Antalya'nın Döşemealtı ilçesinde zanaatın kalbinde büyüyen 61 yaşındaki Ayşe Taç, henüz 8 yaşındayken annesini izleyerek adım attığı halı dokumacılığını yarım asrı aşkın süredir kesintisiz sürdürüyor.
Çocukluk çağında ilmek ilmek işlediği halılardan elde ettiği birikimle henüz 13 yaşındayken kendi evini yaptırmayı başaran usta sanatkar, bugün kentin en köklü kültürel miraslarından birinin son temsilcisi olarak öne çıkıyor.
Gaz Lambası Işığından Dünya Çapında Ustalığa Uzanan 53 Yıllık Miras
Yıllar içinde azmiyle dışarıdan liseyi bitiren, 50'li yaşlarında sürücü belgesi alan ve Devlet Sanatkarı unvanına layık görülen Taç, kalfalık, ustalık ile uluslararası usta öğreticilik belgeleriyle donattığı kariyerini son 4 yıldır Antalya Olgunlaşma Enstitüsü çatısı altında geleceğe taşıyor.
Kendi yaşam mücadelesini ve mesleğe adanmışlığını dile getiren Ayşe Taç, "Annem halı dokurken ona gaz lambası tutardım. Küçük yaştan itibaren gece gündüz halı dokumak zorunda kaldım. 13 yaşında okuldan çıktım ve o yaşta kendime ev yaptırdım. Ben halıdan çok ekmek yedim. O yüzden bu mesleğin bitmesini istemiyorum. Japonlar, Koreliler halı dokumayı öğrenmeye geldi. Onlar bu yaşlarında öğrenmeye çalışırken ben küçük yaştan beri ezbere biliyordum. Herkes bıraktı, son dokuyuculardan ben kaldım" dedi.
Asırlık Döşemealtı Tekniği
Döşemealtı halısını endüstriyel üretimlerden ve diğer yöresel dokumalardan ayıran en temel unsur, doğallığı ve her aşamasında el emeği barındıran kadim hazırlık süreci olarak dikkat çekiyor.
Halılarında hiçbir kimyasal maddeye yer vermeyen usta sanatkar, ipliklerin hazırlanmasından boyaların elde edilmesine kadar tüm aşamaları geleneksel yöntemlerle bizzat yürütüyor.
Yöresel dokumanın niteliklerini ve zahmetli hazırlık aşamalarını aktaran Taç, "Hem boyama hem de dokuma yönünden farklar var. Dokuyacağımız modele göre çözgüsünü, atkısını ve ipliğini ayarlıyoruz. Hangi modeli dokuyacaksak hazırlığımızı ona göre yapıyoruz. Halılarımız için bazen ‘Sağlıklı değil’ diyorlar. Kimyasal boya kullanmıyoruz. Sabah kalkıp bu ürünleri kazana koyuyorum. Öğleden sonraya kadar kaynatıyorum. Ertesi sabah içinden çıkarıp kurutuyorum. Sonra tekrar yeşil ve mavi gibi renklerde küllü su ile kaynatıyorum. Boyasını da ipini de kendim hazırlıyorum" şeklinde konuştu.
Uykusuz Gecelerden Fedakarlık Dolu Yaşam Mücadelesine
Yarım asırlık meslek yaşamı boyunca binlerce halıya hayat veren zanaatkar, sosyal yaşamından fedakarlık ederek tezgah başındaki üretim disiplinini hiçbir zaman bırakmadı.
Ürettiği eserlerin miktarını tarif ederken döktüğü alın terini gözler önüne seren Taç şunları söyledi:
"Bugüne kadar kaç halı dokuduğumu hiç saymadım. Hepsini yan yana koysak herhalde İstanbul’a kadar yol olur. Gece gündüz dokudum. Bazen 1-2 saatlik uykuyla çalıştım. Binlerce halı dokumuşumdur. Benim düğün, bayram gibi sosyal yaşantım olmadı. Bütün zamanım halının başında geçti. Misafirim geldiyse gece dokudum" diyerek mesleğine olan sarsılmaz bağlılığını özetliyor. Hayatındaki dönüm noktalarında ailesini her zaman ön planda tutan usta isim, "Evimi yaptım, şimdi ise ehliyet alacağım, bir de araba alacağım diyordum. Annem kalp ameliyatı oldu. Araba için biriktirdiğim para oraya gitti. Dışardan liseyi bitirdim. Araba ve ehliyet hayalim kaldı. 50’li yaşlarımda ehliyetimi de aldım, arabamız da oldu. Bir de 'Devlet Zanaatkarı' oldum. Şimdi de Antalya Olgunlaşma Enstitüsü’nde çalışıyorum. İlk olarak 2010 yılında Halk Eğitime başladım. Kalfalık, usta öğreticilik ve uluslararası usta öğreticilik belgesi aldım. 4 yıldır burada çalışıyorum. İlk kez sigortam oldu. Halıdan başka hiçbir iş yapmadım. Eşim emekli oldu, ben Olgunlaşma Enstitüsünde işe başladım. Ona, ‘Ben sana 25 sene baktım, şimdi sen bana yemek pişireceksin’ diyorum."
İlham Çağrısı
Geleneksel motifleri kağıt şablonlar yerine yarım asırlık tecrübesiyle zihninde taşıyan Ayşe Taç, kültürel değerlerin kaybolmaması için okullarda üretim bilincinin erken yaşta aşılanması gerektiğine inanıyor.
Zanaat bilgisinin kendisiyle sınırlı kalmayıp gelecek kuşaklara aktarılması gerektiğini kararlılıkla savunan usta öğretici, "Şimdi halı dokumaya yeniden ilgi gösterenler yavaş yavaş çıkmaya başladı. Öğretmenler bu işi okullarda çocuklara önerirse yeniden canlandırabiliriz. Ben ilik açmayı, düğme dikmeyi ilkokulda öğrendim. Çocuklara üretmeyi öğretmemiz gerekiyor. El dokuması halının değeri yüksek. Biz bu işi birçok yabancıya öğrettik. Benden sonra devam ettirenler olsun istiyorum. Bana, ‘Modellerin nerede’ diye soruyorlar. Ben de, ‘Kafamdaki bilgisayarda’ diyorum. Dokuduğum modeller arşivde kalacak. Ben kağıda çizemem, sadece halıya çizerim. Bendeki bilgi bitmeden halı dokumayı öğretmek istiyorum. Ana sınıfından çocuklar geliyor, ‘Ben de yapabilir miyim’ diye soruyor. O heves çocuğun içinde varsa yapacaktır" çağrısı yaptı.