Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Ekonomi | Türkiye’de Yerli Sığır Krizi: 33 Yılda Yüzde 85 Eridi!

Türkiye’de Yerli Sığır Krizi: 33 Yılda Yüzde 85 Eridi!

Yerli sığır sayısı ilk kez 1 milyonun altına düştü. 1991’de 6,6 milyon olan yerli sığır ırkı sayısı, 2024’te yalnızca 941 bine geriledi.

Yerli sığır sayısı ilk kez 1 milyonun altına düştü. 1991’de 6,6 milyon olan yerli sığır ırkı sayısı, 2024’te yalnızca 941 bine geriledi.

KAYNAK: Ulaş Kökçe
Türkiye’de Yerli Sığır Krizi: 33 Yılda Yüzde 85 Eridi!

Türkiye’nin hayvancılık yapısında son otuz yılda köklü bir dönüşüm yaşandı. TÜİK’in 2024 verilerine göre ülkedeki toplam sığır varlığı 16 milyon 824 bin başa ulaşırken, bunun yalnızca 941 bini yerli ırklardan oluşuyor. Bu, tarihte ilk kez yerli sığır sayısının 1 milyonun altına düşmesi anlamına geliyor.

1991 yılında 11 milyon 972 bin baş sığırın yüzde 56’sını yerli ırklar oluşturuyordu. O dönemde kültür ırklarının oranı yüzde 10, melezlerin payı ise yüzde 34’tü. Ancak 2024’te tablo tersine döndü. Bugün sığır varlığının yüzde 49’unu kültür ırkları, yüzde 45’ini ise kültür melezleri oluşturuyor. Yerli ırkların payı ise yüzde 6 seviyesine kadar geriledi.

Verimlilik Arayışı Genetik Çeşitliliği Yok Ediyor

Sektör temsilcileri, yerli ırkların gerilemesinin temel nedenini “verimlilik baskısı” olarak açıklıyor. Türkiye’de süt verimi yüksek olduğu için en çok Siyah Alaca (Holstein) tercih ediliyor. Onu Simmental, Esmer ve Jersey gibi sütçü ırklar izlerken, son yıllarda Hereford ve Angus gibi etçi ırklara yönelim de dikkat çekiyor.

Ancak bu süreçte, Türkiye’nin yüzyıllardır varlığını sürdüren Yerli Kara, Boz, Doğu Anadolu Kırmızısı ve Güneydoğu Sarı-Kırmızısı gibi ırklar yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, yerli ırkların yalnızca genetik miras değil, aynı zamanda hastalıklara dayanıklılık ve iklim adaptasyonu açısından stratejik öneme sahip olduğunu vurguluyor.

akdenizgercek-2.webp

Üretim Arttı Ama Genetik Miras Kayboldu

TÜİK verileri, üretim tarafında büyük artış olduğunu gösteriyor. 1991 yılında 8,6 milyon ton olan süt üretimi, 2024’te 21 milyon tona çıktı. Aynı şekilde ortalama karkas ağırlığı da 143 kilogramdan 292 kilograma yükseldi.

Ancak uzmanlara göre bu üretim başarısı, yerli ırkların yok olma pahasına elde edildi. Yüksek verimli kültür ırklarının yaygınlaşması, kısa vadede üretimi artırsa da genetik çeşitliliği azaltarak gelecekteki hastalık ve iklim risklerine karşı savunmasızlık yaratıyor.

“Yerli Irklarımıza Sahip Çıkmak Milli Bir Sorumluluk”

Hayvancılık uzmanları, Türkiye’nin biyoçeşitliliğini koruyabilmesi için acil eylem planlarına ihtiyaç olduğunu belirtiyor. Yerli ırkların, iklim değişikliği koşullarına adaptasyon kabiliyetleri ve düşük bakım gereksinimleriyle stratejik değer taşıdığına dikkat çekiliyor.

Uzmanlar, “Verimlilik kadar genetik miras da korunmalı. Yerli ırklar kritik eşiklerin altına düşerse, gelecekte gıda güvenliği açısından ciddi risklerle karşılaşabiliriz” uyarısında bulunuyor.

Türkiye’nin hayvancılık politikalarında bundan sonraki süreçte, verim artışı ile yerel genetik zenginliği koruma arasındaki dengeyi kurmak, sektörün sürdürülebilirliği için hayati önem taşıyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız