Türkiye genelinde 2026 yılı boyunca meydana gelen 850 orman yangınında 1.400 hektarlık alan küle döndü. Bu sayı, 2024 ve 2025 yıllarına kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Türkiye Ormancılar Derneği Batı Akdeniz Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ali Kavgacı, yangın sezonunun en riskli evresine girildiğini belirterek özellikle Antalya’da dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. 2008 Serik-Taşağıl ve 2021 Manavgat yangınlarının bu dönemlerde çıktığını hatırlatan Kavgacı, yangınların büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğuna dikkat çekerek toplumsal duyarlılık çağrısı yaptı.
Akdeniz Ekosisteminin Yüksek Yanıcılık Özelliği
Prof. Dr. Ali Kavgacı, Akdeniz coğrafyasının doğal yapısının yangın riskini artırdığını belirterek:
“Akdeniz ikliminde yaşıyorsanız orman yangınları bu coğrafyanın bir gerçeğidir. Bu nedenle burada yaşayan insanların bu gerçeğin farkında olması ve davranışlarını buna göre şekillendirmesi gerekir. Çünkü bu ekosistem doğal olarak yüksek yanıcılık karakterine sahiptir. Tutuşma gerçekleştiğinde yangın çok hızlı yayılabilir. Ancak bu ekosistemler aynı zamanda yangın sonrası hızla yenilenebilme yeteneğine sahiptir; yangınla yaşamayı öğrenmiş doğal sistemlerdir”
dedi.

Değişen Yangın Rejimi ve Biyolojik Çeşitlilik Kaybı
Kavgacı, insan etkisiyle değişen yangın rejiminin ekosistemler üzerinde daha derin tahribat yarattığını belirterek:
"Her yangın bir biyolojik çeşitlilik kaybıdır. Ancak günümüzde değişen yangın rejimi bu kaybı daha da derinleştiriyor. Ekosistemler yangından sonra yenilenebilme kapasitesine sahip olsa da bu kapasite, artan yangın sıklığı ve şiddeti nedeniyle geriliyor. Bu nedenle Akdeniz’de yaşıyorsak yangın farkındalığı yüksek bir toplum yaratmak zorundayız; aksi takdirde mega yangınlarla karşılaşmamız an meselesidir”
dedi.

Mega Yangınları Tetikleyen İki Temel Faktör
Kavgacı, büyük yangınların arkasındaki iki ana nedeni şöyle özetledi:
“Alan kullanımındaki değişim konusunda kentleşme, tarım, turizm ve orman içi tesislerin doğal ekosistemlere doğru derinlemesine yayılması, insan-doğa temasını artırarak insan kaynaklı yangın riskini yükseltiyor. Bir diğer konu ise iklim koşullarındaki değişim. Sıcak hava dalgaları, uzun süreli kuru ve rüzgârlı günler, artan ortalama sıcaklıklar yanıcı madde nemini düşürüyor.”
Doğanın bir anlamda çıraya dönüştüğünü ifade eden Kavgacı, bu koşulların yangınların kısa sürede geniş alanlara yayılmasını kolaylaştırdığını vurguladı.
“Önemli Olan Yangın Sayısını Azaltmak”
Yangınların küresel bir gerçeklik olduğunu belirten Kavgacı, Türkiye’nin mevcut sezon performansını şöyle değerlendirdi:
“Şu ana kadar yangın sayıları ve yanan alan büyüklükleri ortalamaların altında. Bu sevindirici. Çünkü bu coğrafyada yangının hiç çıkmaması mümkün değil; önemli olan yangın sayısını düşük tutmak. Sayı azaldıkça yanan alan miktarı da azalır. Sayılar düşük olsa bile tek bir yangın büyüyebilir, ancak genel risk yangın sayısını azaltmakla düşer.”

“Antalya’da Kritik Bir Döneme Giriyoruz”
Antalya özelinde riskin arttığını belirten Kavgacı, şu uyarılarda bulundu:
“Antalya’da çok kritik bir döneme giriyoruz. Yangınların yüzde 90–95’i insan kaynaklı. İnsan kaynaklı yangınları azaltırsak yanan alan miktarını da azaltırız; bu çok basit bir matematik. İlkbaharın yağışlı geçmesi biyolojik üretimi artırdı; otlar, çalılar ve ağaçlar büyüdü. Şimdi hızla kuruyan bu bitkisel materyal yangın riskini daha da artırıyor. Bu nedenle toplumun bu gerçekliği bilmesi, farkındalığın yüksek olması ve davranışlarını buna göre şekillendirmesi büyük önem taşıyor.”