Antalya’da 18 Eylül 2025'te yıkımı tamamlanan Antalya Arkeoloji Müzesi’nin karşısında, Konyaaltı Caddesi ile falezler arasında bulunan ve kentte Kuğulu Park olarak bilinen alanla ilgili tartışmalar sürüyor. Taşınmazın satışa çıkarılması ve ardından ihalenin iptal edilmesi üzerine harekete geçen Müze Çalışma Grubu, alanın kamusal niteliğinin korunması ve imar planında resmen park olarak belirlenmesi çağrısında bulundu.
576 MİLYON LİRALIK SATIŞ TARTIŞMA YARATTI
Karayolları Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki Muratpaşa ilçesi Bahçelievler Mahallesi 584 ada 1 parselde bulunan 8 bin 693,72 metrekarelik taşınmaz, 8 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan ilanla 576 milyon 431 bin 279,81 TL tahmini bedelle satışa çıkarıldı. Kapalı teklif usulüyle yapılması planlanan ihalenin tarihi 26 Ekim 2026 olarak duyuruldu.
Satış kararı kentte meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşların tepkisine neden oldu. Tepkilerin ardından alanın Akdeniz Üniversitesi’ne devredileceği yönündeki haberler kamuoyuna yansıdı. Resmî Gazete’nin 13 Ekim 2026 tarihli sayısında ise ihalenin iptal edildiği duyuruldu.

KUĞULU PARK İÇİN YÜRÜDÜLER
Müze Çalışma Grubu, 15 Ekim 2026 Perşembe günü saat 17.10’da yıkılan Antalya Arkeoloji Müzesi önünde bir araya geldi. Buradan Kuğulu Park’a doğru yürüyüş başlatan grup, Konyaaltı Caddesi üzerinde basın açıklaması yaptı. Grup adına açıklamayı, Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümü’nden emekli Prof. Dr. Hilmi Uysal gerçekleştirdi.
“KENTİN HAFIZASINDA VAZGEÇİLMEZ BİR YERE SAHİP”
Kuğulu Park’ın Antalya’nın ikonik mekânlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Hilmi Uysal, alanın kentin hafızasında ve sosyal yaşamında önemli bir yere sahip olduğunu söyledi. Uysal, Antalya Müzesi’nin bölgenin gelişimindeki rolüne dikkat çekerek müzenin 1965’te başlayan inşaatının 1971’de tamamlandığını ve 25 Kasım 1972’de ziyarete açıldığını hatırlattı. Müzenin açılmasıyla birlikte bölgenin önemli bir cazibe merkezine dönüştüğünü belirten Uysal, Kuğulu Park’ın da kent merkezinden müzeye ve Konyaaltı sahiline ulaşan güzergâhın önemli duraklarından biri haline geldiğini ifade etti.
“RANT ODAKLI BİR ANLAYIŞIN ÖRNEĞİ”
Bölgedeki gelişmelerin kaygı verici olduğunu savunan Uysal, 2024 yılında Kuğulu Park’tan varyanta kadar uzanan falezlerin sit derecesinin düşürülmesine, 2025 yılında Antalya Müzesi’nin yıkılmasına ve 2026 yılında nostaljik tramvay seferlerinin durdurulmasına dikkat çekti. Aynı bölgedeki Karayolları lojmanları ile Turizm Uygulama Oteli hakkında da depreme dayanıksızlık raporları bulunduğunu belirten Uysal, gelişmelerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Uysal, söz konusu alanların geleceğine ilişkin kapsamlı bir plan olup olmadığı sorusunun kent kamuoyunda yanıt beklediğini dile getirdi. Kuğulu Park’ın zaman içinde bakımsız bırakıldığını ve ticari faaliyetler nedeniyle doğal kimliğinden uzaklaştırıldığını savunan Uysal, kamusal alanların korunması gerektiğini vurguladı.
“PAHA BİÇİLEMEZ KUĞULU PARK’A FİYAT BİÇİLEBİLİR Mİ?”
Taşınmazın 576 milyon TL’yi aşan tahmini satış bedelini eleştiren Uysal, alanın tapu kayıtlarında “tarla” olarak nitelendirilmesinin mevcut kullanımıyla çeliştiğini savundu. Uysal, taşınmazın yaklaşık yüzde 85’inin Kesin Korunacak Hassas Alan, kalan yüzde 15’inin ise Nitelikli Doğal Koruma Alanı statüsünde bulunduğunu belirterek bu statülerin yapılaşma ve gelir getirici faaliyetler açısından oluşturduğu kısıtlamalara dikkat çekti. Uysal, alanın yalnızca mülkiyet ve ekonomik değer üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade ederek Kuğulu Park’ın doğal, kültürel ve kamusal değerlerinin korunması gerektiğini söyledi.
“BİR KENT PARKI ALACAĞA MAHSUBEN DEVREDİLEMEZ”
Satış kararının ardından taşınmazın başka bir kamu kurumuna devredilmesi yönündeki açıklamaları da değerlendiren Uysal, bir alanın kamu mülkiyetinde kalmasının tek başına halkın ortak kullanımını güvence altına almadığını savundu. Uysal, falez bandındaki bazı sosyal tesislerin halkın özgürce yararlanabildiği kent parkları niteliği taşımadığını belirterek Kuğulu Park’ın işlevinin değiştirilmesine karşı çıktı. Alanın başka bir kamu kurumuna devredilmesinin falez bandının doğal peyzajı, biyolojik çeşitliliği, kültürel mirası ve kent kimliği açısından olumsuz sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi.
İMAR PLANINA PARK ALANI OLARAK İŞLENSİN
Müze Çalışma Grubu adına açıklama yapan Uysal, Konyaaltı Caddesi’nin güneyindeki falez bandının varyanta kadar uzanan bölümünün imar planında park alanı olarak tescil edilmesini istedi. Bu düzenlemenin nostaljik tramvay ring alanını, Konyaaltı Kumsalı seyir terasını, Cumhuriyet dönemi şehitler anıtını ve Antalya Tufa Kıyı Falezleri’ni kapsayan bütünleşik bir kent parkı oluşturulmasına katkı sağlayacağını belirten Uysal, Antalya Büyükşehir Belediyesi ile Muratpaşa Belediyesi’ne de çağrıda bulundu. Bölgedeki gelişmelere karşı daha fazla sorumluluk alınması gerektiğini ifade eden Uysal, yerel yönetimlerin kamu alanlarının korunması için ortak öneriler geliştirmesini ve harekete geçmesini istedi.
Uysal, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Kuğulu Park halkındır, park olarak kalmalıdır, kalacaktır! Konyaaltı falez bandının varyanta kadar kesintisiz bir kent parkı niteliği korunmalı ve acilen imar planına işlenmelidir!”
AYŞE TONGUÇ’TAN FALEZLER İÇİN TARİHİ MİRAS VURGUSU

Eylemde, Antalya’nın efsane başkanı Selahattin Tonguç’un eşi Aygün Ayşe Tonguç da konuştu. Antalya’nın kıyılarının ve falezlerinin korunması gerektiğine dikkat çeken Tonguç, eşinin 1973 yılında belediye başkanı seçilmesinin ardından kıyı şeridinin yapılaşmaya açılmasını engellemek için mücadele verdiğini anlattı. Selahattin Tonguç’un kıyı şeridinin kamulaştırılması için büyük çaba gösterdiğini belirten Aygün Ayşe Tonguç, Konyaaltı Varyantı üzerinde yapılması planlanan Falez Oteli ve vali konağı projelerine karşı da mücadele yürütüldüğünü hatırlattı. Tonguç, kıyıların herkesin yararlanabileceği kamusal alanlar olarak korunmasının önemini vurgulayarak bu alanların insanların denizi seyredebileceği, yaşlıların dinlenebileceği, çocukların oynayabileceği ve kentin ruhunun hissedilebileceği yaşam alanları olması gerektiğini ifade etti. Antalya falezlerinin doğal özelliklerine de değinen Tonguç, bu eşsiz mirasın beton yapılaşmayla zarar görmeden gelecek nesillere aktarılmasının herkesin sorumluluğu olduğunu belirtti.
"Antalya'ya Ne Kadar Hizmet Edilse Azdır"
“Bu eşsiz doğa mirasını beton yapılaşmayla zedelemeden, güzellikleri kaybetmeden gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur. Dileğim, Antalya’nın kıyılarının, falezlerinin ve doğal güzelliklerinin aynı anlayışla ve duyarlılıkla korunmaya devam edilmesidir. Antalya’ya ne kadar hizmet edilse azdır.”