Salda Gölü yaklaşık 2–2,6 milyon yıllık bir jeolojik geçmişe sahip. Bilim insanlarına göre göl, tektonik bir çöküntü ve volkanik kayaçlarla şekillendi. Ancak Salda’da yaşanan hikaye çok daha eskiye, milyarlarca yıl öncesine uzanıyor.
Salda Gölü'nde görülen stromatolit benzeri yapılar, siyanobakteri topluluklarının binlerce katmanıyla oluştu. Onların atalarıysa, 3,5 milyar yıl öncesine kadar uzanan canlıların 'canlı fosilleri' olarak kabul ediliyor.
Süreç şöyle işliyor: Bakteriler sığ ve güneşli sularda yapışkan bir biyofilm tabakası oluşturur. Dalgalarla gelen ince tortular bu tabakaya yapışır. Tortu üzerini kaplayınca bakteriler tekrar en üste çıkar, ışık almak için. Yeni tabaka kurulur.
Bu döngü sayısız kez tekrar eder. Binlerce kez değil, çok daha fazla ve stromatolit yükselir. Zamanla bu tabakalar litik katmanlara, yani taşlaşmış yapıya dönüşür. Gerçekten hem 'canlı' hem 'taş' diyebileceğimiz bir yapı ortaya çıkar.
Fosil stromatolitlerde bazen yüz binlerce hatta milyonlarca katman bulunabilir. Bu, eski Dünya’nın mikroplarla dolu yavaş ama kararlı büyüyen tarihinin bir kaydıdır.
Bugün dünyada çok az yerde aktif stromatolit oluşumu görülüyor. Ve o yerlerden biri Salda Gölü. Salda’nın suyu magnezyum açısından zengin. Bakterilerin yüzeyinde bu magnezyum çökeliyor, hidromanyezit oluşuyor. Bu mineral kıyılardaki beyaz kumun kaynağıdır. Stromatolitlerin benzersiz yapısını oluşturur.
Yani Salda’nın beyaz plajları 'kırılmış stromatolit parçalarının' dalgalarla kıyıya taşınmış halidir. Bu yüzden bu kumsalların her tanesi bir yaşam tarihi taşır.
Salda’yı özel yapan bir başka şey de NASA’nın Mars’ta incelediği Jezero Krateri’ndeki eski minerallerle Salda Gölü stromatolitleri benzer özellikler gösterir.
Bu nedenlerle Salda sadece bir göl değil, dünyanın en eski yaşam biçimlerinin bugüne uzanan canlı arşivi ve bu benzersiz mirasın mutlak korunması gerekiyor.
Bilim insanları Salda’yı 'Mars’taki olası yaşam izlerini anlamak için Dünya’daki en iyi modellerden biri' olarak görüyor.