Beşiktaş Başkanı Serdal Adalı, Olağan İdari ve Mali Genel Kurul’un ardından yaşanan tartışmalara ilişkin sert açıklamalarda bulundu.
Adalı, “Bu koltuğun sorumluluğu ağırdır; ben o sorumluluğu taşımak için buradayım, kaçmak için değil. Onurumla, gururumla, tertemiz bir şekilde buralara geldim ve bu saatten sonra da kirlenmeye niyetim yok” dedi.
“20 Günlük İbra Masalının Aslını Anlatacağım”
Yönetim Kurulu Toplantısı sonrası basın mensuplarına konuşan Adalı, genel kurulda tartışma yaratan “20 günlük ibra dönemi”ne değindi:
“11 Mayıs – 31 Mayıs arasındaki o 20 günlük dönem, görevde olduğum ikinci dönemin ilk günleriydi. Ne bir karar alındı, ne bir harcama yapıldı. Buna rağmen o 20 günü bahane edip algı yaratıyorlar.”
Adalı, sürecin yargıya taşındığını belirterek, “Bizim yargıda eksik dosyamız bir bu kalmıştı; onu da yaşayalım. Beşiktaş’a hizmet edenin alnı ak olur” ifadelerini kullandı.
“Hedef Beşiktaş Değil, Beşiktaş’ın İmkanları”
Başkan Adalı, kulüp içindeki bazı çevrelerin istikrarı bozmak istediğini iddia etti:
“Amaç Beşiktaş’ı yeniden seçime götürmek, istikrarı bozmak. Hedef Beşiktaş değil, Beşiktaş’ın imkanları. Kulübün kaynaklarını kontrol etmek istiyorlar. Ben buna izin vermem.”
Adalı, “Kim başkan olmak istiyorsa çıksın vizyonunu anlatsın. Ama iftirayla, perde arkasından manipülasyonla siyaset yapmasın. Beşiktaş kimsenin kariyer basamağı değildir.” dedi.
“Beşiktaş’ta Kimse Dokunulmaz Değil”
Kulüpte şeffaflık ve denetim reformlarının hayata geçtiğini belirten Adalı, mali tabloya ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Son 10 ayda 9,3 milyar TL’lik ödeme gerçekleştirdik. Kulüp tarihinin en büyük tek seferlik borç ödemesini yaptık. Artık her karar kayıt altında, her süreç izlenebilir. Beşiktaş’ta kimse dokunulmaz değildir.”
“Sergen Hocamız Görevine Devam Ediyor”
Yönetim Kurulu toplantısında Futbol Komitesi kurulmasına karar verdiklerini açıklayan Adalı, teknik direktör Sergen Yalçın’ın görevinin başında olduğunu belirtti:
“Sergen hocamızla ilgili çok şey söyleniyor ama hocamız görevinin başındadır. Biz Beşiktaş’a hizmet etmeye geldik, kavgaya değil.”