Akdeniz Gerçek | Videolar | Antalya | Çanakkale'nin Truva Atı Varsa Antalya'nın da 9 Metrelik Likya Atı Olacak

Çanakkale'nin Truva Atı Varsa Antalya'nın da 9 Metrelik Likya Atı Olacak

Heykeltıraş Cem Güney Çevikbaş, Antalya'nın tarihi mirasını dünyaya tanıtmak amacıyla Çanakkale'deki Truva Atı gibi kente kimlik kazandıracak 8-9 metre yüksekliğindeki anıtsal Likya Atı heykeli için çalışmalara başladı.

Heykeltıraş Cem Güney Çevikbaş, Antalya'nın tarihi mirasını dünyaya tanıtmak amacıyla Çanakkale'deki Truva Atı gibi kente kimlik kazandıracak 8-9 metre yüksekliğindeki anıtsal Likya Atı heykeli için çalışmalara başladı.

FOTOĞRAF: DHA
KAYNAK: DHA

Antalya'nın binlerce yıllık kültürel birikimini çağdaş sanatla buluşturmayı hedefleyen heykeltıraş Cem Güney Çevikbaş, kentin simgesi haline gelecek anıtsal bir proje için kolları sıvadı.

Likya Atı Anıtı Geliyor

Çanakkale'deki Truva Atı'nın yarattığı küresel marka değerinden ilham alan 50 yaşındaki sanatçı, yaklaşık 2-3 yıldır üzerinde çalıştığı 8-9 metre yüksekliğindeki Likya Atı heykeliyle Antalya'nın tarihsel gücünü görünür kılmayı amaçlıyor.

11. Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali kapsamında sergilediği ön prototip çalışmasıyla yerli ve yabancı ziyaretçilerden tam not alan Çevikbaş, 4 gün boyunca açık alanda eserin yapım aşamalarını canlı olarak göstererek projenin ilk somut adımını kentin kalbinde attı. Projenin çıkış noktasını anlatan sanatçı, "Çanakkale'nin bir Truva'sı varsa neden Antalya'mızın bir Likya Atı olmasın diye düşündüm" dedi.


Torosların Zorlu Coğrafyasında Atların Bin Yıllık İzi

Likya medeniyetinin sanatsal ve sosyolojik yapısını derinlemesine araştıran Çevikbaş, at figürünün bu coğrafyadaki yaşamsal değerini mezar taşları, steller ve antik sikkeler üzerinden takip etti.

Likyalıların savaşta, göçte ve ticarette dağlık Toros coğrafyasını yalnızca atlarla aşabildiğini ve bu bağı ölümlerinden sonra bile koruduklarını ifade eden Cem Güney Çevikbaş, "Hikaye, 'Çanakkale'nin bir Truva'sı varsa neden Antalya'mızın bir Likya atı olmasın' düşüncesiyle ortaya çıktı. Dolayısıyla bu topraklarda yaşıyoruz, buradan besleniyoruz, Likya coğrafyasındayız" açıklamasını yaptı.

Araştırmalarında antik çağın ölüm ritüellerine kadar uzanan güçlü detaylar yakaladığını belirten Çevikbaş, "Bütün uygarlıklarda at önemli bir faktör, semboldür. Likya uygarlığını okumaya başladığım zaman, özellikle Antalya Müzesi'ndeki incelemelerimde, Likya döneminde atların hayatın kendisini temsil ettiğini gördüm" diyerek ekledi:

"Baktığınız zaman bütün mezarlarda krallar kendilerini değil, atlarını temsil ettirmiş. Bütün sikkelerin üzerinde, yaşamlarının her alanında, stellerde, mezar taşlarında atları görüyoruz."

Mezarlara Kazınan Sadakat Sanatçının İlham Kaynağı Oldu

Tarih boyunca Akdeniz ile Toroslar arasında köprü kuran bu sadık hayvanların sadece bir binek değil, inanç dünyasının da merkezinde yer aldığını aktaran Çevikbaş, "Toros coğrafyası zorlu bir coğrafya ve bu coğrafyayı aşabilecek en iyi hayvanlar at. Bütün savaşlar, göçler, ticaretler hep bu canlı üzerinde gerçekleşmiş. Dolayısıyla Likyalılar öldüklerinde atlarıyla birlikte gömülmeyi istemişler. Bu hikaye beni çok etkilemişti. Bu coğrafyada yaşayan bir sanatçı olarak buradan beslenmeyi uygun gördüm ve atlar benim temel sembolüm oldu" şeklinde konuştu.

Festival süresince sokakta sanatseverlerle doğrudan temas kuran sanatçı, "Festival dolayısıyla buradayım. 4 gün boyunca bu heykelin aşamalarını vatandaşlara gösterdim. Festival sonrasında daha büyüğünü yapmak için hazırlıklara başlayacağız" dedi.

Likya Yolu'na Dev Anıt: İlk Kazma 2027'de

Projenin Likya Yolu güzergahıyla bütünleşebileceğine işaret eden Cem Güney Çevikbaş, "Geçen sene daha benzeri bir atı yaptığım zaman sayın valimiz, 'Neden böyle bir şey olmasın? Likya Yolu başlangıç noktasında bir sembol heykel olarak başlayalım' dendi. Daha sonra İl Kültür Müdürümüz de destek verdi. Onlarla birlikte ön hazırlık yaptık" diye konuştu.

Hazırlık sürecinin takvime bağlandığını ifade eden Çevikbaş, "Daha somut bir şey görmek adına festival bahanemiz oldu. Burada bir şeyler ortaya çıkardık. Sonrasında tekrar üzerine konuşabileceğimiz birkaç maket, ölçekli iş hazırlayacağız. Önümüzde COP31 var, yoğun bir program var. Ondan sonra gündeme alıp, 2027 başı itibarıyla, yılbaşında büyük Likya Atı’nın temellerini atacağız" ifadelerini kullandı.

Likya Yolunu İki Heykel Birleştirecek

Anıtın tamamlandığında bireysel bir çalışma olmaktan çıkıp kentin ortak hafızasına dönüşeceğini dile getiren Cem Güney Çevikbaş, "Bu benden çıkacak bir proje. Evet, ben yapacağım belki ama bir heykeltıraş olarak sonunda kamuya mal olacak bir iş. Dolayısıyla sayın valimiz bizi buradan duyacaksa desteklerini esirgemesin. Kültür Müdürlüğümüzden, Kültür Bakanlığımızdan ve konuyla ilgili tüm kamu yönetimlerinden desteklerini bekliyorum" çağrısında bulundu.

Projenin uluslararası turizme sağlayacağı katkıya da değinen sanatçı, "Bu Likya coğrafyası, Likya Yolu daha çok dünya tarafından tanınacaktır. Zaten biliyorsunuz, dünyanın en iyi üç rotasından bir tanesi Likya Yolu. Günün birinde burada bir temsil heykeli, ileride Muğla'da, yani yolun sonunda başka bir heykel daha olabilir. İki yolu birbirine bağlayan iki heykel olabilir. Onun için çok heyecanlıyım. Böyle büyük bir heykelin bölgenin de sembolü olacağını düşündüğüm için tüm kamu kurumlarının desteğini bekliyorum" dedi.

Demre Çağrısı

Antalya halkına kendi üzerinde yaşadıkları toprakların derinliğini araştırma çağrısında bulunan sanatçı, Likya Birliği'nin insan hakları ve katılımcı yönetim anlayışıyla dünyaya örnek olduğunu hatırlattı.

Kent merkezindeki müzenin tadilatta olması nedeniyle alternatif rotaları öneren Çevikbaş, "Çok kıymetli, kadim bir uygarlık. Maalesef Antalya Müzesi şu an tadilatta olduğu için eserleri göremiyoruz ama Demre'de bir Likya Müzesi kuruldu. Bu müzede bütün bu kaynaklara ulaşmak mümkün. Dünyaya örnek olmuş bir uygarlıktan bahsediyoruz" açıklamasını yaptı.

Likya kitabelerindeki insani mesajların altını çizen usta heykeltıraş, "Bu mezar taşlarındaki, stellerdeki hitapları okuduğunuz zaman insanlığa dair, insan haklarına dair, demokrasiye dair son derece güzel söylemler çıkıyor ortaya. Bunu yüzyıllar öncesinde bir uygarlığın düşünmüş olması beni çok etkilemişti. Burada yaşadığım topraklarda gelişmiş bütün bu efsanelerden beslenmek beni bir sanatçı olarak mutlu ediyor. Bu hikayeye biraz daha devam edeceğiz gibi gözüküyor" diyerek Antalya'nın yeni sembolü için çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız