Türkiye siyasi tarihinin en ağır kırılmalarından biri olan 12 Eylül 1980 askeri darbesinin üzerinden yıllar geçti. Darbenin ardından Türkiye’de siyasi, sosyal ve hukuki yaşamda önemli değişimler yaşandı. Ancak 12 Eylül’ün özellikle gençler üzerinde bıraktığı izler, aradan geçen zamana rağmen hafızalardaki yerini koruyor. Darbe döneminde gençlerin eğitimden sosyal yaşama, özgürlüklerden gelecek hayallerine kadar birçok alanda yaşadığı kayıplar, 12 Eylül’ü Türkiye tarihinin en acı dönemlerinden biri olarak hatırlanıyor.

Kenan Evren Dönemi ve Sıkıyönetim
12 Eylül 1980 darbesiyle birlikte ülkenin yönetimini ele geçiren Genelkurmay Başkanı Orgeneral Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi (MGK), Türkiye üzerinde derin izler bırakan, toplumsal ve siyasi yapıları kökten değiştiren sert bir otoriter rejim inşa etti. Kenan Evren’in liderliğindeki bu dönem, sadece bir askeri müdahale değil, aynı zamanda tüm ülkenin hafızasında silinmez yaralar açan sistematik bir dönüşüm süreciydi.

Sıkıyönetim, Kapatılan Kurumlar ve Siyasi Yasaklar
Darbe sonrasındaki ilk icraat olarak parlamenter sistem askıya alındı, TBMM feshedildi ve tüm siyasi partiler kapatıldı. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş gibi dönemin önde gelen siyasi liderleri uzun süre gözetim altında tutuldu ve siyasetten men edildi. Ülke genelinde sıkıyönetim komutanlıkları aracılığıyla hayatın her alanı kontrol altına alındı; sendikalar, dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının faaliyetleri askıya alındı ya da tamamen yasurlandı. Basın üzerinde ağır bir sansür mekanizması kurularak gazeteciler tutuklandı, yüzlerce gazete ve dergi kapatıldı.

Yargılamalar, İdamlar ve Cezaevlerindeki İnsan Hakları İhlalleri
Kenan Evren yönetiminin en karanlık yüzü, adalet mekanizmasının askeri otoritenin emrine girmesiyle görüldü. Sıkıyönetim mahkemelerinde binlerce kişi yargılandı; hak arama yolları kapatıldı, savunma hakkı kısıtlandı. Resmi rakamlara göre yüz binlerce insan gözaltına alındı, on binlerce vatandaş vatandaşlıktan çıkarıldı. Dönemde elliden fazla kişi idam sehpasına gönderildi. Bunlar arasında, sağ ve sol görüşlü gençlerin yanı sıra yaşı büyütülerek idam edilen 17 yaşındaki Erdal Eren gibi simge isimler de yer aldı. Mamak, Metris ve Diyarbakır cezaevleri başta olmak üzere cezaevlerinde uygulanan sistematik muameleler ve açlık grevleri, binlerce gencin ve aydının fiziksel ve ruhsal hayatını altüst etti.

1982 Anayasası ve Yeni Bir Düzenin İnşası
Kenan Evren rejimi, ülkeyi kendi istedikleri kalıba sokmak için köklü kurumsal değişikliklere gitti. 1982 yılında hazırlanan ve bugünün tartışmalarına da temel oluşturan yeni Anayasa, halk oylamasına sunuldu. Baskı ve korku ikliminde, "evet" oyunun zorunlu ya da tek çıkar yol olarak gösterildiği bir atmosferde kabul edilen bu anayasa, bireysel hak ve özgürlükleri kısıtlayan, devlet otoritesini merkeze alan ve Kenan Evren’i otomatik olarak Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtan maddeler içeriyordu. Evren, bu unvanla uzun yıllar görev yaptı.