TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, asgari ücret tespit sürecine ilişkin yaptığı kapsamlı açıklamada, mevcut komisyon yapısının yıllardır işçilerin taleplerini karşılamadığını vurguladı. Asıl meselenin komisyonun yapısından çok ücret belirlenirken hangi kriterlerin esas alınacağı olduğunu ifade eden Atalay, geçen yıl alınan karar doğrultusunda mevcut yapıyla asgari ücret görüşmelerine katılmama tutumunu sürdürdüklerini belirtti. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından dile getirilen değişiklik önerilerinin resmî bir belgeyle kendilerine iletilmesini beklediklerini belirten Atalay, resmî yazı gelmeden yeni bir değerlendirme yapmayacaklarını kaydetti.
"Bu Ücretle Bir Haftayı Bile Tamamlayamazsınız"
Asgari ücretlilerin ve emeklilerin yaşadığı derin geçim sıkıntısına dikkat çeken Atalay, mevcut ücretlerin temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını söyledi. Türkiye'de yaklaşık 9 milyon asgari ücretli bulunduğunu belirten Atalay, kasap, berber ve manav gibi küçük işletmelerde çalışanların da bu tablonun bir parçası olduğunu, hatta bazı iş yerlerinde yasal sınırın altında ücret ödendiğine ilişkin örneklerle karşılaştıklarını dile getirdi. Sendikalaşmanın ücret ve çalışma koşullarındaki sorunların çözümünde kritik rol oynadığını, örgütlü iş yerlerinde hak arama imkânının daha güçlü olduğunu vurguladı.
Temel Kriter: Kira, Gıda, Eğitim ve Ulaşım
Asgari ücretin belirlenmesinde somut ve ölçülebilir kriterlere ihtiyaç olduğunu belirten Atalay, kira, gıda, eğitim ve ulaşım giderlerindeki yıllık değişimin mutlaka dikkate alınması gerektiğini söyledi. "Geçen sene kira ne kadardı, bu sene ne kadar oldu? Temel gıda maddelerinin fiyatları neydi, ne oldu? Eğitim ve ulaşım giderleri ne kadar arttı? Bu rakamları topladığınızda ortaya çıkan kaybı hesaplamak gerekiyor" diyen Atalay, geçen yıldan kaynaklanan kayıpların da bunun üzerine eklenmesi gerektiğini ifade etti. TÜİK'in tüketim sepetinde dar ve sabit gelirli kesimleri doğrudan ilgilendiren harcama kalemlerine öncelik verilmesini isteyen Atalay, benzer çalışmaların TÜİK tarafından düzenli olarak yayımlanarak kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini savundu.
"Yarım Asırdır İşçinin Dediği Olmuyor"
Asgari Ücret Tespit Komisyonunun geçmişten bu yana işçi kesiminin taleplerini yansıtmadığını ve kararların belirleyicisinin hükümet olduğunu savunan Atalay, komisyon yapısının tek başına adil bir sonuç ortaya çıkarmaya yetmeyeceğini belirtti. Atalay, "Yarım asırdır asgari ücret tespit komisyonunda ne işçinin dediği oluyor ne işverenin dediği oluyor. Ülkeyi yönetenlerin dediği oluyor" diyerek mevcut yapının değişmesi gerektiğini ifade etti.
Vergi Adaleti, Promosyon ve Sendikal Engeller
Çalışanların karşı karşıya olduğu sorunların yalnızca asgari ücretle sınırlı olmadığını belirten Atalay; vergi sistemi, banka promosyonları ve sendikal örgütlenmenin önündeki hukuki engellere de dikkat çekti. Çalışanların yıl boyunca elde ettikleri gelir üzerinden ağır bir vergi yükü altında kaldığını, özel sektördeki banka promosyonlarında çalışanların söz hakkı olmadığını ve işverenlerin açtığı davaların sendikal süreci yıllarca aksattığını dile getirdi.
"Kayıplar Karşılansın, Üzerine Refah Payı Eklensin"
Basın mensuplarının asgari ücretin ne kadar olması gerektiğine ilişkin sorusunu yanıtlayan Atalay, belirli bir rakam açıklamak yerine ücretin hangi esaslara göre belirlenmesi gerektiğini yineledi. İşçinin bir yıllık kaybının eksiksiz konulması, bu kaybın karşılanması ve üzerine refah payı eklenerek kamuoyuna şeffaf bir şekilde açıklanması gerektiğini vurguladı.