Akdeniz Gerçek | Videolar | Antalya | Antalya Barosu’ndan Adli Yıl Açılış Töreninde Hukuk Güvensizliği Çıkışı: "Hukuka Güven Yerle Yeksan"

Antalya Barosu’ndan Adli Yıl Açılış Töreninde Hukuk Güvensizliği Çıkışı: "Hukuka Güven Yerle Yeksan"

Antalya Barosu, yeni adli yılın başlangıcında Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Baro Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, “Dava sonuçlanmadan siyasi pozisyonlara göre karar tahmini yapılıyorsa, hukuk yerle yeksan olmuştur” diyerek adaletin tarafsızlığına dikkat çekti.

Antalya Barosu, yeni adli yılın başlangıcında Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Baro Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, “Dava sonuçlanmadan siyasi pozisyonlara göre karar tahmini yapılıyorsa, hukuk yerle yeksan olmuştur” diyerek adaletin tarafsızlığına dikkat çekti.

KAYNAK: Arda Kır
FOTOĞRAF: Arda Kır

Antalya Barosu, Adli Yıl Açılışı dolayısıyla Antalya Adliyesi’nde bulunan Atatürk Anıtı’na çelenk sundu. Programda konuşan Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, yargıda yaşanan sorunları işaret ederek, “İnsanların bir mahkeme kararını, daha dava sonuçlanmadan tarafların siyasi pozisyonlarına bakarak tahmin etmeye çalıştığı bir yerde, hukuka olan güven yerle yeksan olmuş demektir” dedi.

Antalya Barosu’nca düzenlenen çelenk törenine çok sayıda avukat katıldı. Törende konuşan Antalya Barosu Başkanı Av. Ali Çağdaş Bozaner, avukatların sorunları, insan hakları, demokratik hakları, avukatlara yönelik uygulanan şiddet ve bölünmüş adliye sorunlarından bahsetti. Başkan Ali Çağdaş Bozaner, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutlayarak başladığı konuşmasında Girne’de yaşanan feribot kazalarında hayatını kaybeden yurttaşlara rahmet yaralılara ise şifa diledi. Başkan Bozaner, “Maalesef ülkemiz, bu tür ölümlerle çok kolay ve sıklıkla karşılaşılan bir yer haline geldi. Bu durum, liyakatsizliğin ve süreci doğru yönetememenin net bir tezahürüdür. Umut ediyorum ki bu gibi kazaların veya kaza adı altında meydana gelen cinayetlerin yaşanmadığı güzel günleri hep birlikte görürüz” dedi.

Antalya Barosu’nun Yüzüncü Yıl Onuru 

Antalya Barosu Başkanı Ali Çağdaş Bozaner, “Adli yılların başlangıcı, yalnızca yargı takviminde yeni bir döneme girildiğini ilan ettiğimiz günler değildir. Biz hukukçular açısından bu günler; hukuk devletinin, insan haklarının, yargının, savunmanın ve adalet arayışının içinde bulunduğu durumu yeniden değerlendirmek, yapısal sorunları açıkça konuşmak ve geleceğe ilişkin sorumluluğumuzu yeniden hatırlatmak için bir muhasebe zamanıdır. Antalya Barosu açısından bu adli yıl, başka bir tarihi duruma da işaret etmektedir. Uzun yıllara dayanan kolektif bir emek sonucu oluşturduğumuz yeni yuvamızda adli yıla merhaba dedik. Bir asrı geride bırakmak hepimiz için büyük bir onurdur; ancak kurumları büyük hale getiren sadece ardında bıraktığı yıllar değildir. Biz geçmişi sadece anılacak bir yıl dönümü olarak değil, geleceğe taşıyacağımız değerler manzumesi olarak görüyoruz. Yüzyıllar boyunca isimler, mekanlar, kanunlar ve siyasi dönemler değişti fakat savunmanın asli görevi hiçbir zaman değişmedi. Antalya Barosu her zaman insan onurunu, özgürlüğünü, Cumhuriyetin temel ilke ve değerlerini hukukun güvencesi altında tutmak için amansız ve kararlı bir mücadele vermiştir ve vermeye devam edecektir.”

Yargıya Güvensizlik Duyuluyor 

 Başkan Ali Çağdaş Bozaner, "Bugün bize düşen, bu mirası yalnızca korumak değil, yaşadığımız çağın sorunlarına çözümler üreterek gelecek kuşaklara en sorunsuz şekilde bırakabilmektir. Bu nedenle adli yıla girerken hukukun ve adaletin içinde bulunduğu duruma bakmak zorundayız. Ülkemizin şu an içinde bulunduğu en önemli mesele, adalete olan güven sorunu değil, artık açıkça adalete duyulan güvensizliktir. Bir yurttaşın düşüncesini açıklayabilmesi, barışçıl biçimde itiraz edebilmesi, özgürlüğünden keyfi biçimde mahrum bırakılmaması ve hakkını arayabilmesi ancak bağımsız ve tarafsız bir yargının varlığına bağlıdır. Yargı bağımsızlığının ortadan kaldırılması, yalnızca yargı teşkilatının kurumsal bir sorunu değil, doğrudan yurttaşların temel hak ve özgürlükleriyle ilgilidir. İnsanların bir mahkeme kararını, daha dava sonuçlanmadan tarafların siyasi pozisyonlarına bakarak tahmin etmeye çalıştığı bir yerde, hukuka olan güven yerle yeksan olmuş demektir. Aynı eyleme, aynı söze ve aynı davranışa ilişkin kişilerin pozisyonlarına göre farklı hukuk uygulanıyorsa, orada anayasal düzen ağır bir yara almıştır” dedi.

İfade Özgürlüğü, Hak İhlalleri ve Cezasızlık Politikası

Başkan Ali Çağdaş Bozaner, "İfade özgürlüğünden barışçıl toplantı hakkına, kişi özgürlüğü ve güvenliğinden demokratik temsil hakkına kadar pek çok alanda sistematik hale gelen hak ihlalleri, artık devleti kuşatan ciddi bir sorun haline gelmiştir. Masumiyet ve lekelenmeme karinelerinin yok sayıldığı, tutuklama tedbirinin adeta başkalarına gözdağı vermek ve konuşmayı engellemek amacıyla kullanıldığı bir noktadayız. Kadınların, çocukların, işçilerin, yoksulların ve doğayı savunan yurttaşların hak arayışları karşısında hantal kalan yargı; eleştiren, mizah yapan, itiraz eden insanlar söz konusu olduğunda ne kadar hızlı ve caydırıcı biçimde harekete geçebildiğini gözler önüne sermektedir. Ankara'da haklarını arayan maden işçilerine ve şehit ile gazi yakınlarının demokratik hak taleplerine karşı kolluk gücünün aşırı kullanımını yakın zamanda yaşadık. Bunun tam karşısında ise siyasi aidiyetlere bakılarak kamu görevlilerine ve belirli zümrelere adeta bir cezasızlık zırhı giydirilmesi, toplumdaki adalet duygusunu tüketme aşamasına getirmiştir” dedi.

Anayasa Mahkemesi ve AİHM Kararlarının Tanınmaması

Başkan Ali Çağdaş Bozaner, “Tüm bunların yanında bugün ülkemiz, Cumhuriyet tarihimizin en derin ve sarsıcı anayasal krizlerinden biriyle karşı karşıyadır. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının mahkemelerce açıkça tanınmadığı, yok sayıldığı, fiilen uygulanmadığı ve bunun olağanmış gibi gösterilmeye çalışıldığı bir dönem hepimize yaşatılmaktadır. Anayasanın emredici hükümlerine rağmen yüksek mahkeme kararlarının bağlayıcılığının tartışmaya açılması, hukukun üstünlüğü ilkesinin açıkça yok sayılmasıdır. Buradan yetkililere, hakimlere ve savcılara Anayasanın 138. maddesini bir kez daha hatırlatmak istiyorum: Yargı görevini yapanlar, hiçbir siyasi baskı ve yönlendirmeye maruz kalmadan sadece kanunun referansıyla ve vicdani kanaatleriyle hareket etmelidir. Bu, topluma karşı en büyük sorumluluktur. Bağımsız olması gereken sadece savunma değil, aynı zamanda hakimlerdir. En yüksek mahkeme kararlarının dahi uygulanmaması, toplumda hak arayışında olan yurttaşlara yönelik açık bir tehdit mesajı niteliği taşımaktadır.”

“Savunma Bağımsızdır”

Başkan Bozaner, "Hak ve özgürlüklerin işlevsel hale getirilmesindeki başat rol, savunma makamına yani biz avukatlara düşmektedir. Savunma bir haktır ve bu hakkın güvencesi avukatlardır. Avukat, yurttaşın devlet karşısındaki sesi ve adalet mekanizmasının kurucu unsurudur. Ancak bugün mesleğimiz açısından son derece ağır bir şiddet tablosuyla karşı karşıyayız. Geçen adli yılda Avukat Zekeriya Polat ve Avukat Hatice Kocaaefe sadece mesleklerini yerine getirdikleri için katledildi. Sayısız meslektaşımız bürolarında, haciz mahallerinde, keşiflerde tehdit ve darp edilmektedir. Avukatların husumetin bir parçası gibi görülmesi ve yetkili kişilerce ayrıştırıcı bir dil kullanılması çok tehlikeli bir zihniyet sorunudur. Aynı şekilde, mesleki faaliyetleri dolayısıyla avukatların gözaltına alınması, bürolarının aranması ve mesleki faaliyetlerinin suç unsuru gibi gösterilmesi de savunmanın bağımsızlığı açısından vahim bir tablodur. Bugün adli yıl açılışlarında hukukun üstünlüğü naraları atılırken, Avukat Mehmet Pehlivan gibi birçok meslektaşımız adli yılı maalesef haksız tutuklamalarla cezaevinde karşılamaktadır” diye konuştu.

“Avukatlar Ekonomik Darboğazda”

Başkan Bozaner, "Mesleğimizin karşı karşıya olduğu sorunlar yalnızca fiziksel ve hukuki baskılarla sınırlı değildir. Bugün avukatlık mesleği ciddi bir ekonomik darboğaz içerisindedir. Özellikle genç meslektaşlarımız, meslek hayatlarının daha ilk yıllarında kira, stopaj, vergi ve ofis giderlerinden oluşan ağır yükler altında adeta ezilmektedir. İşçi avukatlar emeklerinin karşılığını almakta zorlanırken, stajyer meslektaşlarımız hiçbir ücret almadan büyük bir ekonomik darboğaz içerisinde staj süreçlerini geçirmek zorunda bırakılmaktadır. CMK kapsamında, yurttaşların adil yargılanma hakkı için gece gündüz demeden çaba gösteren meslektaşlarımız, yıllardır düzeltilmeyen tarifeler yüzünden hala angaryaya ve ekonomik sömürüye maruz kalmaktadır. Savunmayı ekonomik olarak sürdürülemez hale getirmek yalnızca avukatın yaşam koşullarını ağırlaştırmaz, yurttaşın adalete erişimini de engeller” ifadelerini kullandı.

“Bölünmüş Adliye İstemiyoruz”

Başkan Bozaner, "Bu kadar zorluğun yanında, yerel yetkililer tarafından adalete erişimin de engellendiğini üzülerek ve kaygıyla görmekteyiz. Adliyelerin bir bütün halinde kalması ve yurttaşların daha rahat erişebileceği binaların yapılması gerekirken; kimseye sormadan, ortak akıl üretmeden, 'ben yaptım oldu' anlayışıyla İş Mahkemelerinin Şehir Hastanesi tarafına taşınması yargının içinde bulunduğu durumu bizlere bir kez daha göstermektedir. Meslektaşlarımızın aynı gün birden fazla mahkemede duruşmaya yetişmek zorunda bırakılmasının ötesinde; iş kazası geçiren işçilerin, kanser hastalarının konteyner şartlarında duruşma yapmak zorunda bırakılması adalete, emeğe ve dezavantajlı gruplara yönelik çarpık bakış açısının bir sonucudur. 'Kervan yolda düzülür' mantığıyla hareket edenleri yargıya taşıdık. Yargı kararı ne olursa olsun, bu karar toplum vicdanında ve tarihin sayfalarında çoktan yerini almış, bu kararı verenler de bu şekilde anılmayı kendilerine hak görmüş demektir” diye konuştu.

Bu Kentin Bir Barosu Var

Başkan Bozaner, "Antalya Barosu olarak baroyu yalnızca adliye koridorlarında var olan bir kurum olarak görmedik, görmeyeceğiz. Hukuk adliye kapısında başlamadığı gibi orada da sona ermez. Hukuk bazen bir kadının yaşam mücadelesinde, bazen bir çocuğun eğitim hakkına kavuşmasında, bazen gözaltındaki bir gence uzatılan elde, bazen de kentinin kıyılarına ve doğasına sahip çıkmak isteyen yurttaşın sesinde kendini gösterir. Bu nedenle 100. yılımızı geride bırakırken, yalnızca meslektaşlarımıza ve mesleğimize karşı değil; yola çıktığımız ilk günkü gibi 'bu kentin bir barosu var' ilkesiyle kentimize ve ülkemize karşı da sorumlulukla hareket edecek, kararlı mücadelemizi her alanda sürdüreceğiz. Hukukun üstünlüğünün, insan haklarının, Cumhuriyetin temel değerlerinin, bağımsız yargının ve adalet arayışındaki herkesin tam yanındayız” şeklinde konuştu.

Bozaner’den Dayanışma Çağrısı 

Başkan Bozaner, "Bütün bu sorunları dile getirirken amacım, sizleri umutsuz ve karamsar bir tabloyla baş başa bırakmak değildir. Bunları açıkça konuşuyor olmamız, hukuka olan inancımızın ve sürecek kararlı mücadelemizin bir göstergesidir. Yüz yıl önce bu baroyu kuran meslektaşlarımız bizlere güçlü bir kurum bıraktılar. Bize düşen, bu mirası daha ileriye ve daha güzel yarınlara taşımaktır. Gelin bu adli yılda birlikteliğimizi, her türlü zorluğu birlikte göğüsleme irademizi ve dayanışmamızı daha güçlü hale getirelim. 'Bana dokunmayan yılan bin yaşasın' demeden; emek emek, ilmek ilmek o mücadeleyi büyütelim. Bu baro gücünü yüzyıllık geçmişiyle değil, mensuplarının hadi dendiği zaman omuz omuza bir mücadeleye girişebilme kararlılığından almaktadır. Yeni adli yılın, hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edildiği güzel günlere erişmeye vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi Barom adına selamlıyorum. Mücadele hiç susmadı, savunma da hiç susmadı ve susmayacaktır. İyi ki avukatlar var; iyi ki hiçbir koşulda ve durumda cübbesini iliklemeyen, güce boyun eğmeyen meslektaşlarımız var. Sağ olun, var olun” diyerek açıklamasını tamamladı.
 

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız