Antalya’nın Akseki ilçesinde sonbaharın gelmesiyle birlikte ev hanımları, geleneksel yöntemlerle nar ekşisi yapımına başladı.
İlçede her yıl ekim ayında olgunlaşan narlar, bahçelerden özenle toplanıyor.
Kadınlar, sopalarla narları döverek tanelerini kabuklarından ayırıyor, ardından çuvallara doldurulan taneler özel yaptırılan küçük şırahanelerde tepeleme yöntemiyle eziliyor.
Elde edilen nar suyu süzülerek bakır tavalara aktarılıyor.
Odun ateşinde saatler süren kaynatma işleminin ardından koyulaşan nar suyu, soğutulup şişelere doldurularak sofralardaki yerini alıyor. Üretim süreci boyunca kadınlar imece usulüyle birbirlerine destek oluyor.
Nar ekşisi yapımının oldukça zahmetli olduğunu belirten üreticilerden biri, Akseki’nin Alaçeşme Mahallesi’nde yaşayan 92 yaşındaki Rahime Uslu, ilçede kadınların el emeğiyle ortaya çıkardığı bu lezzetin sofraların vazgeçilmezi olduğunu söyledi.
Uslu, üretim sürecini şu sözlerle anlattı:“Komşularımla birlikte narları ağaçlardan topluyoruz. Narları kırıp tanelerini leğenlerde biriktiriyoruz, sonra çuvallara koyup kendi yaptığımız şırahanelerde eziyoruz. Ertesi gün sabah erken saatlerde odun ateşinde 5-6 saat kaynatıyoruz. Kıvamına gelmeden ocaktan indirmeyiz. Hiçbir katkı maddesi koymuyoruz, tamamen doğal yapıyoruz. Çok zahmetli ama bir o kadar da lezzetli oluyor.”
Rahime Uslu, kendi ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra kalan nar ekşisini satışa sunduklarını belirterek, gelir elde ettiklerini söyledi.
Uslu, “Kıvamına gelen nar ekşisini şişelere dolduruyoruz. Fazlasını da isteyenlere satıyoruz. Kilogramını 600 liradan veriyoruz” dedi. Akseki’de kadınların el birliğiyle yaptığı nar ekşisi, hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de yöresel üretimin sürdürülmesine olanak tanıyor.
Türkiye’nin nar üretiminde önde gelen illerinden biri olan Antalya, özellikle Akseki ilçesiyle bu alanda dikkat çekiyor. Geleneksel yöntemlerle üretilen Akseki nar ekşisi, katkısız yapısı ve kendine has aromasıyla hem yerel pazarlarda hem de şehir dışındaki alıcılarda büyük ilgi görüyor.
Yöre halkı için yalnızca bir kış hazırlığı değil, aynı zamanda kültürel bir miras olan bu üretim geleneği, her yıl kuşaktan kuşağa aktarılmaya devam ediyor.