Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde düzenlenen 62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali, Atatürk Kültür Merkezi (AKM) Perge Salonu’nda iki dikkat çekici belgeselle sinemaseverleri ağırladı. Teknoloji ve sanatın kesiştiği bu özel gecede, Alkan Avcıoğlu imzalı “Post Truth” ile Mehmet Güreli’nin yönetmenliğini üstlendiği “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” filmleri sinema tutkunlarından tam not aldı.
Yapay Zekâyla Çekilen İlk Belgesel: “Post Truth”
Festivalin en çok merak edilen yapımlarından biri olan “Post Truth”, tümüyle yapay zekâ teknolojisiyle hazırlanmış ilk belgesel olma özelliği taşıyor. Çalışma, teknoloji ve insan arasındaki karmaşık ilişkiyi, hızla artan enformasyon kirliliğini ve çağımızın dijital kaosunu merkezine alıyor. Dünya prömiyerini geçtiğimiz haftalarda Varşova Film Festivali’nde gerçekleştiren belgesel, Antalya’daki gösteriminde de ilgiyle izlendi. Gösterim sonrası seyircilerin sorularını yanıtlayan yönetmen Alkan Avcıoğlu, uzun süredir yapay zekâ ile sanat çalışmaları yürüttüğünü belirtti.

Avcıoğlu, “Ben bu araçlarla çalışırken hep şunu düşündüm: Yapay zekâ ruhsuz görüntüler üretiyor deniyor. Ama çağımız da giderek ruhsuzlaşıyor. Bu nedenle, belgesel için çok uygun bir mecra olabileceğini düşündüm. Belki de belgeselin sınırlarını esnetmek için en doğru yöntem buydu” dedi.
Avcıoğlu ayrıca, “Henüz yapay zekâ ile tamamen çekilmiş başka bir belgesel duymadım. Genellikle kurmaca işler yapılıyor. Bu nedenle ‘Post Truth’ benim için deneysel bir alan oldu” ifadelerini kullandı.
Biket İlhan’ın Yaşamı Beyazperdede
Aynı oturumda gösterilen bir diğer film ise, Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden Biket İlhan’ın sanat yolculuğunu konu alan “Sisler Bulvarı’ndan Geçtim: Biket İlhan” oldu. Yönetmenliğini Mehmet Güreli’nin, müziklerini ise Nihan Belgin’in üstlendiği belgesel, yoğun ilgiyle izlendi. Gösterim sonrası seyircilerin sorularını yanıtlayan Biket İlhan, sinema kariyerinin dönüm noktalarından bahsederek, “Çok okuyun, çok izleyin. Sinema bir düşünme biçimidir; sadece kamera değil, fikirle başlar” dedi. Usta yönetmen, “Bu hep soruluyor; inşallah bir gün yapacağım. Ama onun bana ifade ettikleri nedeniyle duygusal olarak biraz zorlanıyorum” ifadelerini kullandı.

“Gurur ve Duyguyla İzledim”
Belgeselde hem müzisyen hem anlatıcı olarak yer alan Nihan Belgin, seyircilerden gelen “Annenizin hayatının anlatıldığı bir filmde sesinizle var olmak nasıl bir his?” sorusuna şu şekilde cevap verdi:
“Ses kayıtlarını yaparken duygusuna çok varmamıştım. Ama bugün perdede izlerken hem kendi geçmişimi hem annemin sinema yolculuğunu gördüm. Gurur duydum, hiç görmediğim karelerle karşılaştım. Aynı yolda yürümek benim için büyük onur.”
