Patron taciz edip duruyor "böyle bahar yok ama, bu bahardan neden masal yok?" filan diye. Haklıydı, bu bahar biyerlerde yazılıp fotoğrafla belgelenmeliydi.

Aksu, Varsak, Kundu Konyaaltı potansiyel rotaydı. Malum arabası yok masalcının. Otobüs nereye götürürse. Malum kent ile baharı buluşturacak, ama peyzaj bahar değil, vahşi, doğanın kuralsız baharı.
3 gün önce tartışmanın odağına oturan ve sol cenahın "beton olacak" dediği Karaalioğlu Parkı'na gitti masalcı. Orada dolu dolu peyzaj baharı fotoğrafları çekip "Karaalioğlu'nda 'SON' bahar mı?" diye soracaktı. Ama öyle bir bahar yoktu.

Öyle gürültülü patırtılı, bol yağmurlu, selli bir kış yaşadık ya. Dereler taştı, göller kimliğine kavuştu ya. Öyle bir bahara uyandık ki ardından, bıraksan Toroslardan Akdeniz'e uzanacak al yeşil dallar. Tam burda Nazım'a, Kurtuluş Savaşı'nın destanına yürüdü satırlar.

"..... Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmede
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : «Üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı."

Ne demişti şair O'nu anlatırken "Nereye baksam sen, nereden baksam sen." Yekta Güngör Özden'in miydi bu dizeler sahi? Evet Mustafa Kemal Atatürk'e yazılmış.
Madem Antalya dedik, madem vahşi baharın fotoğrafı dedik, madem "Kent Masalları" dedik, o zaman istikamet Konyaaltı olmalıydı. Oldu, resmi takvime göre yaza 15 gün kala yorgun bahar fotoğrafları yakalandı. Buse'ye emanet edildi.
