Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde dün gece meydana gelen 4.3 ve 3.5 büyüklüğündeki depremler sonrası, Deprem Ağı uygulamasından milyonlarca kişiye “tahmini 5.5” büyüklüğünde yanlış bir bildirim gitmesi kamuoyunda tartışma yarattı. Gece yarısı gelen uyarıyla binlerce kişi uykusundan uyanırken, sosyal medyada uygulamaya tepki yağdı. Sosyal medyada büyük tartışma yaratan olayın ardından, Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı kapsamlı bir açıklama yaptı.
“Bu tartışmayı doğru zeminde yapmalıyız”
Karancı, “Balıkesir Sındırgı’da dün gece meydana gelen 4.3 ve 3.5 büyüklüğündeki depremler sonrası Deprem Ağı uygulamasından ‘tahmini 5.5’ şeklinde yanlış bir bildirim gitmesi kamuoyunda tartışma yarattı. Bu tartışmayı doğru zeminde yapabilmek için öncelikle depremlerde yer altında neler olduğunu ve uygulamanın mantığını bilmek gerekir.” dedi.
“Amaç kesin büyüklüğü vermek değil, saniyeler kazandırmaktır”
Başkan Karancı “Deprem anında açığa çıkan enerji dalgalar halinde yüzeye ulaşır. Önce P dalgaları gelir, genellikle zarar vermezler ancak yıkıcı dalgaların habercisidir. Ardından S dalgaları ulaşır; daha yavaş ilerler ama çok daha yıkıcıdır.
Telefonlara yüklenen bu uygulama, aslında titreşim kaydeden birer ivmeölçer görevi görür. Aynı anda çok sayıda cihaz P dalgalarını algıladığında sistem depremi tanımlar ve S dalgaları ulaşmadan önce uyarı gönderir. Buradaki amaç, kesin büyüklüğü bildirmek değil, insanlara birkaç saniye kazandırmaktır.” dedi.

“Bu uygulamalar güçlü şehirlerde anlamsızdır”
Başkan Karancı sözlerine şu şekilde devam etti:
“Antalya’ya 100 kilometre mesafedeki Burdur Fayı üzerinde bir deprem olsa, P dalgaları Antalya’ya 10–12 saniyede, S dalgaları 20–25 saniyede ulaşır. Bu süre elektrik ve gaz ana hatlarının kesilmesi için değerlidir. Ancak şu gerçeğin altını çizmek gerekir: Bu tür programlar, zaten deprem dirençli şehirler kurmuş ülkelerde kullanılmaz, hatta anlamsız bulunur. Çünkü onların hayatını saniyeler değil, sağlam şehir planlaması korur.”
“Bizde sorun yanlış bildirim değil, dirençsiz şehirlerdir”
“Bizde ise yıllardır yapılmayan kentsel dönüşüm, ertelenen önlemler ve göz ardı edilen mühendislik gerçekleri insanları birkaç saniyelik umutlara mahkûm ediyor. Bu uygulamalar toplumda ilgi görüyor çünkü devlet ve yerel yönetimlerin sorumluluk alanındaki eksiklikler vatandaşı çaresizce bu uygulamalara yönlendiriyor.
Tartışmamız gereken, uygulamanın yanlış büyüklük tahminleri değil, neden hâlâ depreme dirençli şehirler kuramadığımızdır. Neden imar aflarıyla riskli yapılar meşrulaştırıldı? Neden bilim insanlarının uyarıları dikkate alınmadı? Neden kentsel dönüşüm rant projelerine kurban edildi? Neden zayıf zeminler imara açıldı?
Yıllardır yapılmayanları birkaç saniyelik uyarıya sığdırmak mümkün değildir. Deprem hataları affetmez. Erken uyarı sistemi değil, deprem dirençli şehirler hayat kurtarır.” dedi.