Türkiye Enerji, Su ve Gaz İşçileri Sendikası (TES-İŞ) Antalya Şube Başkanı Abdullah Kayser, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öncesi 29 Nisan 2026 Çarşamba günü basın mensuplarıyla bir araya geldi. Başkan Kayser, “Bizler TES-İŞ Sendikası Antalya Şubesi olarak, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nde alanlara güçlü bir irade ve kararlılıkla çıkıyoruz" dedi.

“Vergi Sistemi Adil Hale Getirilmeli”
Başkan Kayser, emekçilerin en büyük sorunlarından birinin vergi yükü olduğunu vurguladı. Kayser, "Bu yıl meydanlarda en gür sesle dile getireceğimiz başlıkların başında vergide adalet gelmektedir. Bugün ülkemizde çalışan kesimin omuzlarına yüklenen vergi yükü, adalet duygusunu zedelemekte; emeğiyle geçinen milyonlar için ciddi bir geçim sıkıntısına dönüşmektedir. Az kazanandan çok, çok kazanandan az vergi alınan bu sistem sürdürülebilir değildir. 1 Mayıs meydanlarından açıkça ifade ediyoruz: Vergi sistemi adil hale getirilmeli, emeğin üzerindeki yük hafifletilmelidir. Adaletsiz gelir vergisi; yani Türkiye'de toplanan gelir vergisine baktığımızda, gelir vergisini çalışan olarak kamu kesiminde çalışan işçi, memurdan, asgari ücretli çalışanlardan toplanıyor gelir vergisi. Ekonomi yazarları, ben söylemiyorum, ekonomi yazarları bunun büyük bir bölümünün çalışan kesimden alındığını ama sermayeden alınmadığını söylüyor. Sermayeye ne oluyor? Devamlı gelir vergisi affı geliyor veya faizini affediyor veya vergiyi tamamen affediyor. Bunlar oldu defalarca. Şöyle zaten benim söylememe gerek yok, siz bakarsanız bu dönemde en az 10-12-13 sefer gelir vergisiyle ilgili düzenleme yapıldı. Sermayeden alınma babında değil, bu şeyler devamlı ekonomi eğer kötüye gittiyse mutlaka onlara yönelik şeyler yapılmıştır; çalışanlara yönelik bir şey yapılmamıştır vergiyle ilgili. Biz ‘adaletsiz vergi sistemi var, bu düzeltilsin’ diyoruz birinci sıkıntımız. İkinci sıkıntımız genel olarak toplu sözleşme imzalayan sendikalar olarak Yüksek Hakem Kurulu kararı. Yüksek Hakem Kurulu kararı adaletli bir şey değil; nasıl, anayasa gibi. Sekiz kişinin imzasıyla orada toplanan o sekiz kişi, anlaşamadığımız sözleşmeyi Yüksek Hakem Kurulu'ndan imzalayıp geçiyorlar. Bizden iki kişi var orada, bir şeyi de yok geçerliliği. Bununla ilgili düzenleme yapılması lazım. Tabii ki burada iki kişinin imzası bir şey yok ki, muhalefet şerhi koyuyor. Disiplin kurulu kararına koyar gibi muhalefet şerhi koyuyor, "ben bu karara uymuyorum" diyor; bir şeyimiz yok. Ama burada adaletli o sekiz kişilik komisyon adaletli olmalı. Eğer sendika itiraz ettiyse bir ses getirmeli, bununla ilgili meclisten düzenleme istiyoruz. Türk-İş bütün platformlarda bunu dile getiriyor" dedi.

KİT’lerde Kadro Talebi
Kamu İktisadi Teşebbüslerinde çalışan işçilerin kadro beklentisinin ertelenmemesi gerektiğini belirten Kayser, şu ifadeleri kullandı:
"Bir diğer önemli talebimiz ise KİT'lerde kadro sorunudur. Kamu İktisadi Teşebbüslerinde yıllardır taşeron ve güvencesiz çalışma biçimleriyle emek veren işçilerimizin kadro beklentisi artık ertelenemez bir noktaya gelmiştir. Aynı işi yapan, aynı riski üstlenen emekçilerin farklı statülerde çalıştırılması sosyal bağdaşmamaktadır. adaleti
KİT'lerde çalışan tüm emekçilere güvenceli kadro verilmesi bir hak, bir zorunluluktur. Cumhurbaşkanımız söz verdi aslında; 2018'de DSİ'de, Karayolları'nda, hastanelerde kadroya aldığı KHK'lıları KİT'lerde almadı. O dönem hem Başbakan söz verdi grup konuşmasında "KİT'leri de dahil edeceğiz" dedi, hem Cumhurbaşkanımızın sözü var. KİT'lerdeki taşeron arkadaşlara kadro talebimiz var. Ayrıca altını özellikle çizmek isteriz ki; tüm bu sorunların çözümünün yolu güçlü sendikal örgütlenmeden geçmektedir. Sendikalar sadece ücret pazarlığı yapan yapılar değil; aynı zamanda emeğin, hakkın ve adaletin teminatıdır. Örgütlü olmayan işçi, güvencesizliğe ve hak kayıplarına daha açıktır. Bu nedenle tüm emekçileri sendikalı olmaya, haklarına sahip çıkmaya ve birlikte mücadele etmeye davet ediyoruz."

Hayat Pahalılığı ve Enflasyon Vurgusu
Yüksek enflasyonun çalışanlar üzerindeki etkisine değinen Kayser, yaşam maliyetlerindeki artışın alım gücünü düşürdüğünü ifade etti. Kayser, “Öte yandan hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon, emekçilerin yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır. Temel gıda ürünlerinden kiralara, ulaşımdan enerji giderlerine kadar her alanda yaşanan fiyat artışları, ücret artışlarını kısa sürede eritmekte; çalışanların alım gücünü ciddi şekilde düşürmektedir. Yüksek enflasyonla etkin ve kalıcı mücadele edilmeden, emekçinin nefes alması mümkün değildir. Bu nedenle gelir politikaları adil hale getirilmeli, ücretler enflasyon karşısında korunmalı ve yaşam maliyetleri kontrol altına alınmalıdır. Pazara gittiğinde bir arkadaşımız filesini en az 3.000 - 4.000 liraya dolduruyor; elektrik faturasına bakın, doğalgaz faturasına, su faturasına. Eğer evi kiraysa, Antalya'da en düşük kira kaç para? 15.000 lira. Tek maaşla geçinilmesi mümkün değil, eşi mutlaka çalışacak.” dedi.
“Taleplerimizi Meydanlarda Haykıracağız”
Kayser, 1 Mayıs’ta dile getirecekleri başlıca talepleri şu sözlerle sıraladı:
"1 Mayıs; sadece bir bayram değil, aynı zamanda emeğin onurunu, dayanışmanın gücünü ve ortak mücadelemizin kararlılığını gösterdiğimiz bir gündür. Bu bilinçle, Antalya'dan tüm Türkiye'ye sesleniyoruz: Vergide adalet istiyoruz! KİT'lere kadro istiyoruz! Örgütlü, güvenceli bir çalışma hayatı istiyoruz! İnsanca yaşayacak ücret, yüksek enflasyona karşı gerçek çözümler istiyoruz! Bu taleplerimizi haykırmak için 1 Mayıs'ta alanlarda olacağız."