Antalya’nın önemli doğal alanlarından Boğaçay’da sazlıkların ekosistemdeki rolü ve bölgede yürütülen temizlik çalışmaları tartışılıyor. Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Boğaçay’ın kendini onardığını belirtirken, uzmanlar sazlıkların suyu filtreleyen, kuş ve balıklar için yaşam alanı oluşturan doğal bir sistem olduğunu vurguladı.

“Boğaçay kendini onarıyor”
Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Lokman Atasoy, Boğaçay’da son dönemde gündeme gelen kirlilik iddialarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Sazlık olarak görülen alanların doğrudan kirlilik anlamına gelmediğini belirten Atasoy, bölgedeki sucul bitkilerin ekosistemin doğal bir parçası olduğunu söyledi. Boğaçay’ın geçmişte de doğal olarak sazlık alanlara sahip olduğunu ifade eden Atasoy, 2018 yılında hayata geçirilen Boğaçay projesinin ardından bilim insanları ve meslek odalarının çeşitli çevresel risklere dikkat çektiğini aktardı. Bu riskler arasında dip çamuru, sucul otların artışı, yosun oluşumu, koku ve haşere sorunlarının bulunduğunu belirtti. Atasoy, Büyükşehir Belediyesi olarak temizlik çalışmalarını bilimsel değerlendirmeler doğrultusunda sürdürdüklerini ifade ederek, “Boğaçay kendini onarıyor. Boğaçay doğa kendini tedavi ediyor” dedi.

2026’da 320 ton sucul ot toplandı
Boğaçay’daki çalışmaların 7 gün esasına göre sürdüğünü belirten Atasoy, bölgede sucul ot kesme tekneleriyle hasat yapıldığını, ardından kepçeler ve kamyonlarla toplanan materyallerin alandan uzaklaştırıldığını söyledi. Atasoy, 2026 yılı içerisinde 320 ton sucul ot ve yaklaşık 4 ton fiziksel atık toplandığını açıkladı. Fiziksel atıklar arasında pet şişe, lastik, şişme bot, koltuk ve sandalye gibi çeşitli malzemelerin bulunduğunu belirtti. Boğaçay’da günlük yaklaşık 8 ton atık toplandığını ifade eden Atasoy, mevcut ekipmanlara ek olarak daha zorlu alanlarda kullanılmak üzere amfibi bir makineyle çalışma yapılmasının planlandığını söyledi. Atasoy, sazlıkların tamamen ortadan kaldırılmasına karşı olduklarını belirterek, bu alanların kuşlar, balıklar ve diğer canlılar için yaşam alanı oluşturduğunu vurguladı.“Biz doğayı her yönüyle seviyoruz. Kuşuyla, balığıyla, kurbağasıyla, otuyla, böceğiyle her şeyiyle seviyoruz” diyen Atasoy, sazlıkların kesilmesinin talep edilmemesi gerektiğini ifade etti.

Gökoğlu: “Sazlıklar doğal filtre görevi görüyor”
Akdeniz Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mehmet Gökoğlu ise Boğaçay’daki sazlıkların ekosistem içerisindeki işlevlerine dikkat çekti. Sazlıkların birçok kuş ve balık türü için yuvalama, üreme ve sığınma alanı oluşturduğunu belirten Gökoğlu, bu bitkilerin sudaki azot ve fosfor gibi maddeleri bünyelerine alarak doğal bir arıtma sürecine katkı sağladığını söyledi. Sazlıkların yukarıdan gelen katı atıkları tutarak mekanik filtre görevi de gördüğünü ifade eden Gökoğlu, bu alanların ortadan kaldırılması halinde yağışlarla birlikte çeşitli kirleticilerin doğrudan denize taşınabileceği uyarısında bulundu. Gökoğlu, nehir ağızlarındaki doğal vejetasyonun korunması gerektiğini belirterek, “Boğaçay’ı bırakalım, doğa kendisini toparlasın, doğal halde kalsın” görüşünü dile getirdi.

“Bu yıl berrak su yakalayamadık”
Deniz ekosistemindeki değişimlere de dikkat çeken Gökoğlu, dalış çalışmalarında suyun görüş mesafesinin kötü olduğunu ve yüksek miktarda askıda katı madde gözlemlediğini söyledi. Nehir ağızlarındaki doğal bitki örtüsünün yok edilmesiyle birlikte çamur ve diğer maddelerin denize taşınabildiğini belirten Gökoğlu, bunun deniz tabanında sediman ve silt birikimine yol açabileceğini ifade etti. Gökoğlu, bu durumun tabanda yaşayan canlıların yaşam alanlarını kısıtlayabileceğini ve deniz ekosistemini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.

Karancı: “Konyaaltı Plajı’nı da kaybediyor noktasındayız”
Jeoloji Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı Mustafa Karancı ise Boğaçay projesinin geçmişine dikkat çekti. Projenin ilk gündeme geldiği dönemde meslek odalarının çeşitli itirazlarda bulunduğunu belirten Karancı, Boğaçay’ın yaklaşık 750 metre uzunluğunda ve 200 metre genişliğinde bir alanda düzenlenmesinin doğal süreçler açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. İlk projede deniz suyunun Boğaçay içerisine alınmasının da planlandığını belirten Karancı, yeraltı sularının tuzlanması riski nedeniyle bu uygulamadan vazgeçildiğini aktardı. Boğaçay’dan denize ulaşan sedimenter malzemenin Konyaaltı Plajı’nın oluşumunda rol oynadığını ifade eden Karancı, dere yataklarına yapılan müdahalelerin kıyı ekosistemi açısından da ele alınması gerektiğini söyledi. Karancı ayrıca Boğaçay’ın üst kısmında bulunan TOKİ alanına dikkat çekerek, dere yatakları ve içme suyu kaynaklarının korunması konusunda bütüncül bir yaklaşım gerektiğini ifade etti.

Boğaçay’da 233 kuş türü tespit edildi
Akdeniz Üniversitesi Biyoloji Bölümü doktora öğrencisi ve kuş gözlemcisi Umut Özten ise Boğaçay’ın kuşlar açısından önemine dikkat çekti. Habitat kaybı ve habitat parçalanmasının birçok canlı türünü tehdit ettiğini belirten Özten, Boğaçay’ın geçmişte geniş bir sazlık alan olduğunu ve göçmen kuşların dinlenme, beslenme ve üreme ihtiyaçları açısından önemli bir alan oluşturduğunu söyledi. Özten, bugüne kadar Boğaçay ve çevresinde 233 kuş türünün tespit edildiğini belirtti. Türkiye’de yaklaşık 509 kuş türünün bulunduğuna ilişkin değerlendirmede bulunan Özten, bölgenin kuş çeşitliliği açısından önemli alanlardan biri olduğunu ifade etti. Göçmen kuşların Akdeniz’i geçtikten sonra dinlenmek ve beslenmek için belirli alanlara ihtiyaç duyduğunu belirten Özten, sazlıkların bu türler açısından önemli bir yaşam alanı olduğunu söyledi. Sazlıkların bazı kuş türleri tarafından üreme, saklanma ve avlanma amacıyla kullanıldığını belirten Özten, bölgede balaban gibi türlerin sazlıklar içerisinde avlandığını aktardı.

2026’da 172 kuş türü gözlemlendi
Özten, yalnızca 2026 yılında Boğaçay’da 172 kuş türünün gözlemlendiğini açıkladı. Ancak bu verilerin bilimsel bir envanter çalışmasına değil, kuş gözlemcilerinin vatandaş bilimi kapsamında yaptığı gözlemlere dayandığını özellikle belirtti. Boğaçay’daki sazlık alanların kuşların göç sırasında dinlenmesi, beslenmesi ve üremesi açısından korunmasının önemli olduğunu ifade eden Özten, bölgenin doğal yapısının korunması gerektiğini söyledi. Boğaçay’daki tartışma, belediyenin yürüttüğü temizlik çalışmaları ile bölgenin doğal ekosisteminin ne ölçüde korunması gerektiği başlıklarını birlikte gündeme getirirken, açıklamada hem temizlik çalışmalarının sürdürülmesi hem de sazlıkların ekolojik işlevlerinin korunması gerektiği vurgulandı.