Antalya’nın önemli simgelerinden biri olarak kabul edilen Arkeoloji Müzesi, depreme dayanıksız olduğu gerekçisiyle yıkılmıştı. Mimarlar Odası Antalya Şubesi, yıkılan Arkeoloji Müzesi önünde açıklamada bulundu. Mimarlar Odası, bölgenin koruma statüsünün düşürülerek adım adım yağmaya doğru gittiğini vurguladı.

"Müze Yıkıldı, Şimdi Sıra Otelcilik Okulu'nda"
Mimarlar Odası Antalya Şube Başkanı Fatma Gül Yalçınkaya, açıklamasında sürecin adım adım nasıl ilerlediğine dikkat çekti. Önce dünyaca ünlü falezlerin koruma statüsünün düşürüldüğü, ardından Meteoroloji binası ve Arkeoloji Müzesi’nin yıkıldığı belirtti. Yalçınkaya, "Şu anda Otelcilik Okulu yıkılmak üzere boşaltılıyor. 50 yıl önce kentin kültür ve turizm sembolü olan bu aks, bugün ne yazık ki kentin nasıl yağmalandığının bir göstergesi haline gelmek üzeredir” diyerek Otelcilik Okulu’nun da yıkılacağını dile getirdi.

Yarışma Kültürü ve Kamusal Miras Vurgusu
Yalçınkaya, bahsi geçen yapıların sıradan binalar olmadığını, Cumhuriyet döneminde ulusal mimari proje yarışmalarıyla elde edilmiş değerli eserler olduğunu hatırlattı. Yaptığı açıklamada, "Mimar olarak her binayı yapabiliriz ancak yaşayan bir mimari eseri yıkma veya yıkımına göz yumma hakkı hiçbir mimara verilmemiştir" denilerek mesleki etiğe vurgu yapıldı.

Mimarlar Odası Sahaya Dönüyor
Geçmişteki kurumsal sessizliğe dair özeleştiri niteliğinde ifadelerin de yer aldığı Yalçınkaya, Mimarlar Odası Antalya Şubesi’nin anayasal yetkilerini kullanarak bundan sonraki süreçte doğal ve kültürel değerlerin korunmasında çok daha etkin bir rol oynayacağını dile getirdi.
Yalçınkaya açıklamada; “Tüm dünyada kentin önemli yapıları, şehircilik ve peyzaj düzenlemeleri yarışmalar yoluyla elde edilir. Bunun başlıca sebebi, kentlinin sürece aktif olarak katılımını sağlamaktır. Her yarışmada çok sayıda mimar, şehir plancısı ve peyzaj mimarı konu üzerinde düşünür, tartışır ve en iyi çözümü bulmaya çalışır.

Değerlendirme süreci ise deneyimli mimarlar ile kent yönetiminin sorumluluğunu taşıyan temsilcilerin birlikte yer aldığı bir yapı içinde yürütülür. Böylece hem mesleki birikim hem de kamusal sorumluluk ortak bir zeminde buluşur. Antalya, bu konuda Türkiye’de Ankara ve İstanbul’dan sonra gelen önemli kentlerden biridir. Bu birikimin korunması ve sürdürülmesi gerekmektedir; bundan sonra da böyle olmalıdır. Şunu unutmayacağız. Mimar olarak her binayı yapabiliriz. Ancak yaşayan mimari eseri yıkma veya yıkımına göz yumma hakkı hiçbir mimara verilmemiştir” sözleriyle açıklamasını tamamladı.
Tepkilere Rağmen Yıkılmıştı! Antalya Arkeoloji Müzesi’nin Bedeli Belli Oldu
Antalya Falezler için Hassas Alan Çağrısı
Kent Konseyi’nde Müze Çıkışı: “Müze Otelin Ne Olduğunu Biliyoruz”