Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya İl Örgütü tarafından düzenlenen “COP31 Antalya’ya Gelirken İklim Nereye Gidiyor?” başlıklı buluşmada iklim krizi, enerji politikaları ve çevre mücadelesi ele alındı. TİP Parti Meclisi ve Ekoloji Bürosu Üyesi Deniz Öztürk, iklim krizinin sorumluluğunun tüm insanlığa yüklenmesine tepki göstererek, “İklim krizi aynı zamanda bir sınıf meselesidir ve bu düzenin değişmesi gerekiyor” dedi. Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP31) öncesinde Antalya’da iklim politikaları ve çevre sorunları gündeme taşındı. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Antalya İl Örgütü tarafından 8 Kasım Pazar günü Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda düzenlenen “COP31 Antalya’ya Gelirken İklim Nereye Gidiyor?” başlıklı buluşma saat 15.00’te gerçekleştirildi.

Siyaset ve İklim Krizi Bir Arada Ele Alındı
TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın da katıldığı programa TİP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Yunus Başaran, TİP Parti Meclisi ve Ekoloji Bürosu Üyesi Deniz Öztürk, Tunceli eski Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu, Akdeniz Üniversitesi akademisyeni Işık Tuncel ve gazeteci Yusuf Yavuz katıldı. Programda ilk olarak TİP Parti Meclisi ve Ekoloji Bürosu Üyesi Deniz Öztürk söz aldı. İklim krizinin yalnızca çevresel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Öztürk, krizin arkasındaki ekonomik ve toplumsal ilişkilerin sorgulanması gerektiğini söyledi.

“İklim Krizini Kim Yaratıyor?”
İklim değişikliğinin gerçek olup olmadığının artık tartışılmaması gerektiğini ifade eden Öztürk, asıl sorulması gereken soruların krizin sorumluları ve sonuçlarını kimin üstleneceği olduğunu vurguladı. Öztürk, “Bu krizi kim yaratıyor? Bu krizi hangi toplumsal ve ekonomik koşullar belirliyor? Bu kriz kimin yararına üretiliyor? Bedelini kim ödeyecek? Artık sormamız, odaklanmamız ve peşine düşmemiz gereken sorular bunlar olmalı” dedi. Fosil yakıtların kullanımının sürdürülmesi, kentlerin toplu taşıma odaklı planlanmaması, özel otomobil kullanımının zorunlu hâle gelmesi ve yetersiz altyapı gibi sorunlara dikkat çeken Öztürk, iklim krizinin temelinde üretim ilişkilerinin bulunduğunu savundu. İklim krizinin sorumluluğunun bütün insanlığa eşit biçimde yüklenmesine de karşı çıkan Öztürk, Pakistan’daki bir tekstil işçisiyle özel jetiyle seyahat eden bir milyarderin aynı sorumluluk düzeyinde değerlendirilemeyeceğini dile getirdi.

Sıfır Atık ve Moda Eleştirisi
Öztürk, Emine Erdoğan’ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık girişimi ve Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen Uluslararası Sıfır Atık Günü kapsamında moda ve tekstil sektörünün gündeme alınmasını da değerlendirdi. Moda ve tekstil sektörünün yüksek miktarda su tükettiğini kabul eden Öztürk, çevre politikalarının bu konudaki çelişkilerden bağımsız ele alınamayacağını belirterek, “Dünyanın en pahalı markalarının mağazalarını kapatan, kolunda yüzlerce asgari ücretlinin maaşına karşılık gelen bir çantayı taşıyan bir isimden dinlemeseydik keşke” ifadelerini kullandı.
“Türkiye Kömür Platformuna Dönüştürülmüş Durumda”
Türkiye’nin COP31 ev sahipliğini de eleştiren Öztürk, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un konferans sürecindeki rolüne ve Türkiye’nin enerji politikalarına dikkat çekti. Türkiye’nin fosil yakıtlardan çıkış konusunda somut adımlar atması gerektiğini belirten Öztürk, “Türkiye, bu süreçte adeta bir kömür platformuna dönüştürülmüş durumda” dedi. COP31 kapsamında adil geçiş başta olmak üzere pek çok başlığın ele alınacağını hatırlatan Öztürk, büyük şirketlerin ve enerji sektöründeki sermaye gruplarının sponsorluğunda gerçekleştirilecek bir iklim konferansının ne ölçüde çözüm üretebileceğini sorguladı. İklim krizinin savaşlar, petrol politikaları ve enerji politikalarından bağımsız değerlendirilemeyeceğini söyleyen Öztürk, zirveden mucizevi bir çözüm beklemenin gerçekçi olmadığını ifade etti.
“Bu Düzenin Değişmesi Gerekiyor”
İklim mücadelesinde toplumsal baskının önemine işaret eden Öztürk:
“Dikkatli olmamız gereken en önemli konulardan biri de kapitalizmin yeşile boyanarak yeniden önümüze sunulmasıdır. Buna karşı uyanık olmalıyız. Çünkü iklim krizi aynı zamanda bir sınıf meselesidir ve bu düzenin değişmesi gerekiyor.”

Sürdürülebilir Enerji ve Yeşil Dönüşüm Anlatıldı
Deniz Öztürk’ün konuşmasının ardından Akdeniz Üniversitesi akademisyeni Işık Tuncel, sürdürülebilir enerji ve yeşil dönüşüm başlıklarında sunum gerçekleştirdi. İklim kriziyle mücadelede enerji politikalarının ve dönüşüm süreçlerinin önemine ilişkin bilgilerin paylaşıldığı programda, COP31 öncesinde Türkiye’nin iklim politikaları farklı yönleriyle ele alındı.
Program Sona Erdi
Programda daha sonra TİP Genel Başkanı Erkan Baş, TİP MYK Üyesi Yunus Başaran, Tunceli eski Belediye Başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu ve gazeteci Yusuf Yavuz da söz alarak iklim krizi, çevre politikaları ve COP31 sürecine ilişkin değerlendirmelerini katılımcılarla paylaştı. Buluşma, katılımcıların görüş ve değerlendirmelerinin ardından sona erdi.

