Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de gazetecilerin yolsuzluk iddiaları gibi kamu yararını ilgilendiren haberler nedeniyle sistematik bir baskı altında olduğunu belirtti. Örgüt, ifade özgürlüğünün korunması için tartışmalı yasaların yürürlükten kaldırılmasını ve yargı tacizine son verilmesini istedi.
"Adalet Sistemi Susturma Aracına Dönüştü"
Uluslararası Af Örgütü’nün yapmış olduğu açıklamada, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) belirli maddelerinin, muhalif görüşleri bastırmak için "araçsallaştırıldığı" vurgulandı. Özellikle şu noktalar öne çıktı:
"Dezenformasyon Yasası" (Madde 217/A): Bu madde kapsamında son iki yılda gazetecilere yönelik çok sayıda soruşturma açıldığı ve yasanın ifade özgürlüğü üzerinde "caydırıcı bir etki" yarattığı belirtildi.
Hakaret ve Aşağılama Suçları: Madde 299 (Cumhurbaşkanına hakaret) ve Madde 301 (Türk milletini ve devletini aşağılama) kapsamında binlerce kişiye dava açıldığına dikkat çekildi.
Baskılar 2025 ve 2026’da Arttı
Örgüt, son bir yıl içinde medya üzerindeki baskıların ivme kazandığını ifade etti. RTÜK’ün lisans iptalleri ve Tele 1 kanalına kayyım atanması bu baskıların en somut örnekleri olarak gösterildi. Ayrıca, 2016’dan bu yana devam eden daralma süreciyle Türkiye’nin dünyanın en büyük gazeteci hapishanelerinden biri haline geldiği hatırlatıldı.
Tutuklu Gazeteciler İçin Tahliye Talebi
Açıklamada, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüklerinden yoksun bırakılan şu isimlerin davalarına dikkat çekildi ve derhal serbest bırakılmaları istendi:
Merdan Yanardağ: "Siyasal casusluk" suçlamasıyla tutuklu.
Alican Uludağ: Sosyal medya paylaşımları ve haberleri nedeniyle "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan tutuklu.
İsmail Arı: Vakıf bağlantıları ve mülakat süreçlerine dair haberleri nedeniyle tutuklu.
Pınar Gayıp: Muhabirlik yaptığı etkinlikler gerekçe gösterilerek "örgüt üyeliği" iddiasıyla tutuklu.
Çözüm Önerileri ve Çağrılar
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine şu adımları atma çağrısında bulundu:
TCK’nın 217/A, 299 ve 301. maddeleri yürürlükten kaldırılmalı.
Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle açılan tüm soruşturma ve davalar düşürülmeli.
Uluslararası insan hakları standartlarına uygun, bilgi edinme hakkının korunduğu elverişli bir ortam oluşturulmalı.
Dünya Basın Özgürlüğü Günü vesilesiyle yapılan bu çağrı, Türkiye’deki medya ortamının demokratik standartlara kavuşması adına kritik bir uyarı niteliği taşıyor.