Küresel İklim Konferansı (COP31), bu yılın kasım ayında Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek. Dünya liderlerinin küresel finans ve ticaret dengelerine odaklanacağı bu dev zirve öncesinde, Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği’nin de aralarında bulunduğu kadın örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, iklim krizinin insani boyutunu gündeme taşımak amacıyla kapsamlı bir hazırlık sürecine girdi. Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarının COP31 ajandasında güçlü ve sarsılmaz bir şekilde yer almasını sağlamak amacıyla İstanbul’da geniş katılımlı bir istişare toplantısı düzenledi. Uçan Süpürge Vakfı Başkanı Ayşe Ürün Güner ile Uçan Süpürge Genel Koordinatörü Selen Doğan'ın da katıldığı bu stratejik buluşmada, sivil toplum bileşenleri iklim adaleti mücadelesindeki kararlılıklarını ortaya koydu.
İklim Krizi Teknik Bir Detay Değil, Bir İnsan Hakları Meselesidir
Toplantıda söz alan Genel Koordinatör Selen Doğan, iklim adaleti ile kadın hakları arasındaki koparılamaz bağı şu sözlerle vurguladı:
"İklim değişimi ve biyoçeşitlilik krizi feminist bir meseledir ve toplumsal cinsiyet eşitliği perspektifi iklim eyleminin olmazsa olmazıdır. Bir yeryüzü krizi olan iklim değişimi insanların ve insan olmayanların haklarını doğrudan etkiler. Bu nedenle sadece meteorolojinin değil, uluslararası insan hakları hukukunun da konusudur."
Toplantıda paylaşılan değerlendirmelere göre, küresel ısınma ve ekolojik yıkım toplumsal eşitsizlikleri doğrudan derinleştirdi. Ekolojik yıkım nedeniyle yaşanan zorunlu göçler ve barınma sorunları en çok kadınları ve kız çocuklarını etkilerken, kuraklık ve tarımsal verimsizlik de tarım işçisi kadınların çalışma koşullarını ağırlaştırarak gıdaya erişimi zorlaştırdı.
Bununla birlikte doğal afetler ve ekonomik darboğazların yaşandığı bölgelerde, kız çocuklarının erken yaşta evlendirilme oranlarında ve ev içi şiddet vakalarında artış gözlendi. Engelliler, yaşlılar ve göçmenler gibi kırılgan grupların iklim krizinden etkilenme oranları ise karar alıcı mekanizmalar tarafından çoğunlukla arka planda bırakıldı.
Sivil Toplum Küresel Finansın Karşısında "Yaşam Hakkını" Savunacak
Kasım ayındaki resmi zirvede devletlerin ve küresel şirketlerin önceliği ağırlıklı olarak yeşil finans, karbon ticareti ve yeni piyasa koşulları iken; kadın örgütleri ve sivil toplum bileşenleri kadınların, çocukların, engellilerin, göçmenlerin, mevsimlik tarım işçilerinin, yoksulların ve tüm dezavantajlı grupların yaşam hakkını savunmak üzere zirvedeki yerini alacak.
Halkların İklim Zirvesi’nin aktif bir bileşeni olan Uçan Süpürge Vakfı da COP31 sürecini yakından takip ederek bünyesindeki uzman iletişimciler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları aracılığıyla sivil katılımın sesini küresel kamuoyuna duyurmayı hedef olarak belirledi.