Akdeniz Gerçek | Antalya | Emniyette İntihar Sarmalı! Antalya Eski Emniyet Müdürlerinden “Önlem” Çağrısı

Emniyette İntihar Sarmalı! Antalya Eski Emniyet Müdürlerinden “Önlem” Çağrısı

Emniyet teşkilatındaki artan intihar dalgası ve son beş günde yaşanan yedi can kaybı derin bir acı yaratırken, Emniyet Teşkilatı Sendikası yarın (28 Eylül Pazartesi) öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma kararı duyurdu. Akdeniz Gerçek'e konuşan Eski Antalya İl Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan polisin erken önleme ve toplumsal desteğe ihtiyacına dikkat çekerken, emekli polis müdürü Akif Aktuğ ise intiharların kurumsal, mesleki ve psikolojik boyutlarını ele alan kapsamlı bir değerlendirme paylaştı.

Emniyet teşkilatındaki artan intihar dalgası ve son beş günde yaşanan yedi can kaybı derin bir acı yaratırken, Emniyet Teşkilatı Sendikası yarın (28 Eylül Pazartesi) öğleden sonra Türkiye genelinde iş bırakma kararı duyurdu. Akdeniz Gerçek'e konuşan Eski Antalya İl Emniyet Müdürü Feyzullah Arslan polisin erken önleme ve toplumsal desteğe ihtiyacına dikkat çekerken, emekli polis müdürü Akif Aktuğ ise intiharların kurumsal, mesleki ve psikolojik boyutlarını ele alan kapsamlı bir değerlendirme paylaştı.

Emniyette İntihar Sarmalı! Antalya Eski Emniyet Müdürlerinden “Önlem” Çağrısı
KAYNAK: İlayda Nur Can

Emniyet teşkilatındaki intihar vakaları Türkiye genelinde tırmanışını sürdürürken, Emniyet İntiharları Dijital Anıtı’nın paylaştığı veriler tablonun vahametini gözler önüne seriyor. Verilere göre 2026 yılının başından bu yana 47’si görevde, 5’i emekli olmak üzere toplam 52 emniyet mensubu yaşamını yitirdi; bu tablo çalışan polisler arasında ortalama her dört günde bir intihar vakası yaşandığını ortaya koyuyor. Resmi istatistiklere yansıyan süreçte, 2024 yılında 73 polis memuru (her 5 günde bir) hayatını kaybederken; 2025 yılında bu sayı 82'si aktif, 11'i emekli olmak üzere 93'e (her 4 günde bir) yükseldi. 2026 yılının ilk bir buçuk ayında ise 9'u aktif, 1'i emekli 10 emniyet mensubu daha intihar etti. 2024'teki vakalar 2025'te yüzde 27 oranında artış gösterdi. 

Antalya'da Yürek Yakan Kayıplar ve Art Arda Gelen Acı Haberler

Türkiye'nin dört bir yanından gelen acı haberlerin yanı sıra Antalya'da geçmişte yaşanan olaylar da emniyet teşkilatını yasa boğmuştu. Döşemealtı ilçesine yeni tayin olan polis memuru Özgür Akçay, taşındığı evinde başından vurulmuş halde ölü bulunmuştu. Kent daha önce de 15 Eylül 2025 günü art arda gelen iki acı olayla sarsılmıştı: Sabah saatlerinde Kepez Devriye Ekipler Amirliği’nde görevli polis memuru Ercan Sönmez Meltem Mahallesi'ndeki Kapalı Spor Salonu otoparkında, akşam saatlerinde ise motosikletli Yunus timinde görevli polis memuru Bilal Yurt beylik tabancalarıyla yaşamlarına son vermişti. 

"Son Beş Günde Yedi Emniyet Mensubu Yaşamına Son Verdi"

Emniyet Teşkilatı Sendikası Yönetim Kurulu tarafından yayımlanan bildiride, emniyet mensupları arasında giderek artan can kayıplarının ulaştığı vahim boyuta dikkat çekildi. Son beş gün içerisinde yedi emniyet teşkilatı mensubunun yaşamına son verdiği, geçen hafta ise Bursa ve İstanbul'da görev yapan yardımcı hizmetler sınıfına mensup iki üyenin intihar girişiminde bulunduğu ve tedavilerinin sürdüğü aktarıldı. Açıklamada, Anayasa Mahkemesi önünde emekli bir polis memurunun intihar ederek yaşamını yitirdiği de hatırlatılarak, "Bu tablo artık görmezden gelinemez" denildi.
Sendika açıklamasında, teşkilat mensuplarının üzerindeki yükü katlayan başlıca etkenlerin ekonomik ve sosyal sıkıntılar, mobbing, ağır mesai şartları ve emeklilikteki gelir kaybı olduğu savunuldu. 3600 ek gösterge düzenlemesinin yetersiz kaldığı, yardımcı hizmetler sınıfının sorunlarının çözülemediği ve "eşit işe eşit ücret" ilkesinin sağlanamadığı belirtilerek, toplu sözleşme masasında Emniyet Teşkilatı'nın yok sayıldığı ve Emniyet Meslek Kanunu'nun yıllardır rafta bekletildiği vurgulandı.

"Polis de Bir İnsan, Önlemler Çok Erken Alınmalı"

Yaşanan trajik olaylar ve artan intihar vakaları üzerine Akdeniz Gerçek’e özel açıklamalarda bulunan 2006-2009 yılları arasında Antalya İl Emniyet Müdürlüğü yapan Feyzullah Arslan, polisin yaşadığı psikolojik ve sosyal problemlere dikkat çekti. Toplumdaki her türlü olumsuzluğun teşkilata yansıdığını belirten Arslan, şunları kaydetti: 
"Polis de bir insan, insanlar intihar ediyorsa polis de eder ama polis daha az etmeli. Türkiye ortalamasının daha altında, niye? Onun polisliğe girerken sağlık raporu, ruhî durumu bütün koşulların elverişli olduğu. Dolayısıyla yani toplumda bir problem varsa polis de olur ama polisteki problemin çok erken önleminin alınması gerekiyor. Nedir? Sebep ve sonuçlarını ilişkilendirip önlem almak gerekir." 
Arslan, intiharların önlenmesi için sadece ekonomik değil; psikolojik, eğitim ve demografik unsurlar dahil olmak üzere farklı disiplinler tarafından derinlemesine ve çok yönlü araştırmalar yapılması gerektiğini vurguladı. 

"İş Bırakma Eylemi Hukuken Mümkün Değil"

Kamuoyunda tartışılan memurların iş bırakma iddialarına da açıklık getiren Arslan, bu durumun hukuki karşılığının olmadığını ifade etti: 
"Memurların iş bırakma eylemi yapması hukuken mümkün değil. Devlet memurları kanununda işçilerin aksine memurlar için böyle bir hak bulunmamaktadır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda grev veya iş bırakma hakkı yoktur, bu eksik ve yanlış bir bilgidir. Polisin işi bırakması söz konusu olamaz."

"Bir Polis Amiri, Görevini Yapan Polise Arkadaştır"

Kurum içi çalışma şartlarına, mobbing iddialarına ve amirlik anlayışına değinen Arslan, polisin fedakâr yapısının ve vatandaş desteğinin önemine şu sözlerle dikkat çekti: 
"Bir polis amiri, bir polis müdürü görevini yapan polise amir değil, arkadaştır. Ama görevini yapmayan polise amirdir. Dolayısıyla herkes görevini yaparsa mobbing de olmaz. Polis kendinden çok başkasını düşünendir. Dolayısıyla çok başkasını düşünmekten kendisi düşünemeyecek hâle geliyor. O nedenle polisin kendisinin de düşünmesi gerektiğini polislere hatırlatmak lazım. Hizmet ettiği vatandaş 'Polis bizden biri, bizim için çalışıyor, ona gerekli desteği vermek gerekir' demiyorsa polisin çalışma şartları daha ağırdır. Vatandaş ve polis el ele daha huzurlu günlere diyorum." 

Toplumda Yaşananlar Emniyet Teşkilatına da Yansıyor

Emekli polis müdürü Akif Aktuğ, polis intiharlarının tek bir nedene bağlanamayacağını belirterek şu tespiti yaptı:
“Bir polis intihar ettiğinde kamuoyunun ilk sorusu genellikle 'Neden?' oluyor. Bu sorunun çoğu zaman tek kelimelik bir yanıtı yok. Polisler de bu toplumda doğdu, eğitim aldı ve herkes gibi ekonomik güçlüklerden, aile sorunlarından ve kayıplardan etkileniyor. Birleşik kaplar gibi, toplumda yaşananlar emniyet teşkilatına da yansıyor. Bu nedenle önce ortak koşullara, ardından polisliğin bu koşullara eklediği özel yüklere bakmalıyız.”

Çalışma Koşulları ve Mesleğin Getirdiği Özel Yükler

Aktuğ, mesleki şartların yarattığı risklere ve yüzeysel yaklaşım tehlikesine dikkat çekti:
“Uzun ve düzensiz çalışma saatleri, sürekli tetikte olma hâli, travmatik olaylarla karşılaşma ve yardım istemenin mesleki geleceğe etkisine ilişkin kaygılar bu özel yükler arasındadır. 'Ailevi sorunları vardı', 'borçları vardı' ya da 'psikolojik sıkıntı yaşıyordu' demek incelemeyi bitirmemeli. Meslek koşullarının kişinin yükünü artırıp artırmadığı da araştırılmalı. Bununla birlikte, herhangi bir ölümü yalnızca çalışma koşullarına bağlamak da bilmediğimiz gerçekler hakkında peşin hüküm vermek olur.”

"Emniyette Girdim" Yerine "Polis Oldum" Bilinci

Kurumsal bağların ve kimlik algısının önemine değinen Aktuğ, şunları kaydetti:
“Kurumsal aidiyet, bu araştırmanın önemli başlıklarından biridir. 'Emniyette girdim' yerine 'polis oldum' deriz; çünkü polislik kimliği mesai bitince bütünüyle geride bırakılmaz. Böylesine güçlü bir kimlik taşıyan kişinin kurumuyla ilişkisi zayıfladığında ne yaşadığını anlamamız gerekir.”

Başka Bir Meslek Seçme İmkânı Olsa İstifa Edecekler

Sendika verilerine ve mesleğe giriş motivasyonuna dikkat çeken Aktuğ, anket sonuçlarını şöyle aktardı:
“Emniyet Teşkilatı Sendikası öncülüğünde 2024’te yapılan, 15.360 kişinin yanıtlarının değerlendirildiği gönüllü katılımlı ankette, katılımcıların yüzde 72,6’sı görev yapma gerekçesi olarak ekonomik nedenleri belirtmiş; yüzde 76,8’i başka bir meslek seçme imkânı olsa istifa edeceğini söylemiştir. Bu anket bütün polisleri temsil eden bir sonuç ya da intiharların nedenini gösteren bir araştırma olarak okunamaz. Yine de mesleğe giriş motivasyonu, çalışma deneyimi ve aidiyet arasındaki ilişkiyi daha güçlü yöntemlerle incelememiz gerektiğini söylüyor.”

Gizliliğe Güven ve Statü Kaybetme Korkusu

Personelin destek alırken yaşadığı endişelere değinen Aktuğ, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Asıl sorular şunlar: Zorlandığını belli eden bir polis, statüsünü veya mesleki geleceğini kaybetmekten korkmadan yardım isteyebiliyor mu? Yardım aldığında gizliliğine güvenebiliyor mu? Uykusunu, aile yaşamını ve sağlığını koruyacak bir çalışma düzeni var mı? Yardım istemeyen veya isteyemeyen personele, mahremiyetini koruyarak nasıl ulaşabiliyoruz?”


Önleme Sorumluluğu ve Şeffaf Veri İhtiyacı

İntiharların önlenmesinde kurumsal mekanizmaların şeffaf olması gerektiğine vurgu yapan Aktuğ, sözlerini şöyle tamamladı:
"İntiharı önleme sorumluluğu yalnızca tükenme noktasına gelen kişinin yardım istemesine bırakılamaz. Kurum, çalışanların taşıdığı yükü düzenli olarak ölçmeli, azaltmalı ve yardıma erişimi güvenli kılmalıdır. Her ölümün ardından sormamız gereken kurumsal soru da şudur: Önleme tedbirlerinin işe yarayıp yaramadığını hangi düzenli, şeffaf ve karşılaştırılabilir verilerle biliyoruz?"

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız