Akdeniz Gerçek | Akseki | JMO Uyardı: Akseki’nin İçme Suyuna "Boksit" Tehdidi

JMO Uyardı: Akseki’nin İçme Suyuna "Boksit" Tehdidi

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şubesi, Akseki Değirmenlik’te planlanan boksit ocağı kapasite artış projesinin, bölgenin su kaynaklarını bozacağı uyarısında bulundu.

TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası (JMO) Antalya Şubesi, Akseki Değirmenlik’te planlanan boksit ocağı kapasite artış projesinin, bölgenin su kaynaklarını bozacağı uyarısında bulundu.

JMO Uyardı: Akseki’nin İçme Suyuna "Boksit" Tehdidi
KAYNAK: Ulaş Kökçe

Antalya’nın Akseki ilçesi Değirmenlik Mahallesi’nde bulunan 34107 ruhsat numaralı boksit ocağı için hazırlanan kapasite artışı ÇED raporu, bilimsel bir mercek altına alındı. Bölgenin jeolojisine hakim uzmanlar ve JMO Antalya Şubesi teknik heyeti tarafından hazırlanan rapor, projenin sadece bir madencilik faaliyeti değil, geniş bir coğrafyanın su güvenliği meselesi olduğunu ortaya koydu.

Çalışma Alanı 1295 Kat Büyütülmek İsteniyor

Hazırlanan teknik incelemeye göre proje, mevcut 0,26 hektarlık çalışma alanını yaklaşık 1295 kat büyüterek 340,9 hektara çıkarmayı ve yıllık üretimi 33,8 milyon tona ulaştırmayı hedefliyor. Ancak asıl tehlike büyüklükten ziyade üretim yönteminde yatıyor. Açık ocak yöntemiyle yapılması planlanan delme-patlatma faaliyetlerinin, yeraltı su seviyesinin onlarca metre altına ineceği tespit edildi. Bölgedeki yeraltı su seviyesi 1147–1155 metre kotlarındayken, kazıların 950 metre kotuna kadar inmesi planlanıyor. Bu durum, yeraltı suyunun tahliyesi için yoğun bir susuzlaştırma yapılmasını ve doğal dengenin bozulmasını zorunlu kılıyor.

Su Yolları Değişebilir, Kaynaklar Kuruyabilir

Bölgenin ileri derecede "karstik" (çatlaklı ve düdenli) bir yapıya sahip olduğuna dikkat çeken mühendisler, yeraltı sularının homojen bir yapıda değil, gizli kanallar boyunca hareket ettiğini vurguladı. Ortalama 1900 litre/saniye debiye sahip olan ve Akseki’nin can damarı sayılan Değirmenlik Kaynağı’nın, bu müdahalelerden doğrudan etkileneceği belirtiliyor. Bilimsel veriler, bu suların Manavgat Vadisi’ndeki kaynakları da beslediğini, dolayısıyla yapılacak bir hatanın etkisinin Manavgat Irmağı’na kadar uzanabileceğini gösteriyor.

Raporlardaki Bilimsel Çelişki ve Hukuki Boşluk

JMO Antalya Şubesi, ÇED raporundaki büyük bir çelişkiye de parmak bastı: Raporda kaynağın beslenim alanının bölgesel ölçekte olduğu kabul edilmesine rağmen, sonuç kısmında "yeraltı sularına olumsuz etki olmayacaktır" denilmesi bilimsel bir tutarsızlık olarak nitelendirildi. Ayrıca, DSİ tarafından bölgedeki su kaynakları için yasal olarak belirlenmesi gereken "mutlak koruma alanlarının" henüz tanımlanmamış olması, projenin hem teknik hem de hukuki açıdan büyük riskler barındırdığını kanıtlıyor.

Ekonomik Kazanç Kamusal Yararın Önüne Geçmemeli

Madenciliğin ülke ekonomisi için gerekliliğini kabul eden Jeoloji Mühendisleri Odası, bu faaliyetlerin doğanın sürdürülebilirliği gözetilerek yapılması gerektiğini hatırlattı. Yapılan açıklamada, projenin mevcut haliyle ilerletilmemesi, karst hidrojeolojisine uygun detaylı araştırmaların yapılması ve DSİ koruma sınırları belirlenmeden herhangi bir karar verilmemesi çağrısında bulunuldu. Aksi takdirde, bölgede geri dönüşü olmayan çevresel ve toplumsal felaketlerin yaşanabileceği vurgulandı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız