Dijital dünyanın parıltılı maskeleri bir bir düşerken, sanatçı Aydilge’den ezber bozan bir çıkış geldi. Danla Bilic’in bedenen ve ruhen tükendiğini açıklamasını bir "kırılma sesi" olarak nitelendiren Aydilge, vitrinlerin arkasındaki boşluğa dikkat çekti. Sahip olduklarımızın mı bize, yoksa bizim mi onlara ait olduğumuzu sorgulayan sanatçının yorumları, sosyal medyada yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Mükemmellik illüzyonu kırıldı!
Sanatçı Aydilge, influencer dünyasının en popüler isimlerinden biri olan Danla Bilic’in son dönemdeki sağlık ve psikolojik durumuna ilişkin paylaşımlarını mercek altına aldı. Aydilge, Bilic’in sistemin dayattığı standartlara uyum sağlama çabası içerisinde yaşadığı yıpranmayı, dijital çağdaki "mükemmellik kurgusunun" çöküşü olarak tanımladı.
Nesneler temel ihtiyaçlar için değil
Değerlendirmesinde sosyolog Jean Baudrillard’ın teorilerine atıfta bulunan Aydilge, günümüz insanının nesneleri temel ihtiyaçlar için değil, kimlik inşası için kullandığını belirtti. Sanatçıya göre; kullanılan telefonlar statüyü, seçilen kıyafetler kalite algısını, okunan kitaplar ise entelektüel düzeyi kanıtlama aracı haline dönüşmüş durumda.
"Etiketlerden mi İbaretiz?"
Aydilge, paylaşılan içeriklerin ve sunulan süslü paketlerin içindeki "gerçek insan" varlığının kaybolmaya başladığına vurgu yaptı. İnsanların kendi öz benliklerinden ziyade sadece dışarıya sundukları etiketlerden ibaret kalma riskine değinen sanatçı, takipçilerine eşyaların mı insanları yönettiği, yoksa insanların mı eşyalara sahip olduğu sorusunu yöneltti.