evrensel ilkeler temelinde verilmeye çalışılan 'değerler eğitimi' yerine, din temelli 'manevi değerler eğitiminin’ konulmasının amaçlandığına dikkat çekilen açıklamada, dinselleşme çabalarının eğitimin bütün kademelerine yansıtılmak istendiği, belirli bir inanç sisteminin temsilcileri tarafından laik eğitim sisteminin çökertilip, doğmalara dayalı eğitime geçişin hedeflendiği ifade edildi. MEB tarafından müspet ilimin temel ilkelerinden uzaklaşıldığını belirten Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği yönetimi ve üyeleri, eğitim programlarının dini esaslar çerçevesinde biçimlendirilmesi yolunda atılan adımların sonuncusu olan ve MEB'in ısrarla sürdürüleceğini ifade ettiği protokollerin uygulamaya konulmasının, toplumun tüm katmanlarında gerilim yarattığı ve  özellikle de öğrenciler ile veliler üzerinde oluşan psikolojik baskının onarılmaz bir kuşatılmışlık duygusu oluşturduğu belirtildi.

Kaynak: Arda KIR