Türkiye’nin dört bir yanındaki milyonlarca çalışanı temsil eden Türk Tabipleri Birliği (TTB), DİSK, KESK ve TMMOB, son günlerde tırmanan laiklik tartışmalarına karşı ortak bir irade beyan etti. Gazeteci, sanatçı ve akademisyenlerden oluşan 168 ismin yayımladığı bildirinin ardından gelen sert tepkilere yanıt veren örgütler, laikliğin savunulmasının bir suç değil, anayasal bir yükümlülük olduğunu vurguladı.
"SERMAYE DÜZENİ KUTUPLAŞMADAN BESLENİYOR"
Yapılan ortak açıklamada, laiklik ilkesinin sadece bir yönetim biçimi değil, aynı zamanda işçi sınıfının ve emekçilerin tarihsel kazanımlarının teminatı olduğu belirtildi. Ekonomik krizin derinleştiği süreçlerde inançlar üzerinden yapılan tartışmaların toplumda ayrıştırmaya yol açtığı ifade edilerek şu görüşlere yer verildi:
Laikliğin, inanç özgürlüğünün ve eşit yurttaşlığın en güçlü kalesi olduğu hatırlatıldı.
Gelir adaletsizliğinin arttığı dönemlerde, emekçilerin kimlikler üzerinden bölünmek istendiği ve bu durumun "böl-parçala-yönet" politikalarına hizmet ettiği savunuldu.
Laik bir düzende hak aramanın, grev yapmanın veya örgütlenmenin "günah" gibi kavramlarla yaftalanamayacağı, iş cinayetlerinin ise "kader" denilerek aklanamayacağı dile getirildi.
Laiklik Haklarımızın Güvencesidir:
— Türk Tabipleri Birliği (@ttborgtr) February 22, 2026
Laikliği Savunmak Suç Değil, Tarihsel Bir Görevdir!
Son dönemde laikliğin savunulmasını suç gibi gösteren, laiklik talebini kriminalize etmeye çalışan, laikliği savunanları hedef gösteren açıklamalar sadece Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nı… pic.twitter.com/QKAWx6DKTw
ANAYASA HATIRLATMASI VE MÜCADELE KARARLILIĞI
Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde yer alan "demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti" niteliklerinin son yıllarda ağır tahribata uğradığı iddia edildi. Laikliğin kriminalize edilmesini reddeden dört kurum, demokratik bir cumhuriyet ve emeğin birliği için laiklik mücadelesini sürdüreceklerini kamuoyuna ilan etti.