Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
17°
Akdeniz Gerçek | Siyaset | Sıra Uludağ’da mı?

Sıra Uludağ’da mı?

Muhalefetin, “Uludağ’ın doğasının ranta açılarak tahrip edileceği” gerekçesiyle karşı çıktığı, AKP’nin hazırladığı Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile kabul edildi.

Muhalefetin, “Uludağ’ın doğasının ranta açılarak tahrip edileceği” gerekçesiyle karşı çıktığı, AKP’nin hazırladığı Uludağ Alanı Hakkında Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda AKP ve MHP’li milletvekillerinin oyları ile kabul edildi.

Sıra Uludağ’da mı?

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül, “Bu feleğin kuşu şimdi Uludağ'a konacak cırnağı demirden. Bakalım, Uludağ'a ne zararlar verecek maazallahuteala. Oysa bizim halkımız dağlar üzerine yemin eder, dağlar üzerine türkü söyler, dağlarla yârenlik eder. Ulular, veliler, aşıklar, sadıklar kendini anlayacak birini bulamayınca gider sırrını derelere, dağlara, ağaçlara döker. Dağlar bizim yârenimizdir. Dağlar klima görevi yapar, dağlar yayla görevi yapar, dağlar sığınma görevi yapar. Ne diyor? ‘Ferman padişahın, dağlar bizimdir.’ Köroğlu'nun yurdudur; mazlumun, masumun yurdudur. Bu Uludağ'da bir dönem keşişlerin yurdudur Roma İmparatorluğu Hristiyanlığı resmî bir din olarak kabul ettiği zaman. Fakat Orhan Gazi Bursa'yı fethettikten sonra da kimindir? Doğu Baba'nındır, Geyikli Baba'nındır, Abdal Murad'ındır. Şimdi soruyorum iktidar yetkililerine: Hak ve hakikat aşkına niye orada Geyikli Baba'ya bir makam yapmadınız; niye orada Abdal Murad'a bir makam yapmadınız; Doğu Baba'ya bir makam yapmadınız? Gidin, bakın, orada, küçücük makamlar duruyor öyle karikatürize edilmiş bir hâlde. Madem halkın kutsiyetine, hakikatin kutsiyetine bu kadar değer veriyorsunuz niye bunları yapmadınız? Gidin, tekrar bakın, bakın; mutlaka görmediniz, ıskalayıp geçtiniz, bakın. Oysa ‘şehrihudâvendigâr’ denirdi Bursa'ya. Şehrihudâvendigârı modern yöntemlerle tahrip ederken dikkat edesiniz, Akif Ersoy'un söylediği tarihi ortadan kaldırma çabası içerisindesiniz farkında mısınız yerli ve millîler, büyük milliyetçiler?” diyerek iktidarı eleştirdi.

2882571_620x410

“KEŞİŞ DAĞI YAĞMALANACAK”

Kemal Bülbül, “Bakın, bu dağda adı bile unutulmuş ağaçlar var, o dağda canlılar var, o dağda birbirine yârenlik eden hayvanlar var; o dağda bunların hepsi yok olacak, bu endemik bitki türü yok olacak, canlılar yok olacak. ‘Yok, efendim, biz koruyacağız’ Neyle koruyorsun? ‘Alan Başkanlığı’ Ya, bu başkanlığa ne kadar meraklıymışsınız siz. Bir başka adı da alan reisliği efendim ve bu reislik ne yapıyor? Her türlü yetkiye sahip. Aslında bir tür derebeylik, bir tür beylerbeyliği, adı konmanmış beylerbeyliği.  Zira Bursa çok önemli bir il. Bakın, hem çok kimliklilik açısından hem iklim açısından hem bitki örtüsü açısından hem de çok inançlı olmak açısından. Bakın Keşiş Dağı denir dedik. 28 tane manastır yapılmış vaktiyle Bursa'ya, Uludağ'a. Bu manastırlardan bir tanesi yok, şimdi yerinde yeller esiyor. Biraz önce söylediğim abdallar... Makamı Antalya'da olan Abdal Musa da vaktiyle orada kalmış ama daha sonra oradan Antalya'ya gidip Elmalı'ya, efendim, makamını kurmuş. Abdal Musa da Bursa'dan ve Uludağ'dan geçmiş. Şimdi bu kadar tarihî değeri olan dağların, dedik ya üzerine yemin edilir, türküler yakılır. Bakın, Cudi, Munzur Dağları, Kaz Dağları, Uludağ... Karadenizliler çok güzel bir kavram üretmişti derelerin kardeşliği diye, dağların kardeşliği kavramını da üretmemiz lazım, dağların kardeşliği. Kaçkar Dağları ile Uludağ'ın, Uludağ ile Cudi Dağı'nın, Cudi Dağı ile Kaz Dağı'nın kardeşliğini, buradaki mitolojiyi. Bakın Olimpos deniyor tarihte, Strabon ve Herodot Olimpos diyor. Daha sonra Sina Olimpos diyorlar yani efendim, Gürgen Olimpos diyorlar. Üzerine bu kadar tarihî değerler üretilmiş. Ancak bu kapitalist anlayış, Cumhuriyet Dönemi'nde üç evre geçirdi. Birinci evresi türedi kapitalizmdi, ikinci evresi teneke kapitalizmiydi, üçüncü evresi yağma kapitalizmi. Şu anda üçüncü evresini yaşıyoruz. Yağma kapitalizmi doğayı, emeği, efendim, var olan tüm değerleri yağmalamak, kârına kâr katmak, bu kârla şişmek ve doğayı yerden göğe kadar haklısınız. diyorlardı ya- yani yerden ozon tabakasına kadar mahvı perişan edip yaşanmaz hâle getiren bir yağma kapitalizmi söz konusu arkadaşlar. Bu yağma kapitalizmi mantığıyla alan başkanlığı kuruluyor; işte, Kapadokya Alan Başkanlığı da böyle. Peki, Turizm Bakanlığı var, Çevre Bakanlığı var, ilgili belediyeler var, ilgili ilçe belediyeleri var; bunların neyi yetmiyor da bunlar hangi hizmeti üretemiyor da bir alan başkanlığı kurulmaya gerek duyuluyor? İşte burada görülüyor ki yeni rant alanları yaratmak, İstanbul'da arsa tükeniyor parsel parsel satılan, Ankara'da tükeniyor, yandaşa yeni yağma alanı, yandaşa yeni beylikler, yandaşa yeni sadrazamlıklar lazım. Buradan üretilecek arsalar burada ortaya çıkacak yağma ve talanla efendim, Keşiş Dağı da yağmalanacak. Keşiş Dağı'na Uludağ denmesi de aslında bir asimilasyon mantığı. Nasıl Türkiye'de birçok yerleşim yerinin, birçok köyün, kasabanın, dağın, toprağın, suyun, ırmağın ismi değiştirilmişse Keşiş Dağına da Uludağ denmiş, efendim, bir dağcı bu kavramı üretmiş. Evet, sular kirlenecek, dereler kaybolacak, göller var burada, kaplıcalar var. Bunların hepsi maalesef gidecek ve ‘A dağlar, ah ulu dağlar, eteğinde anam ağlar’ türküsü söz konusu olacak, dedik ya dağlar üzerine türküler yakılır” ifadelerini kullandı.

 

“DAVAYI TAKİP EDECEĞİZ”
“Şimdi, burada yapılacak olan şey tabii ki bu kanun teklifini geri çekmek ve tabii ki doğaya, tabii ki tarihe, tabii ki doğanın insan ilişkisine, doğa-insan ilişkisine saygı göstermek” ifadelerini kullanan Bülbül, “Doğaya sahip çıkmak değil, doğaya ait olmak, doğaya. Doğaya ait olursanız, olursak daha doğrusu, insan olduğumuz anlaşılır. ‘Doğaya sahip çıkmak’ kavramı kesinlikle doğal bir kavram olmayıp doğayı tahrip etmenin bir başka adıdır; sadece doğaya teslim olmak, doğanın içerisinde doğal yaşamak ve onu tahrip etmemek gibi bir anlayış lazım. Evet, güncel politikada da nasıl ki bu doğaya yapılan yağma ve talan cezasız kalıyorsa işte, tam da bugünlerde de cezasız kalan ve geleneksek devlet anlayışı, geleneksel hükûmet anlayışı tarafından ne utanç vericidir ki cezasız kalan Kemal Kurkut katliamı, Ali İsmail Korkmaz katliamı ve geçen yıl 30 Temmuz 2022'de Ankara'da Türkmen Alevi Bektaşi Derneği, Şahı Merdan Cemevi, Sivas Divriği Gökçebel Derneği, Ana Fatma Cemevi'ne saldıran Ahmet Ozan K... Muhterem hekimler buna ‘Akli melekesi yerinde değildir’ demişler. Ya, bu cemevine saldırırken akli melekesi yerindeydi de yargılanırken mi akli melekesi yerinde değil; saldırırken akıllı, yargılanırken akıllı değil. İşte, devletin geleneksel mantığı bu; ne utanç vericidir ki bu cezasızlık politikası devam ediyor ve 30 Ocak 2023 günü bu dava görülecek, bu davayı mutlaka izlemek lazım” dedi.

“VAH SİZE VE YUH SİZE”

Bülbül, “Tabii, burada çok dikkat çekici olan şey iktidar sıralarında milletvekillerinin olmaması. Şuna güveniyorlar: ‘Nasıl olsa biz geleceğiz, bu Uludağ Alan Başkanlığı Yasası’nı geçireceğiz ve bu yasanın sağlamış olduğu bütün olanaklardan faydalanacağız; belki biz de gidip oraya bir dağ evi yapacağız, belki gidip başka başka şeyler yapacağız’ gibi bir mantıkla yaklaşılıyor; çok ayıp, çok ayıp! Burada, Parlamentoda iktidarın muhalefete, muhalefetin iktidara hem dinleyici hem düşünce üretici hem eleştirici gibi bir saikle yaklaşması ve dinlemesi gerekiyor. Bu ne biçim bir anlayıştır? Bu ne biçim kibirdir? Bu ne biçim reddiyeci, bu ne biçim yok sayıcı bir mantıktır? İşte, yoklama istendiğinde koşa koşa gelenler, kim bilir, şimdi odada iş mi takip ediyorlar, efendim, adaylık hesabı mı yapıyorlar, başka bir şeyin pazarlığını mı yapıyorlar yoksa dediğim gibi ‘Uludağ Alan Başkanı kim olacak, oradan ne edineceğiz?’ gibi bir mantık içindeler mi? Yazık size, günah size, vah size ve de yuh size!” diyerek açıklamasını sonlandırdı.


Haber Merkezi

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız