Birleşmiş Milletler'in güncel kentleşme verileri, ülkemizin ve şehrimizin geleceği adına hepimize çok güçlü bir uyarıda bulunuyor. Türkiye nüfusunun %64,3’ü yüksek yoğunluklu kent merkezlerinde yaşıyor ve ülkemiz bu alanda maalesef Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. Bu tabloyu bir başarı olarak değil; şehirlerimizin kalitesini ve kentsel yaşam anlayışımızı acilen yeniden düşünmemiz gerektiğini gösteren bir alarm olarak okumamız gerekiyor.
Şehirleri Büyütüyor, Yaşam Kalitesini Küçültüyoruz
Almanya ile Türkiye hemen hemen aynı nüfusa sahip ancak biz Almanya’dan yaklaşık 2,5 kat daha büyük bir coğrafyaya yayılıyoruz. Buna rağmen Almanya’da insanlar doğayla iç içe, dengeli bir kentsel yaşam kurabilirken; bizde milyonlarca insan giderek daha yoğun ve yorucu bir şehir hayatının içine sıkışıyor. Buradaki temel sorun nüfus yoğunluğumuz değil, yaşamı nasıl planladığımızdır. Sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan, trafikte ömrünü tüketen ve doğadan kopan bir kent düzeni, insanımıza umut yerine yorgunluk üretiyor. Bizim hedefimiz sadece ekonomik olarak büyüyen binalar yükseltmek değil; insanına iyi gelen, yaşam kalitesi yüksek şehirler inşa etmek olmalıdır.
Büyümeyi Doğayı Tüketerek Değil Koruyarak Gerçekleştirmeliyiz
Gelişmiş ülkelerde şehirleşme ile çevre birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısı olarak görülüyor. Bizde ise çoğu zaman büyümeyi yeşil alanlarımızdan, ormanlarımızdan ve su havzalarımızdan ödün vererek gerçekleştiriyoruz. Oysa gerçek kalkınma, doğayı kurban ederek değil, doğayı koruyarak büyüyebilmektir. Plansız yoğunluk; konut krizinden altyapı yetersizliğine, trafik felçlerinden afet riskine kadar her türlü sorunu tırmandırıyor. Medeniyet, sadece betonun yükselmesi değildir; insanın, doğanın ve yaşam kalitesinin birlikte yükselmesidir.
Antalya’nın Geleceği Daha Fazla Yapılaşma Değil Katma Değerdir
Antalya; turizm, tarım, ticaret, teknoloji ve girişimciliği aynı potada buluşturan stratejik bir üretim merkezidir. Kentimizin geleceğini daha fazla betonlaşma ve yapılaşma üzerinden kurgulayamayız. Antalya için yeni dönem vizyonumuz; daha yüksek katma değer, güçlü ulaşım ağı, erişilebilir konut imkanları, geniş yeşil alanlar, akıllı şehir teknolojileri ve afetlere dayanıklı bütüncül bir planlama olmalıdır. 21. yüzyılda şehirler gökdelenlerinin yüksekliğiyle değil, insanına sunduğu huzur ve yaşam kalitesiyle yarışacaktır. ANSİAD olarak, insanı merkeze alan ve doğayı koruyan dirençli şehirler inşa edilmesinde tüm sorumluluğu almaya ve ortak akılla hareket etmeye hazırız.