Antalya’nın batı ilçelerini bağlayan Kumluca-Kemer yolunun farklı noktalarında son günlerde çok sayıda heyelan ve çökmeler meydana geldi. Bölgedeki durumu değerlendiren Jeofizik Mühendisleri Odası Antalya Şubesi Başkanı Yüksel Karaman, sahanın ofiyolitik denilen karmaşık bir yapıya sahip olduğunu belirterek, aşırı yağışların bu hassas zemin üzerindeki etkilerini açıkladı.

Zemin Yapısı ve Aşırı Yağışlar Tetikliyor
Karaman, yol güzergahının kil, kireçtaşı, kum ve çakıl molozundan oluşan eğimli yamaçlardan oluştuğunu ifade etti. Son 20 yılın verilerine göre sahil kesimine metrekare başına 500 kilogramın üzerinde yağış düştüğünü hatırlatan Karaman, uzun süren kuraklığın ardından gelen bu yoğun yağışların, zemini suya doyurarak likidite sınırına ulaştırdığını ve kaymaları kaçınılmaz hale getirdiğini belirtti.

"Altyapıdaki Dolgu ve Drenaj Eksikliği Göçmelere Neden Oluyor"
Yolun altyapısında kullanılan malzemenin önemine değinen Yüksel Karaman, şu tespitlerde bulundu:
"Dere yatağı geçişlerinde kullanılan iri dolgu malzemesinin, ince daneli malzeme ile yeterince sıkıştırılmaması sonucu taşkınlar yolun altını boşaltıyor. Kil ağırlıklı bölgelerde drenaj hatlarının eksik veya yetersiz olması, suyun birikerek kütleyi harekete geçirmesine yol açıyor. Yolların aşırı geniş yapılması, eğimli ve sulu bölgelerde kayma riskini artırıyor."

"Jeofizik Yöntemlerle Sahanın 'Röntgeni' Çekilmeli"
Heyelan bölgelerinde yapılacak zemin etütlerinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Karaman, çözüm önerilerini, "Heyelan bölgesinin kayma sınırları, kalınlığı ve derinliği jeofizik yöntemlerle belirlenmelidir. Sismik kırılma ve ERT yöntemleri kullanılarak sahanın adeta röntgeni çekilmeli; yer altı su derinliği ve fay hatları ortaya konulmalıdır. İstinat duvarlarının yanı sıra suyun ortamdan uzaklaştırılması için drenaj hatları bu verilere göre inşa edilmelidir. Riskli mesafeler gerekirse köprülerle geçilmelidir" şeklinde sıraladı.
"Bilim Korur, Para Korumaz"
Sorunun çözümü için jeoloji, jeofizik ve inşaat mühendislerinin kolektif çalışması gerektiğini belirten Karaman, "Mühendislik afeti önlemek ve tedbir almak için vardır. Bilim insanı korur, para korumaz. Karayollarında ve belediyelerin yol etüt çalışmalarında mutlaka jeofizik mühendisleri bulundurulmalıdır" dedi.

Heyelan Nedir?
Heyelanlar yer yüzünde çok sık meydana gelen, çok yaygın bir kütle hareketi çeşididirler ve aşınmada önemli rol oynarlar. Büyük heyelanlar aynı zamanda topografyada derin izler bırakırlar. Heyelan ya da toprak kayması, zemini kaya veya yapay dolgu malzemesinden oluşan bir yamacın yerçekimi, eğim, su ve benzeri diğer kuvvetlerin etkisiyle aşağı ve dışa doğru hareketidir. Kayalardan, döküntü örtüsünden veya topraktan oluşmuş kütlelerin, çekimin etkisi altında yerlerinden koparak yer değiştirmesine heyelan denir.
Heyelan Neden Olur?
1. Kuvvetli Eğim: Eğimlerin fazla olduğu sahalarda heyelan riski artmaktadır. Bazı sahalarda fay yamaçları dik eğimlerin oluşmasına neden olarak heyelanları kolaylaştırırlar. Yine insanlar kanallar ve yollar açarak ya da yol ve maden kazılarından çıkan toprakları denge açısına erişmiş bulunan yamaçlar üzerine atarak heyelan oluşumuna neden olan koşulları hazırlarlar. Gevşek unsurların denge açısını her hangi bir nedenle aştığı durumlarda heyelan oluşur.
2. Su İle Doygunluk: heyelanlar yağışlı veya zeminin ıslak olduğu mevsimlerde meydana gelirler. Şiddetli veya devamlı yağmurlar yahut karların erimesi, kayaların içine bol miktarda suyun sızmasına olanak verir. Bunun sonucunda plastisite ve likidite sınırlarına erişilir ve herhangi bir nedenle oluşan sarsıntı sonucunda heyelan meydana gelir. Su, ayrıca denge açısını küçülterek, ağırlığı arttırarak ve sürtünmeyi azaltarak heyelanı kolaylaştırır.
3. Kaya Yapısı: Plastisite, likidite sınırları malzemenin yapısına sıkı bir şekilde bağlıdır. Çeşitli kil türlerinde plastisite birbirine yakın ancak likidite değerleri birbirinden çok farklıdır. Örneğin bu bakımdan en düşük değeri gösteren kaolin kili, en az su ile likidite sınırına erişen yani heyelana en uygun olan kil türüdür. Çeşitli depolarda az yada çok kil vardır. Bunun oranı ve türü heyelan olayını arttıran ya da azaltan yani heyelanların yayılış alanlarını belirleyen başlıca faktörlerden birisidir. Bu nedenle killi formasyonların, fliş, marn ve tüf gibi depoların yaygın olduğu sahalarda heyelan çok fazla görülür. Buna karşılık kalker ve bazalt gibi kayalarda heyelan seyrek görülmektedir.
4. Tektonik Yapı: Tektonik yapı ile heyelan arsında çok sıkı bir ilişki vardır. Tabakaların yamaç eğimine paralel olarak dalmaları, heyelanları kolaylaştırır. Özellikle tabakalar arasında killi bir seviyenin varlığı önemli rol oynar. Kar veya yağmur sularının toprağa sızması sonucunda plastik veya likit hale geçen kil tabakasının üzerindeki kütleler çekim gücüne uyarak, toptan aşağıya doğru kayabilirler. Kayaların diyaklazlarla derin ve sık bir şekilde parçalanmış olması da heyelanı kolaylaştıran koşullar arsında sayılabilir.

Heyelanlar, yukarıda sayılan nedenlerin birisi veya birkaçının etkisiyle oluşurlar ve bazen topografyada çok önemli değişikliklere neden olurlar. Kayan kütlenin koptuğu yerde genellikle hilale benzer bir kopma yarası oluşmaktadır. Buradan ayrılan maddeler genellikle akış hareketini andıran şekiller gösteren ve çoğu kez üzerinde kapalı çanakçıklar bulunan bir yığın halinde aşağıya doğru yer değiştirirler ve heyelan kütlesinin gövdesini oluştururlar. Bu kütle bazen bir akarsuyun yatağını tıkayarak yada yolu kapatabilir.
Heyelan Riski Yüksek Bölgeler
- Eski heyelan bölgeleri
- Doğal yamaçların üst ve topuk kesimleri
- Eski dolguların üst ve topuk kesimleri
- Çok dik ve derin yamaçların üst ve topuk kesimleri
- Atık sistemlerinin kullanıldığı ve yerleşimin geliştiği tepelik alanlar
AFAD, Kuvvetli Sağanakta Antalya’yı SMS ile Uyardı: Sel ve Su Baskınlarına Dikkat!
Antalya'da Metrelerce Yol Çöktü: Yağışlar Sonrası Korkutan Manzara
Antalya-Kumluca Yolu Delik Deşik! 6 Ayrı Noktada Çalışma Var
Kumluca–Kemer Yolunda Devasa Göçük! 10 Metrelik Çukur Ulaşımı Tek Şeride Düşürdü