Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Antalya | Antalya Eğitim İş'ten hilafet tepkisi!

Antalya Eğitim İş'ten hilafet tepkisi!

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Antalya Şubesi Başkanı Sadık Acar, ülkede son günlerde yaşanan olaylar hakkında açıklamalarda bulundu.

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Antalya Şubesi Başkanı Sadık Acar, ülkede son günlerde yaşanan olaylar hakkında açıklamalarda bulundu.

Antalya Eğitim İş'ten  hilafet tepkisi!

Eğitim ve Bilim İşgörenleri Sendikası Antalya Şubesi Başkanı Sadık Acar yaptığı açıklamada,

'Yılın ilk gününde iktidarca STK olarak ifade edilen, hükümete yakın dernek maskesi takmış tarikatların İstanbul’da düzenlediği Gazze mitingi, gerici bir gövde gösterisine dönüşmüştür. Miting alanında açılan hilafet bayrakları, eylemcilerin miting görüntülerini sosyal medyadan 'hilafet geliyor' türevi notlarla paylaşması, meselenin Filistin’e destek olmadığını bir kez daha göstermiştir.

İsrail insanlık tarihi sahnesindeki en büyük soykırımlardan birini yaparken, tüm insanlık Filistin için ayağa kalkarken, gericiler Filistin’in uğradığı bu zulmü bile kendi karanlık niyetleri için bir araca dönüştürmekten çekinmemiştir.

Oysa bir devletin yaptığı soykırıma en büyük tepkiyi verecek olan başka devletlerdir. En büyük cezalandırma aracıyaptırımlardır. İsrail ile her alanda anlaşmalar ve bürokrasi devam ettiren hükümetin öncülüğünde 'İsrail’i protesto etmek' mantıksız, bu protestoları şeriat düşlerine kılıf etmek en hafif tabirle vicdansızlıktır.

Ayrıca miting sonrasında yaşanan bir hadise de artık tuzun da koktuğunun ispatı olmuştur.

Üniversiteli bir genç, Ege Akersoy, mitinge elinde ‘tevhid’ bayrağıyla giden bir kişiyle önce tartışmış, haklı tepkisinin karşısında daha da yoğun bir tahrikle karşılaşınca gençliğinin de verdiği hararetle fiili müdahalede
bulunmuştur. Devamında polisin yanı başında kendisine yönelik hakaretler olmuş ve fiili saldırı da gerçekleşmiştir.Çıkan arbede sonrasında gözaltına alınan Akersoy için önce 'kasten yaralama'dan açılan soruşturma, olayın sosyal medyaya yansıması üzerine 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik'e dönüşmüştür.

Ve suçlamadaki bu kıvrak değişiklikle 22 yaşında bir gencin tutuklanmasına zemin hazırlanmıştır.

İstanbul’un orta yerinde, terör örgütü IŞİD’in kullandığı bayrağı açmak, Anayasal düzeni alenen hedef almak ise bırakın 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' etmeyi, gözaltına alınmaya bile sebep sayılmamıştır. Şiddet ve şiddet eylemlerini desteklememiz, dünya görüşümüz ve eğitimci kimliğimiz nedeniyle asla mümkün değilse de bu çifte standart, bu hukukun belli bir zümrenin hoşuna gideceği şekilde kullanılma hali korkunçtur. Toplumu her alanda kutuplaştıranlar, ayrıştırıcı söylem ve politikalardan vazgeçmeyenler yarattıkları bu huzursuz tabloyu hukuksuzlukla da daha beter hale getirmektedir.

22 yaşında Atatürkçü bir asker çocuğu, babasının tabiriyle hayatında bir kez bile kavga etmemiş bir gencin buaşırı eylemi bir sonuçtur. Neden ise zaten bu gencin tepkisine gerek kalmadan ağır tahrik ve tehdit unsurları barındıran bu gerici eylemlerin hukuken gerekli cevabı almamış olmasıdır. Ve olayları sadece sonuçlarla değil o sonuçları meydana getiren nedenlerle değerlendirmek tek akılcı yöntemdir.

Bugün, yani hilafet şovları yapılan mitingden sadece bir gün sonra, büyük önderimiz Atatürk’ün ebedi istirahatgâhı Anıtkabir'e giden bir kişi, cumhuriyete lanet okuyarak şeriat çağrısında bulunmuştur. Yani görüldüğü üzere gericiler, Cumhuriyet düşmanları birbirlerinden ve cezasızlıktan güç almaktadır. Kanserli hücrelerin sinsice bir araya gelip yeterli kuvvete kavuşunca vücuda saldırması gibi…

Cumhuriyet’in ve devrimlerinin her zaman savunucusu olan Eğitim-İş olarak altını çiziyoruz:

Bu Cumhuriyet sahipsiz değildir! Hilafet, saltanat, şeriat isteyenler, kaçınılmaz olarak, gördükleri karanlık düşlerden hakikatin acı sesiyle uyanacaktır. O sesin ebediyen söyleyeceği söz ise şudur:

'Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur' ifadelerine yer verdi.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız