Üniversiteli Kadınlar Derneği (TÜKD), 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla kapsamlı bir basın açıklaması yayımladı. Açıklamada insan haklarının evrenselliğine, eşitlik ilkesine ve güncel ihlallere dikkat çekildi. TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, bildiriyi tüm şubeler adına kamuoyuyla paylaştı.
“Bütün insanlar hür ve eşit doğar” dedi
Başkan Meral Güler, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 1’inci maddesinde yer alan “Bütün insanlar hür, haysiyet ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler ve birbirlerine karşı kardeşlik zihniyeti ile hareket etmelidirler” ifadesini hatırlattı. Bu maddenin tüm insanlara hiçbir ayrım gözetmeksizin insan onuruna yaraşır bir muamele yapılması gerektiğini söyledi. Başkan Güler, yaşam hakkından sağlıklı çevreye kadar geniş bir kategori oluşturan insan haklarının bölünmez ve birbirine bağlı evrensel haklar bütünü olduğunu vurguladı. Beyannamenin tarihsel anlamını ve temel amacını hatırlatarak insanlığın ortak değerlerine sahip çıkılması gerektiğini söyledi.
“Dünya hala bildirgede yer alan özgürlük düzenini kuramadı” diye konuştu
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Beyannamenin kabul edildiğini ancak bugün hâlâ bildirgede yer alan özgürlüklere dayalı uluslararası bir düzenin kurulamadığını ifade eden Meral Güler, İnsanların ırkı, rengi, cinsi, dili, dini, mezhebi, inancı, etnik kimliği, siyasi-vicdani ve felsefi kanaati ne olursa olsun sadece insan olmaktan kaynaklı haklarının dünya çapında yeterince korunamadığını söyledi. Evrensel Bildirge’nin temel aldığı değerlerin birçok ülkede karşılık bulmadığını belirterek, hak ihlallerinin küresel bir sorun haline geldiğini dile getirdi. Güler, bu durumun insan haklarının evrenselliği idealine gölge düşürdüğünü ve uluslararası toplumun ciddi bir sınavdan geçtiğini söyledi.
TÜKD: Kadınlarımızın Eşit Yurttaş Olmalarının Önündeki Engeller Kaldırılmadı
TÜKD: Kadınlarımızın Eşit Yurttaş Olmalarının Önündeki Engeller Kaldırılmadı
“Ülkemiz beyannamedeki ideallerin gerisinde kaldı” dedi
Türkiye’de de insan hakları alanında kaygı verici bir tablo bulunduğunu belirten Meral Güler, “Demokrasi ve hukuk taahhüdünden uzaklaşıldı” dedi. İnsan hakları mekanizmalarının zayıflatıldığını, kimlik, politik görüş, cinsiyet veya cinsel yönelim nedeniyle maruz kalınan ayrımcılığın yaygınlaşıp toplumsal bir tehdit haline geldiğini vurguladı. Irkçı, ayrımcı ve cinsiyetçi söylemlerin her geçen gün arttığını söyleyen Güler, nefret söylemlerinin insan hakları alanında ağır bir kriz oluşturduğunu ifade etti. Gelinen noktanın, Beyannamenin ideallerinin çok uzağında olduğunu söyledi.
“İfade özgürlüğüne yönelik baskılar kaygı verici boyutta” diye konuştu
Başkan Güler, demokratik toplumların temel direklerinden olan düşünce ve ifade özgürlüğünün ciddi kısıtlamalarla karşı karşıya olduğunu söyledi. Basın mensupları ve insan hakları savunucuları üzerindeki denetim ve baskıların kaygı verici bir seviyeye ulaştığını belirtti. Gazeteciler başta olmak üzere ifade özgürlüğünü kullanmak isteyen herkesin baskı ve sınırlamalarla karşılaştığını dile getirdi. Bu durumun düşünce ve ifade özgürlüğünün önünde aşılması güç engeller oluşturduğunu, demokratik işleyişi ve toplumsal barışı olumsuz etkilediğini ifade etti.
“Hak ihlallerine karşı barışçıl ve adil çözümler üretilmeli” dedi
Başkan Meral Güler, Türkiye’de insan hakları sorunlarının çözümü için içtenlikli adımlar atılmasının zorunlu olduğunu söyledi. Başta yaşam hakkı olmak üzere ağır ve ciddi ihlallerin engellenmesi gerektiğini vurguladı. Toplumsal barışın sağlanabilmesi için demokratik, adil ve barışçıl çözümlerin hayata geçirilmesi gerektiğini ifade etti. İnsan hakları alanında etkin programlar geliştirilmesinin toplumun geleceği açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
“Eşit hakların koşulsuz sağlandığı bir dünya diliyoruz” dedi
Dünya İnsan Hakları Günü’nün anlamına dikkat çeken Güler, her türlü önyargı, ayrımcılık ve şiddetin son bulduğu bir dünya temennisini yineledi. Her yurttaşın, insan olmaktan kaynaklanan haklardan koşulsuz ve eşit bir şekilde yararlanması gerektiğini söyledi. İnsan haklarına dayalı bir toplumsal düzenin ancak eşitlik temelinde mümkün olacağını belirtti. Bu idealin hem Türkiye’de hem dünyada gerçekleşmesi için mücadelenin sürmesi gerektiğini vurguladı.