Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı ve 23. Dönem Milletvekili Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün paylaştığı verilere ve Avrupa Komisyonu'nun değerlendirmelerine göre, Türkiye'nin plastik atık ithalatı ve yönetimindeki süreçler uluslararası alanda yakından takip ediliyor. Komisyon raporunda, Türkiye'deki atık yönetimine dair öne çıkarılan başlıca sorunlar şu şekilde sıralandı: Plastik atıkların üretimi ve işlenmesine ilişkin verilerin şeffaf olmaması. İthal atıkların Türkiye’nin kendi atık sistemi üzerindeki etkisinin bilinmemesi. Çevresel zararların önlenmesine yönelik mevzuatın nasıl uygulandığına dair bilgilerin yetersiz kalması. Atık yönetimindeki yetki ve sorumlulukların yeterince açık olmaması.

Mikroplastik Tehdidi ve Gıda Güvenliği Riski
Raporda ayrıca Adana’daki sulama kanallarından denizlere saatte 5,3 milyardan fazla mikroplastik parçacığı taşındığına dikkat çekildi. Geri dönüşüm bölgelerinin aşağı kesimlerinden alınan su örneklerinde mikroplastik yoğunluğunun yukarı kesimlere kıyasla yaklaşık 10 kat yüksek olduğu belirtilirken, bu durumun sulama kanalları aracılığıyla tarım alanlarına yansımasıyla sorunun yalnızca deniz kirliliği olmaktan çıkarak gıda güvenliği ve halk sağlığı meselesine dönüştüğü raporlandı.

Antalya Sahillerindeki Mikroplastikler
Plastik atık ticaretindeki bu gelişmeler, Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Antalya ve çevresindeki kıyı ekosistemini de doğrudan gündeme getirmişti. Gazipaşa'dan Kemer'e kadar uzanan Antalya sahillerinde sıklıkla görülen mikroplastik kirliliği, atık yönetiminin bölgesel boyutunu gözler önüne sererken uzmanlar, hem uluslararası sevkiyatların yarattığı baskının hem de yerel kaynaklı atıkların Akdeniz kıyılarında ve sulama kanallarında yarattığı mikroplastik yoğunluğunun deniz ekosistemi, turizm ve halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit olmaya devam ettiğine dikkat çekmişti.
Türk Makamlarının Yaklaşımı ve "Ham Madde" Vurgusu
Türk makamları, geri dönüştürülmesi mümkün olmayan ve bertaraf amacı taşıyan atıkların ithalatının yasak olduğunu belirtiyor. İthal edilen malzemeler “çöp” olarak değil, üretimde kullanılacak “nitelikli ham madde” şeklinde tanımlanıyor.
AB'nin Yeni Düzenlemesi ve Türkiye'nin Durumu
AB'nin yeni düzenlemesine göre (Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü) OECD üyesi olmayan ülkelere plastik atık ihracatı 21 Kasım 2026’dan itibaren yasaklanacak. Türkiye’nin OECD üyesi olması nedeniyle bu yasak kapsamında bulunmaması, Avrupa’daki plastik atıkların daha büyük bir bölümünün Türkiye’ye yöneltilmesi riskini doğuruyor. Avrupa Komisyonu, Türkiye’den yeterli açıklama gelmemesi veya atık yönetiminde gerekli önlemlerin alınmaması durumunda ihracatın ileride askıya alınabileceğini bildirirken, mevcut karar sevkiyatların devam etmesi anlamına geliyor. Böylece AB, Türkiye’deki veri ve denetim eksikliklerini resmen kabul etmesine rağmen kendi plastik atıklarını göndermeyi sürdürüyor.