Türkiye tarihine silinmez bir kara leke olarak kazınan Sivas Katliamı'nın üzerinden koskoca 33 yıl geçse de, alevler içinde yankılanan o çığlıklar hafızalardaki tazeliğini koruyor. 2 Temmuz 1993'te gözü dönmüş bir güruhun saatler süren ablukası sonucunda diri diri yakılan 33 aydın ve 2 otel çalışanının acısı, yargı koridorlarından gelen haberlerle bugün yeniden kanıyor. Katliamın yıl dönümünde yitirilen canlar hüzünle anılırken; firari sanıklar, üst üste onanan zamanaşımı kararları ve son olarak 17 hükümlünün serbest bırakılması adalete olan inancı derinden sarsıyor.

Kuşatma Altında Kalan 35 Kişi Hayatını Kaybetti
Sivas'ta düzenlenen Pir Sultan Abdal Kültür Etkinlikleri için kente gelen yazar, şair ve sanatçıların konakladığı Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993 günü cuma namazı sonrasında toplanan kalabalık bir grup tarafından kuşatıldı. Olayların fitili, yazar Aziz Nesin'in Salman Rüşdi'nin "Şeytan Ayetleri" kitabından yaptığı çevirilerin yayımlanması bahane edilerek kışkırtılan grupların harekete geçmesiyle ateşlendi. Kültür merkezi önünden otele doğru yürüyüşe geçen topluluğun taşlı saldırısı ve çevredeki araçları yakmasıyla büyüyen olaylar, binanın tamamen ateşe verilmesiyle sonuçlandı.
Çıkan yangında 33 etkinlik konuğu ve 2 otel çalışanı yaşamını yitirdi. Otel çevresindeki gösterici gruptan da 2 kişi öldü. Olaylar sırasındaki müdahalelerde 14'ü polis memuru olmak üzere toplam 65 kişi yaralanırken, otelde bulunan 40 kişi ise yara almadan kurtarıldı.
Resmi kayıtlara göre hayatını kaybedenlerin isimleri şöyle sıralandı: Muhibe Akarsu, Muhlis Akarsu, Gülender Akça, Metin Altıok, Ahmet Alan, Mehmet Atay, Sehergül Ateş, Behçet Aysan, Erdal Ayrancı, Asım Bezirci, Belkıs Çakır, Serpil Canik, Muammer Çiçek, Nesimi Çimen, Carina Cuanna, Serkan Doğan, Hasret Gültekin, Murat Gündüz, Gülsüm Karababa, Uğur Kaynar, Asaf Koçak, Koray Kaya, Menekşe Kaya, Handan Metin, Sait Metin, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Ahmet Öztürk, Ahmet Özyurt, Nurcan Şahin, Özlem Şahin, Asuman Sivri, Yasemin Sivri, Edibe Sulari, İnci Türk ve Kenan Yılmaz.

Siyasi Atmosfer ve Yargı Süreci
Olayın yaşandığı dönemde Başbakan Tansu Çiller, Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü, İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu ve Kültür Bakanı Fikri Sağlar'ın görev yaptığı DYP-SHP koalisyonu iktidardaydı. Emniyet güçlerinin yetersiz kalması, takviye ekiplerin gecikmesi ve otelin vaktinde tahliye edilememesi ciddi ihmal tartışmalarını beraberinde getirdi.
Olayın ardından 124 sanık hakkında açılan dava, güvenlik gerekçesiyle Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) alındı. Dönemin DGM Başsavcısı Nusret Demiral'ın olayı "tahrik" olarak nitelendirmesinin ardından ilk kararda Aziz Nesin'in otelde bulunması "haksız tahrik" sayılarak cezalar 15 yıla düşürüldü. İlerleyen süreçte Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin kararı bozmasıyla suçun niteliği "Cumhuriyete ve laikliğe yönelik" (TCK 146/1) şeklinde değerlendirildi. Yeniden yapılan yargılamalar sonucunda 33 sanık ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
Zamanaşımı Kararları ve Tahliyeler
Uzun yıllara yayılan hukuki süreçte, firari sanıklar Cafer Erçakmak ve Yılmaz Bağ hakkındaki dosyalar ölümleri nedeniyle kapandı. Murat Sonkur, Eren Ceylan ve Murat Karataş'ın dosyaları ise 14 Eylül 2023 tarihinde mahkeme tarafından zamanaşımı gerekçesiyle düşürüldü.
Davadaki son ve en büyük gelişme ise Anayasa Mahkemesi (AYM) kararıyla yaşandı. Hükümlü Yunis Karataş'ın "terör suçlusu sayılamayacağı" yönündeki emsal kararın ardından, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan 23 kişiden 17'si 2025 yılı içerisinde tahliye edildi. Diğer taraftan, mağdur ailelerinin katliamın "insanlığa karşı suç" sayılması ve zamanaşımına uğramaması talebiyle 2014 yılında AYM'ye yaptığı bireysel başvuru, 2026 yılı itibarıyla halen neticelendirilmedi.

Otel Binası Kültür Merkezine Dönüştürüldü
Katliamın yaşandığı Madımak Oteli, bir süre lokanta olarak kullanıldıktan sonra 2010 yılında devlet tarafından kamulaştırıldı. Restorasyon çalışmalarının bitmesiyle bina, 2011 yılında "Sivas Bilim ve Kültür Merkezi" olarak ziyarete açıldı. Merkezde oluşturulan anı köşesinde, yangında can veren 35 kişinin isimlerinin yanında, olaylar sırasında dışarıda hayatını kaybeden 2 saldırganın da isminin yer alması kamuoyunda eleştirilere neden oldu.