İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 53’ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı davanın 101’inci duruşmasında, dört gün süren kapsamlı savunmasını tamamladı. Mevcut siyasi iklimi 'fetret devri' olarak nitelendirerek iktidara çok sert eleştiriler yönelten ve savunmasının büyük bölümünü Türkiye'nin toplumsal, ekonomik ve hukuki krizlerine ayıran İmamoğlu, "Rakibinizi sandıkta değil, adliyede yenmeye çalışıyorsunuz" dedi. Savunmanın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, İmamoğlu'nun tutukluluk halinin devamına hükmetti.
"Güçlü Devlet Çakar Yakarak Olmaz"
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 53'ü tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının 101'inci duruşması, Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu yerleşkesinde İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından görüldü. İkinci celsenin 37'nci gününde savunmasını tamamlayan İmamoğlu, devlet yönetimine ve ekonomiye dair sert mesajlar verdi.
İmamoğlu, iktidarın lüks tüketimini eleştirerek şu ifadeleri kullandı: "Güçlü devlet budur. Güçlü devlet, yurt dışından ithal ettiğin tanesi 1 milyon dolarlık, 2 milyon dolarlık makam arabalarını arka arkaya dizip, çakarlarını yakarak güçlü devlet olmaz. Bu duruma düştük ey halkım, bu duruma düştük. Güçlü devlet tümüyle fakirleşmiş, yoksullaşmış bir ortamda Sümerbank’ı kurmaktır, Etibank’ı kurmaktır, şeker fabrikalarını kurmaktır 100 yıl önce."
Türkiye'deki ekonomik eşitsizliğe ve yoksulluğa dikkat çeken İmamoğlu, "İlk kez bir kuşağın bir önceki kuşaktan daha yoksul olduğu bir Türkiye'yi biz kabul etmiyoruz" diyerek büyük bir Türkiye iktisat seferberliği başlatacaklarını belirtti. İmamoğlu, "Ürettiğimiz zenginliği adil paylaşacağız... Ne yalnız borçla dönen bir düzen, ne de birkaç çevreye imtiyaz dağıtan bir büyüme modeli. Planlamayı, teşebbüs hürriyetiyle, kamusal aklın piyasanın yaratıcılığıyla sosyal adaleti üretim gücüyle buluşturacağız" dedi.
"Türkiye Kendi İçinde Kavga Etmekten Yoruldu"
Kutuplaştırıcı siyaset diline isyan eden İmamoğlu, huzurlu bir toplum vurgusu yaptı: "İnsanların korktukları için konuşamadıkları bir ülkeye huzurlu ülke denmez, insanların kimliklerini sakladıkları, düşüncelerini söylemekten çekindikleri, örgütlenmekten korktukları, birbirlerine kuşkuyla baktıkları bir toplum huzurlu değildir, olamaz".
Toplumsal barış çağrısında bulunan İmamoğlu şunları kaydetti: "Türkiye kendi içinde kavga etmekten yoruldu, yeter ya! Milleti böyle, böyle parçalaya, parçalaya... Böyle çatık kaşlar, asık suratlar... Yeter ya! 20 yıl, 25 yıl aynı koltuktan insanlara korkuyu, öfkeyi, şiddeti, kötü kötü göstermekten yeter, bıktı mı millet? Güler yüz istiyor insan." "Türk’ün Kürt’ten, Kürt’ün Türk’ten şüphe etmediği bir Türkiye. Bir korku paranoyası var, bundan kurtulan bir Türkiye istiyoruz biz... Sünni’nin Alevi’ye, Alevi’nin Sünni’ye kuşkuyla bakmadığı bir Türkiye kimseye inancını dayatamaz, öğretmeye kalkmazsın ya."
Türkiye'nin çeşitliliğinin bir zaaf olmadığını belirten İmamoğlu, "Bizi birbirimizin varlığıyla korkuttular. Sofrayı daralttık, kapıları kapattık, birbirimize mesafe koyduk. Aramıza bariyerler oluşturduk. Sonra da bu memleket neden huzur bulamıyor diye sorduk, utanmadan" sözleriyle ayrımcı politikalara tepki gösterdi.
"Rakibinizi Sandıkta Değil, Adliyede Yenmeye Çalışıyorsunuz"
Savunmasında, kendisine yönelik yargısal süreçlerin siyasi bir mühendislik çalışması olduğunu savunan İmamoğlu, adil siyasi rekabetin ortadan kaldırıldığını vurguladı.
İmamoğlu iktidara şu sözlerle yüklendi: "Millet kimi istiyorsa aday o olur. Millet hangi partiyi istiyorsa o partiyi kurar... İktidar rakibini seçecek, millet de iktidarı seçecek! Böyle bir şey olur mu? Millet, iktidarın rakibini değil, iktidarı seçer." "İktidarın rakiplerini sandık yerine yargı yoluyla etkisizleştirmeye çalıştığını savunarak, 'Kendinize uygun bir muhalefet inşa etmeye çalışıyorsunuz. Rakibinizi sandıkta değil, adliyede yenmeye çalışıyorsunuz. Diplomamı iptal ediyorsunuz, kurultayı iptal ediyorsunuz, partiyi kapatmaya çalışıyorsunuz. Ardından da yaptığınız bu milli irade hırsızlığını kutluyorsunuz'."
Tüm muhalefete de seslenen İmamoğlu, "Bütün muhalefet partilerine 'ortak sandık güvenliği ağı kurma' çağrısı" yaparak, "Kendi partimize değil, Türkiye'ye sahip çıkmalıyız... Rakibinizi değil, rejimi karşınıza alın. Birbirinizle değil, bu zulümle ve zalimlikle mücadele edin. Milletin iradesine birlikte sahip çıkalım" çağrısında bulundu.
"Siz Bir Fetret Devrine Liderlik Ediyorsunuz"
Gençlere "Hayatta kalmakla yetinmeyin. Hayal kurun, soru sorun, itiraz edin" diyerek seslenen İmamoğlu, iktidar dönemini bir 'fetret devri' (ara dönem) olarak nitelendirdi.
Sürecin gelecekte utançla anılacağını savunan İmamoğlu, "Bir belediye başkanının metro yaptığı, borcunu ödediği, ihaleyi iptal edip işi daha ucuza yaptırdığı için yargılandığını okuyan çocuklarımız buna inanamayacak, 'Bunu nasıl yaptılar?' diye soracaklar. Bunu yapanların çocukları da okuyacak, utanacak, ar edecek, babasından, amcasından, dedesinden utanacak" ifadelerini kullandı.
İktidara yönelik sert sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Siz bir fetret devrine liderlik ediyorsunuz. Türkiye tarihinde kapanacak bir parantezin içindesiniz. O parantezin kapanmasını zorla engellemeye çalışıyorsunuz. Beni hapse atarak bu parantezin kapanmayacağını ve bu dönemin devam edeceğini zannediyorsunuz... Ama buradan söylüyorum: Devriniz bitmiştir. Türkiye geçmişte de ara dönemler yaşadı. Bu dönem de tarihte bir ara dönem olarak geçecektir. Ömrünü tamamlamış, uzatmalara oynayan; zorla ayakta kalmaya çalışan, yorgun, gözünün feri bitmiş, muhakemesi zayıflamış bir ara dönem..."
"Kararlar Bu Salon Kurulmadan Önce mi Yazıldı?"
Savunmasının son kısmında doğrudan mahkeme heyetine seslenen ve adalete olan güven beklentisini dile getiren İmamoğlu, Mahkeme'nin anayasadaki gücünü vicdandan alması gerektiğini vurguladı.
İmamoğlu mahkeme heyetine, "Bu salonda evrensel hukuk normlarına ve kadim devlet ahlakımıza uygun, bağımsız ve tarafsız bir süreç istiyoruz... Hukuki ve ahlaki hiçbir meşruiyeti olmayan bu sürecin figüranı olmadım, olmayacağım. Bu salonda nasıl bir karar çıkacağını hep birlikte izleyeceğiz. Süreç devam ediyor. Endişem şudur: Bazı kararlar bu salon kurulmadan önce mi yazıldı, yoksa süreç içinde mi yazılacak? Bunu siz ispat edeceksiniz" dedi.
Geri adım atmayacağının altını çizen İBB Başkanı sözlerini şu vurucu ifadelerle noktaladı: "Şunu herkes çok iyi bilsin: Zulüm karşısında boyun eğmek, haksızlık karşısında susmak bizim inancımızda yoktur... Ne kadar baskı yaparsanız yapın, yargıyı ne kadar sopaya çevirirseniz çevirin, bu millet iradesine ve rızkına vurulmak istenen prangaları tarih boyunca söküp attı. Yine söküp atacak... Korkmuyoruz, vazgeçmiyoruz. Alnımız ak, başımız dik; bir milim geri adım atmıyoruz."
"Ey halkım, Hazreti Ali’nin sözünü tekrar ediyorum: Eğer zalim ısrarla zulme devam ediyorsa bil ki sonu yakındır. Eğer mazlum da ısrarla direniyorsa bil ki zafer yakındır" diyen İmamoğlu, salonu "Adalet kazanacak, Demokrasi kazanacak. Cumhuriyet kazanacak. Bu aziz millet kazanacak" sözleriyle terk etti.
Ekrem İmamoğlu'nun dört gün süren savunmasını tamamlamasının ardından duruşmaya ara veren Mahkeme heyeti, aranın ardından kararını açıkladı ve İmamoğlu'nun tutukluluğunun devamına karar verdi.