Antalya'da bulunan Akdeniz Üniversitesi (AÜ), dünyanın ilk rahim nakli ve Türkiye’nin ilk yüz nakli gibi küresel ölçekteki başarılarına bir yenisini daha ekledi.
Antalya Tıp Tarihinde Yeni Bir Zirveye İmza AtıyorKanserle mücadelede en ileri teknoloji olarak kabul edilen CAR-T hücre tedavilerinin yerli üretimi için kurulan Akdeniz Üniversitesi İleri Sağlık Araştırma Merkezi, AÜ Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan tarafından tanıtıldı.
Hematolojik kanserlerin tedavisinde dışa bağımlılığı azaltacak olan bu merkez, özellikle dirençli ve nükseden lösemi ile lenfoma hastaları için Türkiye'de bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Cumhurbaşkanlığı desteğiyle hayata geçirilen proje, Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki stratejik gücünü küresel boyuta taşıyor.
CAR-T: Yaşayan İlaç Yöntemiyle Kansere Akıllı SaldırıCAR-T teknolojisi, geleneksel yöntemlerden farklı olarak "yaşayan ilaç" yaklaşımıyla çalışıyor. Bu yenilikçi sistemde, hastanın kendi bağışıklık sistemi hücreleri (T hücreleri) alınıyor ve laboratuvar ortamında genetik olarak yeniden programlanıyor.
Prof. Dr. Özlenen Özkan, süreci "Hastanın kendi hücreleri adeta kanseri tanıyacak akıllı askerler haline getirilerek yeniden vücuda veriliyor; böylece savunma sistemi kanser hücrelerini hedef alıp yok etmeye başlıyor" sözleriyle özetledi.Özellikle standart tedavilere yanıt vermeyen vakalarda umut vuran bu yöntem, kanserli hücreyi doğrudan hedef aldığı için sağlıklı dokulara zarar vermeden etkin bir mücadele sağlıyor.
Yüksek Maliyetli Yurt Dışı Bağımlılığı Sona EriyorŞu ana kadar Türkiye’deki hastaların ya yurt dışına gönderildiği ya da kan örneklerinin işlem görmek üzere sınır dışına sevk edildiği CAR-T tedavisi, artık Antalya’da çok daha düşük maliyetlerle üretilecek.Dünyada bu tedaviye erişimin sınırlı olduğunu ve ABD gibi ülkelerde maliyetlerin 400-500 bin dolar bandına ulaştığını belirten uzmanlar, yerli üretimin hem ekonomik hem de lojistik açıdan büyük bir avantaj sağlayacağını vurguladı.Prof. Dr. Ömer Özkan, laboratuvar ortamında yaklaşık 10 gün süren bir hazırlık sürecinden sonra hücrelerin dondurulmadan, "taze" olarak hastaya uygulanacağını ve bu yöntemin başarısını yüzde 95'in üzerinde beklediklerini ifade etti.
15 Nisan’da İlk Hastanın Tedavisine BaşlanıyorYıllık 100 ile 150 hastaya hizmet verebilecek kapasiteye sahip olan merkez, sadece Türkiye için değil, Orta Doğu ve çevre ülkeler için de bir sağlık üssü olmayı hedefliyor.1 Nisan itibarıyla ruhsatlandırma sürecinin tamamlanması beklenen merkezde, ilk tedavinin 15 Nisan 2026 tarihinde uygulanması planlanıyor. Merkezin gelecek vizyonunda sadece kan kanserleri değil, beyin tümörleri gibi tedavisi güç olan diğer kanser türleri için de Ar-Ge çalışmaları yürütülmesi yer alıyor.Günlük 4 üretim kapasitesiyle hizmete başlayacak olan bu tesis, Türkiye'yi kanser tedavisinde dünyanın 8. merkezi haline getirecek.