Yaz aylarında termometrelerin hızla yükselmesiyle birlikte vücudun ısı dengesini koruması güçleşirken, basit bir yorgunluk gibi görünen belirtiler ölümcül tablolara zemin hazırlayabiliyor.
Antalya'dan Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı'nda Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, vücudun termoregülasyon sisteminin zorlanmasıyla ortaya çıkan tabloyu değerlendirdi.
Görünmeyen Tehlike Organ Hasarı Bırakabilir
İbze, "Termoregülasyon dediğimiz sistem sayesinde vücudumuz terleme ve diğer mekanizmalarla ısı kaybederek vücut sıcaklığını dengede tutuyor. Ancak bazı durumlarda bu denge bozulabiliyor. Sıcak döküntüsü, ter bezlerinin kanallarının tıkanması sonucu ortaya çıkıyor. Halk arasında 'isilik' olarak da biliniyor ve özellikle çocuklarda daha sık görülüyor. Serin ortamda bulunmak, terlemeyi kolaylaştıran ince ve pamuklu kıyafetler tercih etmek yeterli olabiliyor" dedi.

Kramplar ve Şişlikler Erken Sinyal Veriyor
Aşırı sıvı ve mineral kaybının vücutta farklı tepkimelere yol açtığını aktaran Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, "Sıcak krampları, yoğun terlemeyle birlikte sıvı ve elektrolit kaybından kaynaklanıyor. Daha çok bacak ve kollarda görülüyor. Sıvı ve elektrolit dengesinin sağlanması ile şikayetler genellikle kısa sürede düzeliyor. Bir diğer durum ise sıcak ödemi. Sıcağa bağlı damarların genişlemesiyle özellikle ayak bileklerinde şişlik oluşabiliyor. Sıcaktan uzaklaşmak, ayakları kalp seviyesinin üzerine kaldırıp, dinlenmek çoğu zaman yeterli oluyor" diye konuştu.
Durumun ilerlemesi halinde vücudun alarm verdiğini belirten İbze, "Sıcak bitkinliği, artık durumun ciddileşmeye başladığını gösteriyor. Yorgunluk, halsizlik, bulantı ve kusma gibi şikayetler görülüyor. Vücut sıcaklığı genellikle 40 derecenin üzerine çıkmıyor. Kişinin sıcak ortamdan uzaklaştırılarak serin veya klimalı bir yere alınması, fazla kıyafetlerinin çıkarılması ve hava akımı sağlanarak serinletilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
Bilinç Kaybı ve Nöbet Anında Acil Müdahale Şart
Sıcak acilleri içinde tablonun en ağır boyutunu sıcak çarpmasının oluşturduğunu vurgulayan Dr. İbze, "Sıcak çarpması, sıcak acilleri içerisinde en korktuğumuz ve ölümcül sonuçlara yol açabilen durumdur. Bilinç değişikliği, bilinç kaybı, konuşma bozukluğu, uyku hali veya nöbet gibi nörolojik belirtiler ortaya çıkabilir. Kişinin mümkün olan en kısa sürede sıcak ortamdan çıkarılarak serin bir yere alınması ve vücut sıcaklığının düşürülmesi gerekir. Sıcak çarpması acil tıbbi müdahale gerektirir. Gecikildiğinde kalıcı beyin ve organ hasarına, hatta ölüme yol açabilir" şeklinde konuştu.

Özellikle çocuklar ve yaşlıların yüksek risk grubunda yer aldığını hatırlatan İbze, "Özellikle günün en sıcak saatlerinde doğrudan güneşe çıkılmaması ve mümkün olduğunca serin ortamlarda bulunulması gerekiyor. Dışarıda bulunmak veya çalışmak zorunda olanlarınsa ince, açık renkli, pamuklu veya keten kıyafetler giymesi, yeterli sıvı tüketmesi ve geniş kenarlı şapka kullanması önemli" açıklamasını yaptı.
Deniz Suyu Güneşe Kalkan Olmuyor
Kavurucu havalarda serinlemek amacıyla suya girilmesinin güneş ışınlarının zararlı etkilerini tamamen engellemediğine dikkat çeken Dr. Öğretim Üyesi Süleyman İbze, "Kişi denizde de güneş ışınlarına maruz kalmaya devam ediyor. Güneş yanıklarının yanı sıra sıcak ödemi, kramplar ve sıcak bitkinliği gibi durumlarla karşılaşılabiliyor. Özellikle risk grubundakiler günün en sıcak saatlerinde, denize girecek olsalar bile, uzun süre güneş altında bulunmamalı. 'Denizin içindeyim, bana bir şey olmaz' diye düşünülmemeli. Önceliğimiz hastalık ortaya çıktıktan sonra tedavi etmek değil, sağlığı korumak olmalı" diyerek erken korunmanın önemini vurguladı.