Akra Hotels’de düzenlenen ve moderatörlüğünü ANSİAD Üyesi Necdet Alkandemir’in üstlendiği buluşma, "Savaşın Gölgesinde Türkiye’de Ekonomik Güvenlik ve Jeoekonomi" başlığıyla iş dünyasını bir araya getirdi. Toplantının açılışını yapan Necdet Alkandemir, ANSİAD’ın her türlü fikrin özgürce tartışılabildiği demokratik ve rasyonel bir platform olma misyonuna dikkat çekerek, girişimcilik ve fon yönetimi tecrübesi bulunan Burak Dalgın’ı kürsüye davet etti.
"Bir Belirsizlik Dünyasındayız"
Konuşmasına küresel değişimin baş döndürücü hızına değinerek başlayan Burak Dalgın, bugün dünyanın klasik "risk" kavramından öte bir "belirsizlik" sarmalında olduğunu ifade etti. Teknolojik dönüşümün tarihsel ivmesini örnekleyen Dalgın, "Telefonun 100 milyon kullanıcıya ulaşması 75 yıl sürerken, Chat GPT bu rakama sadece iki ayda ulaştı. İlk defa aklımıza ve mantık yürütme kabiliyetimize alternatif olan bir zeka ile karşı karşıyayız. En tehlikelisi de 'bilmediğimizi bilmediğimiz' alanın giderek büyümesidir." dedi.

Teknolojide Üçgen Riski
Teknolojinin birey ve toplum üzerindeki baskısını "Üçgen Riski" olarak tanımlayan Dalgın; devletlerin teknolojiyi baskı aracı yaptığı 'Tekno-Otokrasi', büyük şirketlerin algoritmik tekelleşmesi ve haysiyete saldıran 'Dijital Anarşi' kıskacına dikkat çekti. Facebook’un 80 beğeniyle insan davranışlarını eşinden daha iyi tahmin edebildiği bir dönemde olunduğunu hatırlatan Dalgın, bu kıskaçtan ancak orta direği odağına alan yeni bir demokrasi modeli ve kamusallık anlayışıyla çıkılabileceğini savundu.
"Takip Ederek Değil, Sıçrayarak Kalkınabiliriz"
Türkiye’nin geleneksel kalkınma modelleriyle zaman kaybetmemesi gerektiğini belirten Burak Dalgın, sıçramalı kalkınma rotasını şu sözlerle çizdi: "Önümüzde artık bir İngiltere veya bir başka rol model yok, herkes eşitlendi. Takip mesafesi çok açıldı; Türkiye takip ederek değil, ancak sıçrayarak kalkınabilir. Tıpkı bankacılık sistemi olmayan Kenya’nın doğrudan mobil ödemeye sıçraması gibi, biz de yeni teknolojilerle keskin dönüşümler yaratmalıyız. Teknoloji hızla değişirken hukuk ve siyasetin bu hızı yakalaması şarttır."
Jeoekonomi ve Güvenlik Odaklı Üretim Modeli
Ekonomik güvenliğin artık sadece verimlilik ve ucuz maliyet üzerinden okunamayacağını belirten Dalgın, jeoekonominin artık doğrudan milli güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. 'Onshore', 'near-shore' ve 'friend-shore' gibi dost ve yakın ülkelerde üretim modellerinin önem kazandığını ifade eden Dalgın, "Paçal maliyetimiz belki artacak ama bu bir sigorta poliçesi primidir. Enerji, gıda ve kritik hammadde tedarik zincirindeki kırılganlıkları yönetmek zorundayız." açıklamasında bulundu.
"1911 Vizyonuyla Siber Kuvvetler Kurulmalı"
Dijital savunma alanında tarihi bir vizyon çağrısı yapan Dalgın, uçağın icadından kısa süre sonra kurulan Türk Hava Kuvvetleri örneğini vererek; "Bugün de aynısını siber güvenlik için yapmalı ve acilen 'Siber Kuvvetler' yapısını kurmalıyız. Firmalarımızın siber korsanlarca ele geçirilmesini izleyemeyiz. Finansal ödeme sistemlerimizdeki bir aksama Türkiye için en büyük risklerden biridir; siber güvenliği mutlaka kamusal bir yapıya oturtmalıyız." şeklinde konuştu.
"Antalya, Küresel Ligde Aşık Atacak Bir Yıldız Şehirdir"
Türkiye’nin sanayi yükünün Marmara çevresindeki fay hattında yoğunlaşmasının büyük bir güvenlik riski olduğunu söyleyen Dalgın, Anadolu’dan 15 yeni "Yıldız Şehir" çıkarılması gerektiğini belirtti. Antalya’nın bu şehirlerin başında geldiğini ifade eden Dalgın, "Antalya zaten doğal bir yıldız şehirdir. Ancak küresel ölçekte aşık atabilmesi için arkasında doğru bir ekonomi yönetimi ve destek olması gerekir." diyerek kentin stratejik önemine vurgu yaptı.

Bolluk Ekonomisi ve Sosyal Yardım Reformu
Mevcut ekonomi yönetiminin talebi baskılayan modelini eleştiren Dalgın, kendi modellerini "Bolluk Bereket Ekonomisi" olarak tanımladı. "Bakan Bey 100 kişinin istediği suyu 40 kişiye düşürerek fiyatı indirmeye çalışıyor; ben ise 10 tane daha su üretilsin herkes içsin diyorum. Türkiye çift paralı bir ülkedir, sadece TL faiziyle bu iş çözülemez." diyen Dalgın, sosyal yardımların da tek bir aplikasyon üzerinden, şeffaf ve partizanlıktan uzak şekilde vatandaşlık hakkı olarak verilmesi gerektiğini söyledi.
"Orman Yanıyorsa Hepimiz Duyuyoruz"
Toplantıyı bir Afrika atasözüyle noktalayan Burak Dalgın, "Aslan, ceylan ve sırtlan aynı yöne koşuyorsa orman yanıyor demektir. Bugün esnaf, çiftçi ve emekli aynı anda bağırıyorsa o orman yanıyordur. Biz; Pollyannacılığa, pansumancılığa, panikçiliğe ve popülizme karşı, ayakları yere basan 'Güvenli Ekonomi' modelimizle buradayız." diyerek sözlerini tamamladı. Toplantı sonunda ANSİAD Başkanı Ercan Özbek ve Necdet Alkandemir, günün anısına Dalgın'a seramik sanatçısı Tufan Dağıstanlı imzalı bir eser takdim etti.