Kaçak Silahlar Mutlaka Toplatılmalıdır
Gün geçmiyor ki ölümsüz bir gün görsün Türkiye. Kadınlar hunharca öldürülüyor, akran savaşı yeni bir moda hâline getirilmiş; 13-14-15 yaşındaki çocuklar sokaklarda silahlarla, palalarla birbirini boğazlıyor, öldürüyor; bıçaklarla acımadan arkadaşının bedenine defalarca saplayıp öldürüyor. Kadın, boşanma davası açtığı ve eşine uzaklaştırma kararı çıkarttığı hâlde, katil eşi kadının ensesinde bir nefes gibi takip ediyor; sokağın ortasında, çocuğunun gözü önünde acımasızca ateş edip öldürüyor; hatta eşiyle birlikte zavallı, sabi yaştaki çocuklarını da vurup öldürüyor, facialar yaratıyor. Katilin geçmişine bakıyorsunuz: defalarca suç işlemiş, suç işlemekten doymayan, cana kıyan, mahiyeti meçhul bir mahlûkat.
Bütün bu gidişat ve benzerleri, 86 milyon Misak-ı Millî mukiminin sinir uçlarıyla oynuyor; bir milletin psikolojik travmaya sürüklenmesine neden olunmaktadır.
Bizler de ülkenin kamuoyu olarak çözüm noktasında bazı katkılarda bulunmayı defalarca tekrarladık; insanlığın geleceği ve ülkenin genel güvenliğinin temini, umum kamu yararının gözetilmesi adına katkı koyma isteğimizi sürdüreceğiz.
Bu, bizim evrensel haklarımız arasındadır.
Bir Örnekle, Alınması Gereken Tedbirleri Bir Kere Daha Anımsarsak:
27 Mayıs 1960 İhtilali sürecinde ülkemizde sayısı bilinmeyen, belki on binlerce kaçak silahın toplatılmasına Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, Millî Birlik Komitesi Başkanı olarak karar verdi.
Hatırlanacağı üzere, bir ay içinde elindeki kaçak silahları il ve ilçelerdeki askerî karakollara teslim etmeyenler için ağır hapis cezaları öngörüldü.
Olay geniş halk kitlelerine duyuruldu. Teslimde endişesi olanların ise hiç çekinmeden silahlarını gece saatlerinde camilerin bahçesine atabilecekleri şeklinde kolaylık gösterildi. Camilerin avluları silahlarla dolup taştı. Ölüm ve gaspın, hukuksuzlukların seviyesinde hızla düşüş görüldü. Zaman içinde durum daha da memnuniyet verici sonuçlarla karşılandı.
66 yıl önceki bir örnek hatırlanarak, acaba bu ve benzeri tedbirler; kaybedilmeye devam eden canlar için ve akan gözyaşlarının dindirilmesi için bir çözüm olamaz mı diye aklına geliyor insanın.
İlaveten, bu konuda en ağır cezaların uygulanması gerekir. Diğer taraftan psikologlar, pedagoglar ve ilgili bilim insanlarımız örgütlenerek bütün toplum kesimlerinde detaylı çalışma ve araştırmalar yapmalı; buna yönelik projeler hazırlanıp İçişleri Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve ilgili diğer bakanlık kuruluşlarıyla birlikte, ülkenin çok önemli sorunu olan bu konunun çözümü için, ailelerin de içinde bulunacağı projeler mutlaka hazırlanıp uygulamaya konulmalıdır.