Kartalkaya Kayak Merkezi’nde bulunan Grand Kartal Otel’de 21 Ocak 2025 tarihinde çıkan ve 78 kişinin ölümüne, 133 kişinin yaralanmasına neden olan yangına ilişkin dava başladı. Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nin spor salonu, mahkeme salonuna dönüştürüldü. Davanın görüleceği alana girişler, sıkı polis kontrolleriyle sağlanıyor. Mahkeme boyunca yaklaşık 1000 polis görev yapıyor.

78 Kişilik Katliam Davasında 32 Sanık Yargılanıyor
Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, otel sahipleri Halit Ergül ve Emine Murtezaoğlu Ergül başta olmak üzere 32 kişi sanık olarak yer aldı. 19’u tutuklu sanıklar, "olası kastla öldürme" ve "olası kastla yaralama" suçlamalarıyla 1998'er yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyor. Ayrıca kamu görevlileri ve otel çalışanlarının da “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.
Mahkemenin yapılacağı Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nde geniş çaplı hazırlık yapıldı. Spor salonu mahkeme salonuna çevrilirken, pansiyon kısmı dinlenme alanı ve ayrı bölümlere ayrılmış tutuklu bölmeleri olarak düzenlendi. Mahkeme salonu son teknolojiyle donatıldı, AFAD ve Kızılay ekipleri de okul bahçesine çadırlar kurdu.

Aileler Davaya Akın Etti
Yangında hayatını kaybeden 78 kişinin aileleri ve sağ kurtulanlar, duruşma öncesinde adliye alanına geldi. “İhmal değil, olası kast”, “Hesap verilmeden yas tutulmaz”, “Yangının adı Kartalkaya” yazılı dövizlerle adalet talebini dile getirdiler.
“Bu Bir İhmal Değil, Bu Bir Cinayettir"
‘Başka Canımız Yok Derneği’ adına konuşan Zeynep Kotan, ailelerin ortak sesini şu sözlerle dile getirdi:
““Biz bugün burada evlatlarını, kardeşlerini, eşlerini, annelerini, babalarını, torunlarını, yeğenlerini, en sevdiklerini 21 Ocak 2025 gecesi Grand Kartal Otel'de kaybeden aileler olarak bulunuyoruz. O gece yalnızca bir yangın çıkmadı. O gece göz göre göre gelen, bile bile yapılan ve engellenmeyen bir katliam yaşandı. Bunun adı ihmal değil, bunun adı cinayettir.Bu nasıl bir umursamazlık, nasıl bir merhametsizlik, nasıl bir vicdansızlıktır? Biz her şeyi takip ettik, ediyoruz. Olaydan yalnızca bir ay önce hazırlanan ve otelde yangın önlemlerinin eksikliğini açıkça ortaya koyan, ancak otel sahiplerinin ‘bu önlemler çok masraflı olur’ diyerek geri çektirdiği yangın raporunu biliyoruz.”
“Sevdiklerimiz Ölürken Onlar Karşı Otelde Meyve Yiyordu”
Zeynep Kotan açıklamasında, “Grand Kartal Otel, Kartalkaya'daki en büyük ve en bilinen otellerden biri. Otelin sahipleri ve yöneticileri bu binayı avuçlarının içi gibi tanıyordu. Yangın riskini, güvenlik açıklarını, eksik yangın tüplerini, olmayan yangın merdivenlerini, yıllardır bakımı yapılmayan sistemleri biliyorlardı. Ve biliyorlardı ki bir yangın çıkarsa burada insanlar ölecek. Yine de hiçbir önlem almadılar. Ve ne yazık ki yangın sırasında bile Grand Kartal Otel’in sahipleri, yöneticileri ve çalışanları hiçbir şey yapmadı. Ne bir uyarı verdiler ne bir alarm sistemi devreye girdi. Misafirler tek bir kelimeyle bile uyandırılmadı. Onlar arabalarını kurtarmaya giderken bizim canlarımız içeride dumandan boğuluyordu. Bizim sevdiklerimiz ölümden ölüm beğenirken, otel sahipleri çoktan karşı otele geçmiş. Meyvelerini yiyorlardı.” diyerek faciayı ihmaller zinciri olarak tanımladı.

Soruşturma İzinleri Bekleniyor
Kotan açıklamasında ayrıca bazı kamu kurumları ve bakanlıklar hakkında da sorumluluk olduğunu belirtti:
“Biz bugün burada, bu katliamda sorumluluğu bulunan herkesin ve her kurumun hesap vermesini talep ediyoruz. Bugün sanık sandalyesinde oturanlara ek olarak, görevini yerine getirmeyen kamu görevlileri hakkında da derhal soruşturma izinlerinin verilmesini bekliyoruz. Bilirkişi heyetinin, bu yangında birinci dereceden sorumlu olduğu belirtilen Kültür ve Turizm Bakanlığı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı hiçbiri bu zamana kadar soruşturma izni vermedi. Yasalar çerçevesinde verilmesi gereken bu izinlerin bir an önce verilmesini bekliyoruz. O gece 78 can yitirdik. 36’sı çocuktu.”

“Güvenimiz de Yandı, Umudumuz Adalette”
Zeynep Kotan, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Sabah kayak yapacaklardı. Ama sabaha ulaşamadılar. Çünkü o binada bulunanlar ve o binaya göz yumanlar kendi keyifleri ve maddi çıkarları uğruna bu ülkenin gençlerini, çocuklarını bile bile ölüme terk ettiler. Biz buradayız. Yasımızı bir kenara koyduk. Canlarımız için dimdik ayaktayız. Kim susarsa, kim geri durursa bu katliama ortak olur. Bu dava sadece bir adalet arayışı değil, bir insanlık sınavıdır. Kartalkaya'da sadece canlar değil, güven duygusu da yanıp kül oldu. Ama biz bu türlerden adaletin ateşini yakacağız. Evlatlarımız için insanlık için bu ülkenin onuru için” dedi.”