Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Gündem | Türk Ocağı’nda konu Hazaralar

Türk Ocağı’nda konu Hazaralar

Gönüllüler kuruluşu olarak 190 tıbbiye öğrencisinin 1911’de yaptıkları bir toplantı ile başlayan ve 1922’de Mustafa Kemal Atatürk’ün destekleri ile güçlenerek büyüyen, siyasi kesintiler olsa da günümüze kadar varlığını sürdüren Türk Ocağı’nın...

Gönüllüler kuruluşu olarak 190 tıbbiye öğrencisinin 1911’de yaptıkları bir toplantı ile başlayan ve 1922’de Mustafa Kemal Atatürk’ün destekleri ile güçlenerek büyüyen, siyasi kesintiler olsa da günümüze kadar varlığını sürdüren Türk Ocağı’nın...

Türk Ocağı’nda konu Hazaralar

Kültür sanat ve bilimsel faaliyetlerini sürdüren Türk Ocağı Antalya Şubesi, genel merkez politikaları çerçevesinde Türk kültür ve tarihine katkılarda bulunmaya devam etmektedir. Hafta sonu yapılan toplantıda konuşmacı olarak davet edilen Akdeniz Üniversitesi Tıbbi Genetik Bölümü Öğretim Üyesi, Hazara Türkü Prof. Asef Moballegh, Afganistan’da yaşayan Özbek, Türkmen, Tacik, Peştun ve Hazaralılar’ı konu alan bir sunum yaptı.

Başkan Abdullah Uysal’ın Ocak faaliyetlerine dönük hoş geldin konuşması sonrası kürsüye davet ettiği Prof. Asef Mogallegh, “Uzun zamandır sesimizi duyurmak için çabalıyoruz. Buradaki toplantı, benim için ve Hazaralılar için çok anlamlı” diyerek başlattığı sunumunda, “Belki birçoğunuz adını duymadığınız Orta Asya halklarından Türk Hazaraları anlatma fırsatı bulduğum için heyecanlıyım” dedi. Afganistan’da Peştunca konuşan Peştunların olduğunu, Farsça konuşan Tacikleri, Özbek Türkçesi konuşan Özbekleri, Türkmenleri ve Hazara Türklerini etnik guruplar olarak tanıttı. Türkmenlerin, Özbeklerin ve Hazaraların daha çok Afganistan’ın kuzey kısmında yaşadıklarını belirten Prof. Moballegh, Peştunların ise güney bölgelerinde yer aldığını söyledi. 250 yıldır iktidarı Peştunların elinde tuttuğunu ileri sürerek, Peştunlar öncesi, Gazneliler, Kuşhanlar gibi Samanoğulları gibi kurulmuş Türk devletlerinin Afganistan’ı yönettiğini ileri sürerek, “Bu konuda Peştunlar tarafından bir düşmanlık var. Türk kalıntılarını silmek için, Türk kültür ve dilini yok etmek için sistemli bir şekilde politikalar sürdürülmektedir” dedi.   

GENETİK YAPILARI ORTA ASYA TÜRKLÜĞÜ

Hazaraların çoğunlukla Afganistan’ın önemli bölgelerinde dağınık bir şekilde yer aldığını, bir kısmının Pakistan’da ve İran’ın Horosan bölgesinde yaşadıklarını anlattı. Pakistan’ın kuruluşunda da Hazaraların yer aldığını öne sürdü. Hazaralar ile ilgili olarak farklı görüşler olduğunu, bazı tarihçilerin Cengizhan dönemlerinde, Moğollar ile kaynaşan İskitler olduğunu, bazı tarihçilere göre ise, tamamen Türk Kuşhanlar olduklarının öne sürüldüğünü söyledi. Bu tezini savunurken, “Hazaraların bulunduğu bölge, tarihte Budist Kuşhan Türk devletinin kurulduğu bölge” dedi. Moballegh, “Hazaraların genetik yapılarına baktığımızda, Orta Asya Türklerinden herhangi bir farklılığı yoktur” dedi. Kendi branşı olan genetik konusunda misaller vererek, “2008 yılından itibaren genetik ve DNA metodu ile yapılan araştırmalarımızda, Hazaraların Türkmenlerden, Kazak ve Kırgızlardan farkı olmadığı görülüyor” dedi. 

HAZARALAR NELER YAŞADILAR?

Tarihe bakıldığında, Hazaraların beylikleri olduğunu ileri sürerek, 1880 yılında İngilizler tarafından desteklenen Abdurrahman adlı bir Afgan padişahının başa getirilmesi ile ve Peştunların güçlendirilerek iktidar olmalarının sağlandığını anlattı. İngilizlerin Afganistan’ın kuzey bölgelerindeki Orta Asya bağlantılı Türk nüfusun sürgün edilmesi politikalarını başlattığını belirten Prof. Asef Mogallegh, İngilizlerin sürgün ve asimilasyon politikalarını, kendilerine tabi olan Peştunlar ile yürüttüklerini ve Hazaralar başta olmak üzere Türk nüfusun soykırıma uğratıldıklarını belgeleriyle anlattı. Moballegh, “Baskılar sonucu topraklarımızı kaybettik, 1886’dan 1893’e kadar savaştık ama savaşı kaybettik. Sonrasında soykırım başladı. Nüfusumuzun % 60’ını kaybettik. Köle olarak Hindistan’a göç ettirildik. Kadınlar üst düzey yöneticilere verildi” dedi. Moballegh, bu uygulamaların 1921’e kadar devam ettiğini anlattı. 1921’de iktidar olan Amarullah Şah’ın nispeten baskıları ve köle düzenini kaldırdığını, fakat Hazaraların devlet kurumlarında, Askerlikte görev almayacaklarını yasal olarak önlediğini belirtti ve aynı dönemde Türkçe ve Farsça’nın yasaklanıp ülkede herkesin Peştunca konuşmasının mecbur kılındığı söyledi. “1929’da Peştun Nadir şah yönetime geldi ve tüm zulüm ve baskılar devam etti” dedi. “1979’da devrim başladı” diyen Prof. Moballegh, Hazaraların, Özbeklerin, Türkmen ve Taciklerin siyasi partiler kurarak mücadele ettiklerini 220 yıl sonra iktidar elde etmelerine rağman  güç birliği oluşamadığını, güç çatışmalarında Kabil yakınlarında yerleşmiş  Afşar Türklerine de kıyımlar yapıldığını anlatarak, “1997 yılından sonra Taliban ortaya çıktı. Peştumlar da Talibanla beraber oldu ve yine gıda ambargoları başlatıp soykırım ve katliamlar başladı” dedi. “2021’de Taliban devrildi ve Hazaralar eğitime önem vererek üniversiteler kurdular ama saldırılar oldu. Okullara bombalamalar yapıldı, kitaplar imha edildi” dedi. Moballegh, Amerika’nın desteği ile Türk bölgelerindeki kıymetli arazilere Peştunları yerleştirme projelerinin sürdürüldüğünü anlatarak “Amerika’nın yönetimi devrettiği Peştun ve de Taliban kökleşir ve kalıcı olursa, başka etnik guruplardan bir şey kalmaz” sözleriyle konuşmasını bitirdi.

Türkiye’ye gelen Afgan Göçmenler ile ilgili sorulara “İran’da yaşayan 5 milyon Peştun var. Bir kısmının Türkiye’ye geldiğini düşünüyorum ama diğer etnik grupların da Afganistan’dan geldiklerini biliyorum” dedi.

SÜLEYMAN GEZİCİ

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız