Antalya'da bebeklik çağında ileri derecede işitme kaybı tanısı alan 10 yaşındaki Eylül Kızılkaya ile 8 yaşındaki Aybars Avcı, tıp literatüründe koklear implant olarak bilinen biyonik kulak operasyonuyla hayata bağlandı.
Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya tarafından takipleri gerçekleştirilen iki çocuk, uygulanan başarılı cerrahi ve devamındaki rehabilitasyon süreçleriyle işitme ve konuşma becerilerini tamamen geliştirerek akranlarıyla aralarındaki mesafeyi kapattı.

Eylül'ün her 2 kulağında da başlangıçta tam işitme kaybı olduğunu ve dışarıdan takılan klasik cihazların işe yaramadığını belirten Prof. Dr. Çetinkaya, "Eylül bize ilk geldiğinde her iki kulağında da tam işitme kaybı vardı. Konuşması gelişmemişti ve işitsel olarak yeterli gelişim gösterememişti. Konvansiyonel dediğimiz, dışarıdan takılan işitme cihazlarıyla da herhangi bir gelişme kaydedilememişti. Gerekli araştırmaları ve incelemeleri yaptık. Sonucunda Eylül'ün biyonik kulak, yani koklear implant için uygun bir aday olduğunu tespit ettik. 2 yaşına gelmeden her iki kulağına da biyonik kulak ameliyatı uyguladık. Ameliyatın ardından özel eğitimin de katkısıyla işitme ve konuşma gelişimi önemli ölçüde ilerledi. Şu anda yaşıtlarıyla arasındaki farkı yüzde 95'in üzerinde kapatmış durumda ve eğitim hayatına başarılı bir şekilde devam ediyor" dedi.

Her 1000 Doğumdan 1'inde Görülüyor
İşitme kayıplarının doğumdan hemen sonraki taramalarla erken evrede yakalanmasının kritik bir eşik oluşturduğunu aktaran Prof. Dr. Erdem Atalay Çetinkaya, "Yaklaşık olarak her bin doğumdan 1'inde Eylül ve Aybars'a benzer derecede işitme kaybıyla karşılaşabiliyoruz. Bu çocukların işitme rehabilitasyonuna ihtiyacı oluyor. Bazıları işitme cihazından fayda görürken bazılarına Eylül'e yaptığımız gibi biyonik kulak ameliyatı uygulanması gerekiyor. Burada erken tanı ve müdahale çok önemli. Geç kalındığında işitmenin yanı sıra konuşma, eğitim ve sosyal gelişim de olumsuz etkilenebiliyor" ifadelerini kullandı.

Bu cerrahinin teknik boyutuna ve maliyetine değinen Prof. Dr. Çetinkaya şunları söyledi:
"Dünyada yaklaşık 40 yıldır, Türkiye'de yaklaşık 30 yıldır uygulanan bir yöntem. Amaç, işitmeyle ilgili sinirsel yapıları elektriksel olarak uyarmak ve bu uyarının beyne ulaşmasını sağlamak. Hassas bir ameliyat; basit bir operasyon olduğunu söyleyemeyiz. Bu cihazların ve operasyonun maliyeti oldukça yüksek. Ancak gerekli tıbbi koşullar sağlandığında ameliyat Sosyal Güvenlik Kurumu'nun ödeme kapsamında bulunuyor."
Operasyon sonrası hastaların sosyal ve sportif faaliyetlerden geri kalmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Çetinkaya, "Cihazın iç parçası kafa bölgesinde bulunduğu için özellikle kafaya doğrudan ve sert darbe alınabilecek sporlardan kaçınmak gerekiyor. Bunun dışında günümüzde dış parçaların suya dayanıklılığını artıran çözümler de mevcut. Uygun ekipmanlarla yüzme gibi aktiviteler yapılabiliyor. Atletizm başta olmak üzere birçok spor dalıyla ilgilenebilirler" bilgisini verdi.
"Anne" Diyemeyecek Korkusu Mutluluğa Dönüştü
Seslerin dünyasına adım atan 10 yaşındaki Eylül Kızılkaya, "Arkadaşlarımla rahatça konuşabiliyorum. Cihazımı kendim takıp çıkarmayı da çok iyi biliyorum ve bundan çok memnunum. Arkamda ya da önümde biri olduğunda söylediklerini rahatlıkla duyabiliyorum" dedi.
Kızının ilk teşhis anında yaşadıkları çaresizliği anlatan baba Nevzat Kızılkaya ise "Daha sonra Ankara'ya gittik. Ankara'dan sonra Antalya'ya geldik ve burada Erdem Hoca ile görüştük. Ameliyat da çok iyi geçti. Şu anda kızımız gayet iyi. Hem derslerinde hem de günlük hayatında hiçbir sıkıntısı yok. Küçükken, kızımız konuşabilecek mi diye çok endişeleniyorduk. Annesi, 'Büyüyünce bana anne diyemeyecek' diye üzülüyordu. İlk öğrendiğimiz zaman gerçekten çok zor duygular yaşadık. Şu anda her şey yolunda" şeklinde konuştu.

Günlük yaşam rutinini kendi yöneten minik Aybars Avcı da "Geceleri uyumadan önce cihazımı şarja takıyorum. Sabah uyandığımda şarj olmuş oluyor. Sonra cihazımı takıp açıyorum ve duymaya başlıyorum. Çıkardığımda duymuyorum ve ne söylendiğini anlayamıyorum. Ama çok mutluyum" dedi.

Ailelerin Korkularını Yenen Örnek Mücadele
Operasyon ve özel eğitim sürecinin önemine değinen Aybars'ın annesi Yasemin Demir Avcı, benzer durumu yaşayan ebeveynlere seslenerek, "İlk başta konduramadık, teşhis bize çok ağır geldi. Ameliyatın, bir kamu hastanesinde yapılabildiğini öğrendik ve burada olmaya karar verdik. Aybars 6 aylıkken rehabilitasyona başladı ve hala devam ediyor. Rehabilitasyonun özellikle konuşma gelişimine çok büyük katkısı oldu. Devletin bu çocuklara sağladığı sosyal ve eğitim destekleri de çok kıymetli. Ailelerin bu imkanları bilmesi ve araştırması gerekiyor. Aybars'ın şu anda işitmesi ve gelişimi gayet iyi. İkinci sınıfa gidiyor ve yaşıtlarını yakalamış durumda. Ben bir anne olarak benzer durumda olan ailelere korkmamalarını, bu tedavi seçeneğini doktorlarıyla değerlendirmelerini tavsiye ediyorum" çağrısında bulundu.