Akdeniz Gerçek | Videolar | Politika | Güzelleşmek İsterken Ölüyorlardı! Antalya'da Merdiven Altı Botoks: Son 3 Ayda 20 Zehirlenme

Güzelleşmek İsterken Ölüyorlardı! Antalya'da Merdiven Altı Botoks: Son 3 Ayda 20 Zehirlenme

Antalya'da yetkisiz ve ruhsatsız işletmelerde yaptırdıkları sahte botoks işlemleri sonrası felç, nefes darlığı ve görme bozukluğu yaşayan 20 kişi Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne başvurdu.

Antalya'da yetkisiz ve ruhsatsız işletmelerde yaptırdıkları sahte botoks işlemleri sonrası felç, nefes darlığı ve görme bozukluğu yaşayan 20 kişi Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne başvurdu.

KAYNAK: İHA
FOTOĞRAF: İHA

Antalya genelinde yetkisiz ortamlarda ve denetimsiz koşullarda gerçekleştirilen estetik uygulamalar, kenti sarsan bir halk sağlığı sorununa dönüştü.

Antalya'da son 3 ay içerisinde kayıt dışı işletmelerde veya ev ortamında botoks yaptıran 20'ye yakın vatandaş, yüz felci, solunum yetmezliği, ses kısıklığı ve yutkunma güçlüğü gibi ağır klinik tablolarla Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'ne başvurdu.

Hastaların büyük bir bölümü uygulanan yoğun müdahaleler sonucunda taburcu edilirken, son günlerde durumu ağırlaşan ve acil servise kaldırılan yeni vakaların tedavileri kritik süreçte devam ediyor.

"Vertigo Sandım, Gözümü Açamadım"

Son olarak şiddetli baş ağrısı, görme kaybı ve nefes darlığı şikayetiyle hastaneye kaldırılan turizm sektörü çalışanı B.J., yaşadıklarını anlatarak diğer mağdurların sesi oldu.

İstanbul'dan 2 ay önce kente gelen bir hekimle tanıştığını ve işlemin klinik yerine ev ortamında yapıldığını belirten B.J., "İstanbul'dan gelmiş, 2 ay önce Antalya'da işe başlamış. Saç mezoterapisi ve botoks yaptırdım. 3 gün sonrası göz kapağım düştü, sesim kısıldı, yutma güçlüğü yaşadım. Gözümü açamıyordum, vertigo gibiydi. Özel ve devlet hastanelerindeki kulak burun boğaz uzmanlarına gittim. ‘Vertigo yok' dediler. Göz doktoruna da gittim ancak oradan da bir sonuç alamadım. Gastroenterolojiye gittim endoskopi istediler. Son olarak haberlerde botoks yaptıran farklı kadınların aynı sorunları yaşadığını görünce burada acile başvurdum ve tedaviye başlandı. Nefes almakta güçlük çekiyorum. İşlem yapan doktor, yeni bir firmayla anlaşmış. O ürünler galiba sahte. Başka kadınlar da aynı şeyleri yaşadılar. Onlar da hastanede" ifadelerini kullandı.

Bu ürünlerin detaylıca incelenmesi gerektiğini dile getiren B.J., "Daha önce başkalarına da işlem yapmış ancak sorun olmamış ama son ürünlerinin hepsi sahte galiba. Çünkü birkaç hasta aynı sorunu yaşadı. İlk defa botoks yaptırmıştım" dedi.

Merdiven Altındaki Dozaj Tuzağı

Konuya ilişkin tıbbi değerlendirmelerde bulunan Akdeniz Üniversitesi Nöroloji Bölümü'nden Prof. Dr. Babür Dora, kliniklerde kullanılan toksinlerin yasal tedarik zincirine işaret etti.

Türkiye'de Sağlık Bakanlığı onaylı sadece 2 yasal ürün olduğunu ve bunların sadece resmi izinli tabiplerce özel sistemle alınabildiğini belirten Dora, "Biz nörolojide de çok kullanıyoruz. Bazı hastalıkların tedavisi için kullanılabildiği gibi kozmetik amaçlarla da kullanılıyor. Çoğunlukla da bu zehirlenmeleri kozmetik amaçla kullanan kişilerde daha çok görüyoruz. Ve genellikle de bu daha çok yapan kişiyle ilgili ve kullanılan botulinum toksinin markasıyla ilgili. Türkiye'de iki tane Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlanmış botulinum toksini var. Ancak bunlar pahalı ve bunları sadece belli klinik ya da muayenehanesi olan hekimler global lokasyon numarası denilen bir sağlık müdürlüklerinin verdiği bir resmi numarayla temin edebiliyorlar. Yani herhangi bir doktor bile şu anda bir eczaneye gitse ve ben botoks satın almak istiyorum dediği zaman bunu alamıyor. Bunlar sadece özel temin edilebiliyor. Bu nedenle, merdiven altı uygulamalarda kullanılan botulinum toksinlerinin çoğu gerçek botulinum toksine değil. Bunlar sahte. Ve bu sahtelerde çok önemli bir sorun doz ayarlaması sorunu oluyor. Örneğin bir flakonun içerisinde yüz ünite varsa, bunlar da bu yüz üniteden fazla ya da az olabiliyor. Fazla olduğu zaman da doktor yaptığı üniteden, normalde yapmak istediği üniteden fazlasını yapabiliyor. Ve bu durumda da botulinum toksini zehirlenmesi ortaya çıkıyor ki botulinum toksini normalde dünyadaki en güçlü zehirdir. Ve botulinum toksini normalde klostridium botulinum dediğimiz bir bakterinin, konservelerde daha çok üreyen bir bakterinin salgıladığı bir zehirdir. Bu zehir çok küçük dozlarda tedavi amaçlı kullanılabiliyor. Ve o zaman hastaya faydalı oluyor. Ancak bu fazla geldiği zaman ve bütün vücuda yayıldığı zaman, o zaman botulismus dediğimiz çok tehlikeli ve hastanın ölümüne kadar gidebilen bir hastalık tablosuna, zehirlenme tablosuna neden oluyor ki bu başvuran vakalarda da hep bu bulguları görüyoruz" dedi.

Panzehir Süreci Nasıl İşliyor?

Hastalığın ölümcül seyrine dikkat çeken Dora, "Eğer hasta o durumda acilen bir hastaneye başvurup bir mekanik ventilatöre bağlanmazsa hasta kaybediliyor. Botulinum toksinin panzehiri var. Yani hafif vakalar da vermiyoruz zaten. Zehir danışma hattını arıyoruz. Onlarla birlikte hastayı tartışarak panzehire uygun ya da değil şeklinde bir karar veriliyor. Birçok hastamızda panzehiri uygulamadan kurtarabiliyoruz. Ama bazı hastalar giderek kötüye gidebiliyor veya belli şartları sağlayan hastalarda bu panzehiri mutlaka vermek lazım" diyerek enjeksiyonların mutlaka branş eğitimi almış uzman hekimlerce uygulanması gerektiğini söyledi.

Son 3 Yılda 30 Vaka

Son 3 yıl içinde toplam 30 vaka gördüklerini, bu sayının 3'te 1'lik bölümünün ise sadece son birkaç ayda yığıldığını kaydeden Acil Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aslıhan Ünal ise, "Yutma güçlüğü, nefes darlığıyla geliyorlar. Genelde lokal semptomlar oluyor. Uygulama alanında kas güçsüzlüğü gördüğümüz bir şey. Tek göz kapağında düşüklük, genellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, simetrik göz kapağı düşüklüğü, bazen çift görme, bu tür şikayetlerle geliyor hastalarımız. İki ya da üç haftaya kadar gelmeyen vakalarımız oluyor. Anlayamıyorlar çünkü. Gelmelerinde fayda var. Hepsi ağır seyretmiyor. Çok azına antidot gerekiyor. Ama hani eğer bir ilerleme varsa yakın alanlarında, acil servise başvurmalarında fayda var" dedi.

Basit Bir Kozmetik Ürün Değil: Kasları Felç Eden Biyolojik Madde

Hastanedeki tablonun ciddiyetine değinen Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Ebru Apaydın Doğan, tablonun basit bir güzellik alerjisi olmadığını belirterek, "Bunlardan bir tanesi yine kritik bir hastaydı ve hastane yatışı vermek zorunda kaldık. Yutma zorluğu ve konuşma zorluğu vardı. Tabi haberler ortaya çıktıkça biraz daha sıklaştığını görüyoruz hastaların. Yani bu basit bir güzellik ürünü değil aslında bir krem değil. Yani cildin altına verilen, sinir-kas kavşağını olumsuz yönde etkileyen, iletiği bozan ve kasları felç eden bir endotoksin. Bizim şu an düşüneceğimiz bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Gerçekten çok vaka görüyoruz. Diğer hastanelere de başvuran başka hastalar olduğunu öğrendik. Bizim mesajımız çok net. Sadece uzman eller tarafından menşei bilinen ürünlerin kontrollü şekilde yapılması gerektiği. Yoksa çok ciddi sağlık sorunları olacağını görüyoruz hastalarımızda" sözleriyle durumun ciddiyetini özetledi.

Sürecin yasal ve tıbbi boyutunu değerlendiren İç Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hasan Sözel ise, "Bu noktada hastalarımız için baktığımız zaman bu işlemin ruhsatlı ve bakanlık tarafından yetkilendirilmiş sağlık kuruluşlarında yapılması önemli. Ayrıca hem etkin bir eğitim almış bu nokta yetkilendirilmiş ve yeterli deneyimi olan hekimler tarafından yapılması hem de ruhsatlı ve güvenli ürünlerin kullanılması önemli olmaktadır. Ayrıca Sağlık Bakanlığımızın bu noktada eğitim, yetkilendirme ve denetim mekanizmasında hasta güvenliği noktasında devam ettirmesi, bu noktada güncellemelerinin yapılması da önemli olacaktır" diyerek denetimlerin artırılması çağrısını yineledi.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız