ATSO Meclisi’nde konuşan Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “2025 verileri yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Bu yıl, % 3,6 oranında bir büyüme yakalamışız. Gayrisafi yurtiçi hasılamız 1,6 trilyon dolar olarak gerçekleşti. Kişi başına düşen gelire baktığımızda ise Türkiye genelinde ortalama 18.000 dolar civarında. Antalya’da biraz daha düşük, ama toparlanma sürecindeyiz ve 17 binlerin üzerine çıkmış durumdayız. İhracat rakamlarına gelince, hem mal ihracatı hem hizmet ihracatı ve ithalatında, mal ihracatımız 273 milyar dolar, ithalatımız ise 365 milyar dolar. Aradaki fark 92 milyar dolar, ama hizmet ihracatıyla bu farkın bir kısmını kapatıyoruz. Böyle baktığımızda 2025’i yaklaşık 28,5 milyar dolarlık bir açıkla kapatmış durumdayız. Elbette arzumuz, bu açığın artı yönde gerçekleşmesi. Bu konuda Türkiye’deki tüm iş dünyası çalışmalarını sürdürüyor” dedi.

Antalya OSB’den Kadın İstihdamına Büyük Destek
Akaryakıt Zamları Antalya Ekonomisini Tehdit Ediyor
MATSO’dan Akaryakıt Sektörüne Tek Ruhsat Desteği
Rezervasyon azalması normal
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Turizm açısından Berlin ve Moskova fuarlarına katıldık. Oradaki deneyimlerimiz bize ekonomik algıyı, fiyat ve harcama durumlarını gösteriyor. Moskova’da ise hayat pahalılığı bizdeki kadar ciddiydi, petrol ve doğalgaz gelirleri olmasına rağmen insanlar fiyat artışlarından şikayetçiydi. Moskova bizim birinci kaynak pazarımız, 4 milyon misafir geliyor. 2025 yılında Türkiye 64 milyon ziyaretçi aldı, 65 milyar dolarlık gelir elde ettik. Genelde dünyada olumsuz bir gelişme olduğunda, rezervasyon akışında yaklaşık bir ay süreyle bir azalma yaşanıyor. Bu çok doğal bir durum. İnsan olarak, insani duygularımızla, sorunlu bir bölgeye seyahat etmekten kaçınırız. Hele ki şu anda, Antalya’da sezon dönemi bitmek üzereyken, yani 31 Mart civarında, aileler rezervasyon yaparken çoluk çocuğu olanlar biraz daha ihtiyatlı davranıyor. Çünkü kendi sorumluluğunuz başka, çocuğunuzun sorumluluğu başka. Dolayısıyla bazı rezervasyonları geri çeviremeyeceğiz, bunu bilmemiz lazım. Bu sürecin ne kadar uzayacağını ise hiçbirimiz bilemiyoruz. Dolayısıyla sürecin ne kadar süreceğini öngörmek mümkün değil. Uzadıkça ne olur? İnsanların tatil modeli, seyahat aslında bir moral kaynağıdır. Bu nedenle turizmde bir miktar doluluk kaybı ve ziyaretçi kaybı yaşanabilir. Ama bunu abartmamak lazım; kayıp yüzde 50’ler, yüzde 30’lar gibi yüksek oranlarda değil. Tek haneli eksilmeler olabilir. Elbette, savaşlardan veya doğal afetlerden faydalanmak gibi bir düşüncemiz yok. Hepimiz insani duygularla hareket ediyoruz. Ancak bazı bölgelerde doğal afetler veya savaş gibi jeopolitik riskler yaşandığında, o ülkelerin turizm potansiyeli diğer ülkeler tarafından değerlendirilir. Burada da bir döngü vardır” dedi.

Dengesizliğin ve adaletsizliğin giderilmesi gerekiyor
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman, “Avrupa Birliği’nin iki anlaşması gözünüze çarpmış olabilir. Bir tanesi Hindistan ile diğeri Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’ı kapsayan Mercosur ülkeleriyle yapılan serbest ticaret anlaşmaları. Son olarak Avustralya ile de bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. Bildiğiniz gibi iki yıldır ticaret savaşlarını konuşuyoruz. Sonuçlarından etkilenmemek için bu anlaşmalar Avrupa Birliği açısından büyük önem taşıyor. Hindistan’a yapılan ihracat sıfır vergilerle veya çok düşük vergilerle gerçekleşiyor. Türkiye olarak biz bu avantajları tam olarak elde edemiyoruz, bize gelen ithalatlarda avantaj sağlanıyor ama biz ihracat yaparken hala vergilere tabiyiz. Bu dengesizliğin ve adaletsizliğin giderilmesi gerekiyor. Avrupa Birliği kendi iç ekonomisini geliştirmek ve dış ülkelerden ithalatı zorlaştırmak için devlet alımlarını kendi içinde döndürme kararı aldı. Eskiden biz de Avrupa’daki kamu alımlarına mal satıyorduk, bu yeni bir şey değil ama artık dışarıda kalmamamız gerekiyor. Çin mallarının avantajları gibi, bizim de bu anlaşmaların dışında kalmamamız gerekiyor, aksi takdirde üretim yapmamız ve ihracatımız zorlaşır. Küresel ticarette yaşanan dalgalanmalar ve Avrupa Birliği’nin serbest ticaret anlaşmaları, avantaj ve dezavantajları da beraberinde getiriyor. Küresel ölçekte herkes kendi sınırları içerisinde verimliliğini artırmaya çalışıyor. Ancak bunun dışında kalındığında üretim zorlaşıyor, ihracat yapmak güçleşiyor ve teknolojik gelişim de sekteye uğruyor” şeklinde konuştu.
Tarımdaki küçülmeye dikkat çekti
ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Hacısüleyman tarımdaki küçülmeye şu sözlerle dikkat çekti: “2002–2025 yılları arasında tek bir sektörde azalma var, o da maalesef tarım. Tarımda yüzde 8,81 küçülme var, yani eksideyiz. Hizmette yüzde 4,6 büyüme, inşaatta yüzde 10,8, sanayide yüzde 2,9 büyüme var. Daha önceki konuşmalarımda da belirtmiştim, sanayideki yüzde 2,9’luk artış bizim organize sanayi bölgelerimizdeki sanayi üretimi değil, daha çok savunma sanayisiyle ilgili bir artışımız var. Tarımsal üretim endeksine baktığımızda; 2009 yılında 100 birim üretim varken, 2025’e gelindiğinde yani 16 yılda 141,5 hedefine gelmişiz. Ancak bu büyüme eğrisindeki çökmenin 2025 yılında olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Yani tarımda maalesef iyi bir yıl geçirmedik.”