Antalya
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Amasya
Ankara
Antalya
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Isparta
Mersin
İstanbul
İzmir
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırklareli
Kırşehir
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Kahramanmaraş
Mardin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Şanlıurfa
Uşak
Van
Yozgat
Zonguldak
Aksaray
Bayburt
Karaman
Kırıkkale
Batman
Şırnak
Bartın
Ardahan
Iğdır
Yalova
Karabük
Kilis
Osmaniye
Düzce
14°
Akdeniz Gerçek | Kent Masalları | ALAYLI bir bahar masalı….

ALAYLI bir bahar masalı….

Köy merkezindeki son durakta dolmuştan inip, bayır yukarı yürümeye başladım. Bu yoldan daha önce geçmiş, zamansızlıktan fotoğraf çekememiştim. Evet evet, o Güloluk fotoğrafları ile aynı gündü.

Köy merkezindeki son durakta dolmuştan inip, bayır yukarı yürümeye başladım. Bu yoldan daha önce geçmiş, zamansızlıktan fotoğraf çekememiştim. Evet evet, o Güloluk fotoğrafları ile aynı gündü.

ALAYLI bir bahar masalı….

Bu coğrafyada “eğitim” demeyelim ama “okur-yazar” sorunu var. O anlı şanlı Osmanlı, Türk tebaasını görmezden gelip eğitimsiz bırakmasaydı, yazılı tarih notlarına onları da dahil etseydi, belki bu kadar vahim olmayacaktı durum.

Malum; Çanakkale Zaferi’ni bile karşı tarafın notlarından öğreniyoruz, neden? O dönem bizim cephede okur-yazar oranı % 5 bile değilmiş. Bilenler, çektirilen fotoğrafın arkasına isim, tarih yazsa vakti yetmez.

Nerden mi çıktı?

Geçtiğimiz hafta Aksu ilçesine bağlı Alaylı’da köy mevlidi vardı. (Evet, köy. Var mı diyeceğin?) Mevlit, 2 seçim arasına denk gelmiş olabilir ama tarih belirlenirken “seçim bitsin, insanlar rahatlasın” dileğiyle bu tarih kararlaştırılmıştı. Sosyal medyayı “Köy Tahtası” mantığı ile gayet tasarruflu kullanan sevgili muhtarımız Süleyman Cihangir Yılmaz duyuru yaptığında “menüde keşkek var mı?” Diye sormuş, “evet, bekliyorum” yanıtını almıştım.

Aziz Nesin’i analım. Yok, o malum “zekâ” tespiti değil. Bir şiir ile.

“Ya zamanından çok erken gelirim,

Dünyaya geldiğim gibi...

Ya zamanından çok geç,

Seni bu yaşta sevdiğim gibi...”

Randevularıma erken giderim. Bur’da da öyle oldu. Hoş zaten bu ulaşım sisteminde mecburen tedbir alacaksın, hele de günlerden pazarsa. Çünkü gideceğin yer önce Aksu, ardından Alaylı.

Köy merkezindeki son durakta dolmuştan inip, bayır yukarı yürümeye başladım. Bu yolu geçtiğimiz günlerde Turan Şahin ile geçmiş, zamansızlıktan fotoğraf çekememiştim. Evet evet, o Güloluk fotoğrafları ile aynı gündü. Bugün buradan 3-5 fotoğrafla dönmezsem aklım Alaylı da kalacaktı.

Yol kenarına sarkan dut ağaçlarından nasiplenerek kapalı pazaryerine vardım. Hazırlıklar gırla. Aksu ve Yeniköy beni rahatlatıyor. Kültürel benzerlik var. Profesyonel ekibe rağmen tüm köyde eli iş tutan herkes oradaymış gibi bir süreç.

Uzatmak istemiyorum. 57 yaşındayım. Mızmız bir çocuktum. Keşkek gibi bir lezzet ile damağımın buluşması zaman aldı. Hatta o zamanlar yemediğim keşkekin hikayesini yazıp 1992 yılı Anadolu Basını Özendirme Yarışması Yerel kültüre hizmet eden haberler kategorisinde Türkiye genelinde ödül almıştım. Ama hayatımın en güzel keşkekini burada yedim.

Hatta yetmedi, Turan Şahin’in kızının düğününde çekeceğim keşkek videosunda; büyüklerimizin yaptığı gibi keşkek üstüne et yemeğini kendim yemediğim için Bekir Kıvrım’ın tabağından çekmiştim. Burada bunu da denedim. Evet evet. “Keşkek yatağında kuzu gerdan” yakıştırmalı mastershef yarışması etkileşimi de sen buna.

Çıkışta selamlaşıp tebrik ettim Cihangir muhtarımı. (O lokumun güzelliği neydi yaw Cihangir. Nerdeyse keşkekin güzelliğini, menünün zevkini unutturacaktı.) Evet, masalcı kendine geldi. Bugünlerde yediğine içtiğine ekstra dikkat ediyor, doktora değil, kendine söz verdi. Şimdi fotoğraf zamanı.

Turan Şahin’in verdiği bilgiye göre köyün ilk yerleşimi bu yamaçlar. Daha sonra ovaya doğru büyümüş. Biri diğerine hiç benzemeyen taş evler. Kimbilir ne acılar, he mutluluklar, ne aç geceler, ne ziyafetleri barındırdılar. Şimdi bazıları yıkıntı, bazıları sahipleri tarafından depo olarak kullanılıyor.

Şimdi eğitim mevzuuna dönüp, tam da eleştirdiğimiz gibi bitiriyoruz. Bu kadar lakırdı içinde köy hakkında hiçbir şey yok. İnternete girdiğinizde en azından ilçe belediyelerin sayfalarında 2 cümle bulmak istiyor insan. Ama olmuyor. Peki Cihangir’e sordun mu? Derseniz, bu metin seçim sabahı hazırlandı. Kendisini böyle bir günde meşgul etmedim. Bir masal daha yazarız belki, o anlatır biz dinleriz, insan hikayeleri çıkar, belli mi olur…

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız