Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrencinin pompalı tüfekle gerçekleştirdiği ve 10 öğrenci ile 4 öğretmenin de aralarında bulunduğu 16 kişiyi yaraladığı saldırı, eğitim camiasında büyük öfkeye yol açtı. Saldırının ardından Türkiye genelinde başlatılan eylemlerin Antalya ayağında, iş bırakan yüzlerce öğretmen, "Güvenli okul, güvenli gelecek" diyerek saat 13.00’da Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde toplandı.
Üç Büyük Sendikadan Ortak Tavır
Hürriyetçi Eğitim-Sen, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, Eğitim Gücü-Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikaları ve Mil Maarif Sen sendikalarına bağlı üyeler, sabah saatlerinden itibaren Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü binası önünde toplanmaya başladı. Sloganlar ve dövizlerle eğitim kurumlarındaki güvenlik zafiyetine dikkat çeken eğitimciler, can güvenliklerinin olmadığını vurguladı. Eylem nedeniyle kentteki birçok okulda eğitim öğretim faaliyetleri durma noktasına geldi.
"Okullar Savaş Alanı Değil"
Basın açıklamasında konuşan sendika temsilcileri, eğitim emekçilerini hedef alan şiddet eylemlerinin artık münferit olaylar olmaktan çıktığını belirtti. Yetkililere seslenen öğretmenler, okullarda etkili güvenlik önlemlerinin alınmasını ve eğitimde şiddete karşı caydırıcı yasal düzenlemelerin derhal hayata geçirilmesini talep etti. İl Milli Eğitim Müdürlüğü önündeki protesto, basın açıklamasının okunmasının ardından devam etti..
Milli Eğitim İl Müdürlüğü önünde açıklama yapan Eğitim-İş Antalya Şube Başkanı Sadık Acar, "Bugün burada hesap sormak için bulunuyoruz. Çünkü okullar kan gölüne dönüyor ama sorumlular hâlâ izlemekle yetiniyor. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede yaşanan silahlı saldırı, ne bir kaza ne de münferit bir olaydır. Bu saldırı; eğitimin ve öğretmenin yıllardır sistemli bir biçimde değersizleştirildiği, gençliğin geleceğinin heba edildiği ve okulların bile isteyerek sahipsiz bırakıldığının açık ilanıdır. Bugün eğitim çocuklarımıza umut vermiyor, gençlerimize gelecek kurdurmuyor. Gençlerimiz hayal kuramıyor, yarına inanamıyor; çünkü bu sistem onları hayata değil, çaresizliğe ve öfkeye sürüklüyor” diye belirtti.

Güvenlik Politikalarının İflası ve İstifa Çağrısı
Eğitim sistemindeki güvenlik politikalarının iflas ettiğini vurgulayan bu konuşma, yetkililerin duyarsızlığı ve önlem almaması nedeniyle okulların bilim yuvası olmaktan çıkıp öğretmen ve öğrencilerin can güvenliğinin kalmadığı tehlikeli alanlara dönüştüğünü ifade eden Acar, “Eğitim-İş olarak yıllardır uyarıyoruz; Batman’da Ayşenur Alkan öğretmenimiz katledildiğinde de söyledik: Okullarda şiddet artıyor, önlem alınmazsa daha ağır sonuçlar yaşanacak. Peki ne yaptınız? Hiçbir şey! Ne ciddi bir güvenlik politikası oluşturuldu ne rehberlik ve psikolojik destek güçlendirildi ne de eğitim emekçileri korunabildi."

Eğitimcilerin Talepleri ve Çözüm Yolları
Sözlerine devam eden Acar, "Okullarda revir ve sağlık görevlisi bulunmalı, okul girişlerinde kadrolu güvenlik görevlisi görevlendirilmeli ve denetim sağlanmalıdır. Her okulda rehber öğretmen atanmalı, öğrenci sayısına göre sayıları artırılmalı ve bu öğretmenlerin raporları dikkate alınmalıdır. CİMER üzerinden öğretmenlere kurulan baskıya son verilmeli, kalabalık sınıflar azaltılmalı ve yeni okul binaları yapılmalıdır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz! Yusuf Tekin istifa! Okulları güvensiz bırakanlar bu tablonun sorumluluğundan kaçamaz. Biz buradayız, takipçisiyiz ve bu mücadeleden geri adım atmayacağız. Gelin çocuklarımıza güvensiz okullar değil, umut vadeden bir gelecek bırakalım. Gelin eğitimi şiddetten, karanlıktan ve çaresizlikten birlikte kurtaralım. Antalya'da ve tüm ülkede susmayacağız, alışmayacağız, normalleştirmeyeceğiz!" dedi.
Eğitim paydaşları, çocuklara onurlu bir gelecek bırakma amacıyla toplandıklarını belirterek mevcut yönetim anlayışını ve belirli yapıların ülkeye zarar verdiğini savunduğunu dile getiren Acar, hukuk ve adaletin eksikliğinin toplumsal şiddeti ve kabadayılığı artırdığını, ülkenin "gücü gücü yetenlerin" düzenine dönüştüğünü vurguladı.
Kurumları ve Yöneticilere Hesap Vermeye Çağırdılar
Eylemde söz alan Eğitim-Sen Antalya Şube Başkanı Kadir Öztürk, “Öğrencilerin ve eğitim emekçilerinin can güvenliğini sağlamak bir zorunluluk. Bu ülkenin gençlerine ve eğitim emekçilerine güvenli bir eğitim ortamı sağlayamayan iktidar, ülkeyi daha büyük bir şiddet sarmalı ortasına, uçuruma sürüklüyor… Eğitim-Sen olarak tüm sorumluları, eğitim emekçilerinin ve öğrencilerin güvenliğini sağlayamayan kurumları ve yöneticileri hesap vermeye çağırıyoruz. Yaşanan bu vahşi saldırıda yaralanan eğitim emekçilerine ve öğrencilere acil şifalar diliyor; tüm eğitim emekçilerine, öğrencilere ve ailelerine geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Eşit, adil ve özgür bir ülke ve dünya; kamusal, bilimsel, laik ve ana dilinde eğitim için mücadeleye devam edeceğiz” diyerek sözlerine devam etti.
Öztürk, “Okullar; çocukların, gençlerin ve eğitim emekçilerinin güvenli bir biçimde bulunması gereken kamusal alanlardır. Ancak bugün bu alanların giderek güvensizleştiği ve koruyucu niteliğini yitirdiği açıktır. Şiddetin yalnızca fiziki güvenlik önlemleriyle engellenemeyeceği de bilinmelidir. Çünkü şiddet öylece ortaya çıkmaz. Toplumsal eşitsizliklerin derinleştiği, geleceksizliğin yaygınlaştığı, gençlerin eğitimle bağının zayıfladığı ve dışlanmanın olağanlaştığı koşullarda ortaya çıkmaktadır. Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz!” dedi.
Güvenlik Önlemleri Yetersiz Kalıyor
Hürriyetçi Eğitim Sen Antalya Şube Başkanı Hilmi Taner, "Eğitimde şiddet olayları neredeyse her geçen gün yeni bir vakayla karşımıza çıkmaya devam etmektedir. Daha geçtiğimiz günlerde henüz acısı dinmemiş, toprağı kurumamış olan Fatma Nur Çelik öğretmenimiz eğitim yuvalarımızdaki açık güvenlik zafiyetlerinin ve alınmayan önleyici tedbirlerin kurbanı olarak menfur bir saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Yine birkaç hafta önce Kepez İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, silahlı bir eğitim çalışanı tarafından tabiri caizse basılmıştır. Çok şükür herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadı ancak bu durum bile ciddi bir endişeye sebep oldu. Ancak bu acı olaylardan ders çıkarılmadığı ortadadır. İhmaller zinciri devam etmiş ve dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde bulunan Ahmet Koyuncu Mesleki Teknik Anadolu Lisesi'nde meydana gelen olayda birçok öğrenci ve öğretmen yaralanmıştır. Söz konusu olayda toplam 16 kişi yaralanmış; yaralananların 4'ü öğretmen, 10'u öğrenci, biri polis memuru, biri de kantin görevlisidir” sözleriyle okullarda güvenlik zafiyetinin olduğunu belirtti.
Eğitim Gücü Sen Antalya Şube Başkanı Yıldız Sargon, " Bu olay ne ilktir ne de münferittir. Son yıllarda sık sık veli veya öğrenci tarafından okul baskınları ile okulda kaos ve korku iklimi yaratılmakta, okullar eğitim yapılan kurumlar olmaktan çıkarılmaktadır. Milli Eğitim Bakanlığı tarafından kalıcı ve bütüncül kurumsal çözümler üretilmediği için pansuman tedbirler uygulayan, haklı ve mağdur öğrenciler yanında pozisyon alan öğretmenler; sistem dışında kalan öğrenci veya velisi tarafından şahsi hedef haline getirilmekte; öğretmenler veli veya örgün eğitim dışına çıkmış kişiler tarafından dövülmekte, silah, bıçak, sopa gibi cana kasteden araçlarla öldürülmek istenmektedir…”
Somut Talepler ve Çözüm Önerileri
Somut talepleri olduğunun altını çizen Sargon, “Eğitim Gücü Sendikası olarak açıkça söylüyoruz, eğitimde güvenlik ertelenemez. Eğitim Gücü Sendikası olarak yetkilileri göreve davet etmiyoruz; yetkilileri görevlerini yapmaya çağırıyoruz. Taleplerimiz, okullarda kalıcı güvenlik önlemleri ve eğitim öğretimin güvenli ortamlarda yapılabilmesi içindir” dedi.
Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş Arasında Gerginlik
Hürriyetçi Eğitim-Sen, Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, Eğitim Gücü-Sen, Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası, Tüm Eğitim Çalışanları Sendikaları ve Mil Maarif Sen, eğitimde şiddete karşı Milli Eğitim Bakanlığı'na çağrıda bulundu. Eylemin bitimine doğru Türk Eğitim Sen ile Eğitim iş arasında gerginlik yaşandı. Türk Eğitim-Sen başka bir basın açıklamasında bulundu.
Türk Eğitim-Sen temsilcisi, "Arkadaşlar, sizlere öncelikle 1,5 saat fazladan bizi burada beklettiğiniz, sabrınız ve nezaketiniz için teşekkür ediyorum. Kısa bir giriş yapacağım. Dün akşam konuştuk sendika başkanlarıyla; ortak basın açıklaması yapalım, ortak bir bildiri yayınlayalım diye. Akşam bunları konuştuk, sabah biz başka duyumlar aldık; farklı sloganlar atılacak, farklı açıklamalar yapılacak diye. Türk Eğitim-Sen sözünde durur, ortaksak ortak dedik ama sonradan üzüm yemek değil bağcıyı dövmek olan bir anlayışla açıklamayı ayrı bir saate aldık" diyerek sendikalar arasında farklı açıklamaların yapılmış olmasını doğru bulmadıklarını açıkladı.

CHP'den İstifa Eden Serik Belediye Başkanı Kadir Kumbul’un AKP Rozeti Takılmadı
Antalya’da YÖREX Coşkusu Başlıyor! Anadolu’nun Yöresel Zenginliği Vitrine Çıkıyor

