5 BİN ÖĞRENCİ KYK’DA KALIYOR
Tıp, diş Hekimliği, Hemşirelik gibi bölümlerde öğrenim gören 5 bin öğrencinin ve 8 bin depremzedenin KYK yurtlarında kaldığı öğrenildi. Alınan bilgiye göre depremzedeler için konteyner kent ve çadır kentler oluşturularak KYK yurtlarındaki depremzedeler o alanlara alınacak. Yaz ayında depremzedelerin yurtları boşaltacağı ve yurtların 2023-2024 eğitim yılı için öğrenciler için hazırlanacağı bilgisi edinilirken, 22 bin ilkokul, ortaokul ve lise öğrencisinin Antalya’ya nakil aldığı ve kamu misafirhanelerinde ise 4 bin 200 depremzedenin barındığı açıklandı. Antalya’da iklimin düzelmesi ile birlikte depremzedelerin KYK yurtlarından ayrılacağı tahmin edilirken, depremzedelerin içinde üniversite öğrencilerinin de olduğu öğrenildi.


AİLELER EKONOMİK DURUMU DÜŞÜNÜYOR
İkametgahı Antalya’da olan öğrencilerin online eğitim ile eğitim öğrenimlerine devam ettiği de bilinirken Mayıs ayında üniversiteler açıldığı takdirde Antalya’da özel yurtların ve kira fiyatlarının yüksek olması sebebi ile aileler ekonomik açıdan zorlanacakları için öğrencilerin üniversiteye dönemeyeceği belirtiliyor. Akdeniz Üniversitesi’nin 60 binden fazla öğrencisi bulunurken KYK yurtlarının kapasitesi ise 20 bin civarında. KYK yurtlarında konaklayamayacak olan öğrenciler ise ekonomik koşullar sebebi ile ‘1 ay için 12 aylık kiralama yapamayız’ diyerek online eğitim yolunu seçti. Antalya’da birçok öğrencinin özel yurtlarını ve evlerini boşalttığı bilinirken, üniversitelerin tam anlamıyla açılması 2023-2024 eğitim öğretim yılında olacağı belirtiliyor.
“KARAR UYGULANABİLİR DEĞİL”
Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Nurettin Sönmez, “YÖK’ün üniversiteleri uzaktan eğitime geçirmesi en başında hataydı. Eğitim açısından kabul edilebilir bir karar değildi. Hükümet bu işin kolayına kaçarak depremzedeleri yerleştirme adına üniversiteleri kapattı. Depremzedeler yurtlardayken üniversiteleri yüz yüze eğitime geçiriyoruz demek, devletin sorumluluğu üzerinden atmasıdır. Öğrenciler nerede barınacak ki yüz yüze eğitim alabilsinler? Üniversite öğrencilerinin barınma alanları zaten yetersiz. Antalya’da ikametgahı bulunan öğrenciler de derse gitmiyor. Bu kararın uygulanabilirliği ile ilgili. Uygulanabilir bir karar alınmadı” dedi.
“SORUMLULUK ÖĞRENCİNİN ÜZERİNE ATILDI”
Başkan Nurettin Sönmez, “Ders öğrenci ile yapılır, 3 öğrenci 5 öğrenci ile ders yapılmaz. Üniversite eğitimi için sosyal bir ortamın oluşması lazım. Eğitim pedagojisi açısından sistem kurulmalı. Devlet ben üniversiteleri açıyorum, isteyen gelsin, isteyen gelmesin dedi. Seçim öncesi iktidar sorumluluğu üzerinden attı. Tam bir kaos ortamı. İktidar gençlerin kendisini desteklemediğini görüyor. Dolayısıyla gençliği bir yerden başka bir yere sürüklüyor. Mantıkla akılla izah edilir bir durum değil. Biz en baştan itibaren ‘İlk gözden çıkarılan eğitim’ olmamalıydı dedik. Şimdi de yüz yüze eğitimin bir an önce başlatılmasını istiyoruz; bu başlatılmadan da depremzedelerin uygun yerlere yerleştirilerek gerçek bir üniversite ortamının oluşturularak öğrencilerin derslere katılmasını sağlamak gerekir. Bu yapılmadığı için tam bir kaos ortamı oluşturuldu. Sorumluluk öğrencinin üzerine atıldı” dedi.
“BİR KUŞAK FEDA EDİLDİ”
Türkiye İşçi Partisi Antalya Milletvekili Adayı ve tıp öğrencisi Ahmet Elataş ise, “Deprem felaketinin ardından milyonlarca boş konut ve atıl durumda olan işletmeye rağmen ilk akla gelen KYK yurtları oldu, bu hem sosyal hayata bir an önce dahil olması gereken depremzedeler hem de öğrenciler için yıkıcı sonuçlara sebep olmuştur. Buradan da anlıyoruz ki herhangi bir kriz anında ilk önce feda edilen gençlik ve öğrencinin eğitim hakkıdır. İlk akla gelenlerden biri ise öğrenci hareketinin önüne ket vurup iktidara karşı oluşacak tepkilerin kitleselleşmesini engelleme çabasıdır. Biz bu hikayeyi pandemiden de hatırlıyoruz. Şimdi ise KYK yurtlarının dolu olmasına rağmen hibrit eğitime geçtiler, okulu açtılar ancak okula gidecek öğrenci bulamıyorlar. Kampüsler boş, bir kuşak hem pandeminin hem de depremin ardından üniversite hayatından tümüyle mahrum bırakıldı, bunun yıkıcı sonuçları olacağı gibi aynı zamanda tarihimizde kara bir satır olarak geçecektir” dedi.
Arda KIR