Antalya, dünya genelinde sadece deniz, kum ve güneş üçlüsüyle değil, binlerce yıllık köklü geçmişiyle de turizmin başkenti olma unvanını koruyor.
Şehrin her köşesinden fışkıran antik kalıntılar, her yıl milyonlarca kültür meraklısını da bu coğrafyaya çekiyor. Bu zenginliğin en özel duraklarından biri olan Kemer ilçesindeki Phaselis Antik Kenti, Antalya İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü'nün resmi sosyal medya hesaplarından yaptığı son paylaşımla yeniden dijital dünyanın ve seyahat tutkunlarının gündemine geldi.

Antik Limanların Gölgesinde Zamanı Durduran Rota: Phaselis
Müdürlük tarafından yapılan paylaşımda, "Phaselis’te tarih, denize kadar uzanır. Antik liman yollarında yürürken çamların gölgesi, taş yapıların sessizliği ve koyun mavisi aynı manzarada buluşur. Antalya’da geçmişi yalnızca görmek değil, hissetmek isteyenler için özel bir rota" denildi.

Phaselis Antik Kenti
Bey Dağları Sahil Milli Parkı'nın çam ve sedir ormanları arasında yer alan antik Phaselis Antik Kenti, Kemer'in 16 kilometre batısında bulunuyor. Akdeniz'e uzanan küçük yarımada üzerindeki Phaselis’in M.Ö. 7. yüzyılda, Rodoslu kolonistlerce kurulduğu düşünülüyor. Coğrafi konumu ile önemli bir liman kenti olan Phaselis, üç limana sahip: Yarımadanın kuzeyindeki Kuzey Liman, kuzeydoğusundaki Askeri Liman ve güneybatısındaki Güney Liman.
Phaselis'te sırasıyla M.Ö. 5. yüzyılda Pers, 4. yüzyılda Kayra Satrabı Mausolos ve komşu kent Limyra’nın Kralı Perikle'nin egemenlikleri görülmüş. M.Ö. 333 yılında Büyük İskender’i altın taçla karşılamaları, kent tarihinin önemli anlarıdır. İskender’den sonra birçok kez el değiştiren Phaselis, M.Ö. 167’de Likya Birliği'ne üye olup Birlik sikkeleri basar. Bir süre komşu kent Olympos ile korsanların talanlarına maruz kalmasının ardından M.Ö. 43’te Roma egemenliğine girer. Bu dönem, kentte yeniden yapılanma ve en az 300 yıl sürecek refahın başlangıcıdır. 5. ve 6. yüzyılları Bizans egemenliğinde geçiren kentte günümüze ulaşan kalıntılar çoğunlukla Roma ve Bizans dönemlerine aittir.

Phaselis Antik Kenti ören yerinin girişine yakın sağ tarafta kentin eski surlarıyla (M.Ö. 3. yüzyıl), tapınak veya anıtsal mezar olabilecek temel kalıntılarına rastlanır. Kuzey Limanı arkasındaki yamaç, mezarlık alanıdır. Günümüze ulaşan en anıtsal yapı ise kuzeydeki tepede yer alan kaynaktan su getirmek amacıyla inşa edilmiş görkemli su kemerleridir. Roma Dönemi'nde inşa ettirilen bu kemerler ile uzak mesafelerden su getirilmesi başarılmış, künk ve kanallar vasıtasıyla da kentin her noktasına su dağıtımı yapılmıştır. Biri tiyatro karşısında, diğer ikisi Güney Liman'a giden ana caddenin sağında olmak üzere 3 agora bulunmaktadır. Tiyatronun karşısındaki agoranın içinde bugün Bizans Dönemi’ne ait küçük bir bazilikanın kalıntıları yer alır. Kentin diğer iki önemli kalıntısı kent meydanındaki, biri küçük diğeri büyük iki hamam yapısıdır.